kapat
06.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )

Deli deli tepeli, kulakları küpeli...

Saç dökülmesini önleyen bir losyon reklamı için, şöyle bir fıkra uydurmuşlar: Adamın biri, Fatih köprüsünden aşağı atlayıp ölmüş. Cesedini bulup çıkardıkları zaman, başında tek bir tel saç yokmuş.

Saçları, tek tek ertesi gün dökülmeye başlamış köprüden...

Çünkü adam sağlığında, saçların dökülmesini geciktiren, "bilmem ne" losyonunu kullanıyormuş.

Bu fıkra siyasetçilere de pekala uyarlanabilir.

Şöyle ki:

Ekonomik krizler; siyasetçileri, her türlü yalandan arınmış olarak gömermiş görünmez bir çöplüğe...

Çünkü vaktiyle söyledikleri yalanlar, kendileri kaybolduktan sonra dökülmeye başlarmış ortalığa..

Tıpkı:

- Adriyatik kıyılarından Çin seddine kadar genişleyen etkimize, dünya hayran oluyor, gibi...

Yalanlarının geç ortaya dökülmesini de, özel bir losyonla değil; üstünde, "önce vatan" yazılı bir kazıkla sağlarlarmış.

Mesut Yılmaz, Saadettin Tantan'la birlikte; yeni ısmarladığı elbisesini almak için terzisine uğramış.

Bir de bakmış ki, ceket üç kollu... Başlamış bağırmaya:

- Bu ne biçim elbise; niye ceketi üç kollu?

Sadettin Tantan, kulağına usulca fısıldamış Mesut Yılmaz'ın:

- Sinirlenmeyin kuzum; sanırım siz de herhangi bir uyarıda bulunmadınız daha önce, "ceketi üç kollu yapma" diye..

Mesut Yılmaz, ANAP genel merkezinin çevresine siyahlı beyazlı bayraklar dikiyormuş.

Ordan geçmekte olan Bülent Akarcalı, birden durup Yılmaz'a yaklaşmış:

- Afedersiniz sayın başkanım, demiş; merak ettim, genel merkezin çevresine neden dikiyorsunuz bu bayrakları?

Mesut Yılmaz:

- Zürefalar gelmesin diye, demiş.

- Zürefalar mı? Buraya zürefa gelmez ki...

Mesut Yılmaz:

- Tabii gelmez, demiş; madem ki, bayrak diktik o kadar...

Erkek bir kirpinin libidosu hareketlenmiş ve kararmış gözleriyle, nefes nefese siyah bir elbise fırçasının üstüne binmiş...

Elbise fırçasının, dişi bir kirpi olmadığını anlayınca da; utanarak inmiş yere:

- Herkes bu kadar yanlışlık yapar, demiş; Jandarma Genel Komutanlığı da, Başbakan Yardımcısı Yılmaz'a, sert bir uyarı da bulunmadı mı?

Bülent Ecevit; kısık gözlerle, Mesut Yılmaz'a karşıdaki bir ağacı göstererek: - Sayın Yılmaz, ne var o ağacın üstünde, diye soruyordu.

Yılmaz:

- Yeşil zeytinler var sayın Ecevit, dedi.

- Ama yeşil değil, beyaz görünüyorlar...

- Evet beyaz görünüyorlar, çünkü aslında kırmızı hepsi..

Rivayet ediyorlar ki, Kemal Derviş'in son zamanlarda en çok sevdiği fıkra şuymuş: Balıkadamın biri, ehlileştirdiği genç bir ahtapotla güzel bir dostluk kurmuş.

İkisi de çok alışmışlar birbirlerine..

Balıkadam, çok sevdiği ahtapota bir armağan vermek istemiş bir gün.

Ne vereyim, diye; bir hayli düşünmüş, düşünmüş. Sonunda aklına bir gayda armağan etmek gelmiş... Çok kollu bir İskoç gaydası...

Gayda çalan bir ahtapot..

Ve bir gayda alıp armağan etmiş dostu ahtapota..

Ahtapotda bir sevinç, bir sevinç...

Ama bir süre sonra feryatlar, inlemeler başlamış ahtapotta..

Meğer armağan edilen gayda, çalmaya başlamış ahtapotu..

Kemal Derviş'i usulca uyarmışlar: - Ankara'nın bir huyu vardır, demişler. Kalbinin anahtarını kime verse, çaktırmadan kilidi değiştirmeye kalkar...

 
Türkiye bu krizden ne zaman çıkar?

3 Ay
6 Ay
12 Ay
1 Seneden fazla

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır