  
Miting fantezisi ve Kozmetik tedbirler
Miting sevdasını işadamları ilk kez 1998 yılında konuşmuşlardı. Kuşkusuz bunun bir ütopya olduğunu kendileri de biliyordu. O tarihlerde TÜSİAD'ın önde gelen ismi Aldo Kaslowski'yle yaptığım bir söyleşi de işadamlarının miting fantezisinden bahsetmiş ve "Sokağa inip miting yapmayı kendi içimizde konuşuyoruz. Bazı şeyler mitingle anlatılmalı ise biz neden yapmayalım? Gidip de birşey kırmak için değil. Bir yürüyüş bile yeterli olur" demişti. Tabi ki bu fantezi olarak kaldı. İşadamları olağan toplantılar yaparak Ankara'ya mesaj iletmeyi daha uygun buldu. Ancak geçenlerde Sakıp Sabancı dostlarıyla konuşurken laf arasında, "meydanlara mı çıksak" deyivermiş. Sabancı'nın cesurca konuştuğunu herkes bilir. Hatta TÜSİAD'dan ayrı olarak her ay bir araya gelmeye başlayan ve ismi ısrarla konulmak istenmeyen yeni oluşumda, Sabancı'nın istediği sertlikte konuşmadığı dahi anlatılıyor. Çünkü sonuçta bu da yeni bir gruplaşma ve Sabancı aykırı bir ses çıkarmak istemiyor belli ki.
İşadamları kendi içlerinde sorunların çözümü için mitingi düşünüyor düşünmesine de sokağa çıkmanın belki de en son çare olduğunu biliyor. Şimdilik ellerine geçen her fırsatı değerlendirerek Ankara'yı mesaj bombardımanına tutuyor. Son olarak önceki akşam İnterpro Bilişim Ödülleri töreninde konuşan TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın cümlelerinin sertliği dikkat çekmeye yetti. Özilhan, "Şimdi, Allah için, açık engellerden vazgeçtik. Meseleyi 'uzmanlara' havale ettik. Uzmanlar, Telekom'u özelleştirmeme programı hazırlıyorlar" diyor ve ne ekonominin yeniden yapılanmasında ne de çağdaş kafa yapısına sahip yönetim anlayışında böylesine küçük ayak oyunlarına yer olmadığını vurguluyordu. Dün Aldo Kasowski'ye son gelişmeleri konuşuyoruz. Türkiye'nin tarihi bir kavşakta olduğunu söylüyor ve başta işadamları olmak üzere herkesin moralini yüksek tutması gerektiğine işaret ediyor. Durum ciddi. Fabrikalar 2 gün çalışıp üçgün duruyor ama işadamları fedakarlığa her zaman olduğu gibi şimdi de razı. Fakat Kaslowski'nin deyimiyle 'kozmetik tedbirlerle köşeyi dönmelere' de artık tahammül kalmadı. Yol şüphesiz çok daha uzun. Kaslowski, "Parayı verecek olanlar merak etmesin. Biz gelecek paranın nereye harcandığının çok daha büyük bekçisi olacağız. Sonra onlara da dönüp 'neden verdiniz' diye soracağız" diyor.
Deniyor ki, TÜSİAD bugün ilan verse Hükümet anında düşer. Çünkü başta Türk-İş olmak üzere bu kez sendikaların da desteğini alan TÜSİAD'ın arkasından tüm sivil toplum örgütleri gelir ve hükümet dayanamaz. Ancak kapalı kapılar ardında böyle bir ilanı konuşan TÜSİAD bunu yapmak istemiyor. Kaslowski'ye nedenini soruyorum. O da diyor ki, 'Amacımız hükümeti düşürmek olamaz. Ülkenin böyle bir lüksü olmadığı ortada. Sorunlara çözüm getirecek adımları atmaya çalışıyoruz." TÜSİAD belli ki yapıcı olmaya çalışıyor.
Bir not da Devlet Bakanı Kemal Derviş hakkında. Bugüne kadar hükümetleri ya da politikacıları değil, açıklanan programları destekleyen TÜSİAD'ın Kemal Derviş'e özel destek verdiği gözleniyor. Açıkça ortada ki, dernek ilk kez bir ismi bağımsız bir şekilde destekliyor.
Bilişim'i çiklet yaptık!
Bilişim'in ne anlama geldiğini henüz kimse bilmiyorken, Faruk Eczacıbaşı 1995 yılında Türkiye Bilişim Vakfı'nın kurulmasına öncülük etmişti. Türkiye'nin bilgi toplumuna dönüşmesi için verdiği çabaları şimdi saymakla bitiremeyiz. Eczacıbaşı önceki akşam işte bu çabalarını aldığı bir ödülle kutladı. Interpro Bilişim Ödülleri 2000'de, Türkiye Bilişim Vakfı'na, Türkiye ve Yunanistan arasındaki komşuluk ve ticaret ilişkilerini geliştirmek amacıyla başlattığı 'Türk-Yunan Bilgi Toplumu Forumu' çalışmaları nedeniyle Uluslararası Başarı Ödülü verildi. Eczacıbaşı önderliğinde TBV, iki ülke arasında bilişim alanındaki ilişkilerin geliştirilmesi için hem Yunanistan'da hem Türkiye'de hem de diğer Avrupa ülkelerinde toplantılar düzenlemiş ve sonucunda somut gelişmeler olmuş, hatta şirket evlilikleri bile gerçekleşmişti. Yunanistan'ın Sabancı'sı olarak bilinen Intrasoft şirketinin kurucusu Socrates Kokalis'in Faruk Eczacıbaşı'nın davetlisi olarak bir kaç kez Türkiye'ye geldiğini biliyoruz. Aslında Eczacıbaşı'ndan öğrendiğimize göre, Kokalis sayısız defa Türkiye'ye gelmiş ancak gizli görüşmeler olduğundan kimsenin de haberi olmamış. Bir zamanlar bilişimin ne anlama geldiğini anlamaya çalışan Türkiye'nin bugünkü halini ise Faruk Eczacıbaşı'dan dinledim. Eczacıbaşı'na göre, şu anda bilgi ve bilişim kavramları öyle çok kullanılıyor ki adeta çiklet haline getiriliyor. Ancak içi ne yazık ki boş. Oysa AB'de bilişim önemli bir hedef olarak anlatılıyor ve altı da projelerle dolduruluyor. İşte bu nedenle Eczacıbaşı, TBV'nin hedefinin bilişim kavramının içinin Türkiye'ye özgü projelerle doldurması olduğunu söylüyor. TVB şimdi 'AB'ye giderken ilk yatırımlar ne olmalı' konusunda hummalı çalışmalar yapıyor.
Avrupa Günü ilk kez kutlanıyor
Avrupa Birliği'nin doğuşuyla ilgili adımların ilk kez 9 Mayıs 1950 yılında atıldığını biliyor muydunuz? TÜSİAD'dan aldığım bir davetiye sayesinde böyle bir günün varlığından haberdar oldum.
Davetiyede, "Bütün Avrupa'yı sarsacak bir Üçüncü Dünya Savaşı tehdidi sürerken, O gün Paris'te Fransa Dış işleri Bakanı Robert Schuman, uluslararası basın mensupları önünde, Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerini, "Bir Avrupa federasyonunun ilk somut temeli olarak" kömür ve çelik üretimlerini birleştirmeye çağıran bir bildirge okudu...Dolayısıyla herşey o gün başladı. İşte bu nedenle, 1985 yılında AB liderleri Milano Doruğu'nda 9 Mayıs'ın Avrupa Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı" deniyor.
Her ne kadar Türkiye için AB'ye girmek önemli olsa da Avrupa Günü bugüne kadar hiç kutlanmamıştı. Öğrendiğimize göre TÜSİAD, Avrupa Komisyonu'nun bir fonunu da kullanarak özel bir davet hazırlamış. Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Karen Fogg'un da katılacağı davette aslında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i de görecektik. Ancak, önce davete katılacağını belirten Sezer, daha sonra aynı saatlerde 'Avrupa Günü' nedeniyle özel bir öğlen yemeği düzenlediğinden gelemeyeceğini bildirmiş. TÜSİAD, toplantıyla hem Türkiye'ye hem de Avrupa'ya 'Biz Avrupa Birliği'ni istiyoruz' mesajı verecekmiş.
|