Bir öğretmenle, bir SAS komandosu çiftin tekstildeki girişimi, örnek olacak başarıyla sonuçlandı. Gülden-Yılmaz Yılmaz çiftinin 12 yıl gibi kısa bir sürede yarattığı Koton Tekstil, sadece Türkiye'de değil, dünyada da İspanyolların Zara ve Mango'su ile rekabete tutuştu. Yılmaz Yılmaz, denizin derinliklerinden konfeksiyona uzanan yolu anlattı.
* Sisteminiz yabancı mağazalarla aynı. Kimi rakip olarak alıyorsunuz?
Tasarım, üretim ve pazarlama teknikleri olarak dünya şirketleri ile aynı sistemi kullanıyoruz. Çok çeşit, hızlı üretim ve çabuk değişim modeli. Kimseye rakip değiliz. Biz kendi krallığımızı kuracağız. Türkiye'de bu modeli uygulayan şirket yok denecek kadar az. 500 kişilik fabrikada 50 kişilik stilist bölümümüz var.
* Krizden sonra satışlar düştü mü?
Krize rağmen satışlar iyi gidiyor. Bunu da düşük maliyet, hızlı üretim ve hızlı değişim kuralına borçluyuz. Pasta küçülüyor olabilir. Ama her gün mağazaya 7-8 model giriyor. Bir sezonda binin üzerinde model üretiyoruz. Böylece müşterinin ilgisini sürekli canlı tutabiliyoruz.
* Nasıl bir pazarlama stratejiniz var?
Biz sezonu şubatta açtık. Ucuzlukta fazla ürün satmak istemiyoruz. Zaten dünyada da bu böyle. Kriz olduğunda ürünümüzün çoğunu satmıştık. Böylece krizde ekstra bir çaba göstermek zorunda kalmadık.
* Hedefleriniz ya da hayalleriniz nedir?
Öncelikle 5 senede 50 mağazalık bir zincir olmayı hedefliyoruz. Dünyada da en az 10 ülkede Koton isminde mağazalar işleten bir firma durumuna gelmek istiyoruz.
* İhracatta hedefiniz nedir?
Hedefimiz 20-25 milyon dolarlık ciro yapmaktı. Devalüasyondan sonra ihracat ayağını biraz daha güçlendirip bu rakamın üzerine çıkabiliriz diye düşünüyorum.
* Tekstilin en kötü döneminde sektöre girmeye nasıl cesaret ettiniz?
Hayalimizde ve niyetimizde bırakın bu büyüklüğe ulaşmayı üretim bile yoktu. Eşim yaz tatilini değerlendirsin diye küçük bir butik açtık. Ama işler o kadar iyi gitti ki 3 yıl sonra üretim yapmak bir atölye açmak durumunda kaldık. 19 mağazaya ulaştık. Kimsenin yerine oynamıyoruz.