kapat
04.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )

Jandarma...

Mesut Yılmaz'ın Beyaz Enerji soruşturmasından yola çıkarak yaptığı sert açıklamalara, Jandarma Genel Komutanlığı'ndan sert yanıt geldi.

Dün, gerek Mesut Yılmaz'ın, gerekse ANAP'ın Türkbank meselesinden Beyaz Enerji soruşturmasına uzanan "durum"u nedeniyle yaptığı açıklamaların "inandırıcılıktan yoksun" olduğunu belirtmiştik. İnandırıcılıktan yoksun olan, şüphe yok ki, Yılmaz'ın açıklamalarından çok, karşı salvo atışıyla "demokratvari" bir role soyunmasıydı. Daha da öte, bu rolü Beyaz Enerji meselesinin üstünü örtmek için kullanmasıydı.

Bu bir gerçek...

Ancak diğer bir gerçek de var.

Bu ikinci gerçek, yolsuzluk operasyonları üzerinden sistemin işleyişindeki "asker-sivil dengesi"nin biraz daha birincisinin lehine çevrilmesi ve askeri otoritenin jandarmanın etkinliği üzerinden vakıflardan derneklere, siyasi partilerden siyasetçilere, siyasi alanı yeniden yapılandırma projesini gündemde tutmasıdır.

Bu iki gerçek, pek çoğumuzun sandığı gibi "birbirini dışlamaz, birbirini sıfırlamaz"...

İkinci gerçeğin varlığı birinci gerçeği ortadan kaldırmaz, yani yolsuzlukların üzerine gidilmesinin önemini ve kaçınılmazlığını zedelemez ve Mesut Yılmaz'ın planladığı olmaz.

Buna karşılık, yolsuzlukların üzerine gidilmesinin hayatiyeti, malum proje ve yapılanmayı, yani ikinci gerçeği yok saymamızı gerektirmez, görmemezi engellemez. Bazılarının yaptığı gibi, yolsuzlukların üzerine gidilmesi için ne askere yaslanılması gerekmez. İkinci gerçeğin altını çizmek de yolsuzlukları görmezden gelme anlamına gelmez.

Merkez olan hukuktur. Devlet "yasal fiziki şiddet tekelini elinde tutan kurum"sa, bu gücü yasa dışı durumlara uyguladığı kadar kendisini de aynı yasalara uyarlamak zorundadır.

Ne var ki, bugünlerde kaba bir iktidar kavgasının tam ortasında bulunuyoruz; hukuku savunmanın, tayin edici ayrıntıları konuşmanın müşkül olduğu günler yaşıyoruz. Bu, 28 Şubat günlerinde de böyleydi. O günlerde de hukukun marjinalize olduğunu görmüştük ve bunun bedelini hâlâ ödüyoruz.

Mesut Yılmaz'ın açıklamaları nasıl bu çerçevede anlaşılmak zorundaysa, Jandarma Genel Komutanlığı'nın yaptığı açıklama da bu çerçevede yorumlanmak durumundadır. Başbakan Yardımcısı'nın jandarmayı gestapo olarak itham etmesi ne denli dar bir siyasi kavgayı ifade ediyorsa, Jandarma Genel Komutanlığı'nın, Başbakan Yardımcısı hakkında tersten ithamlara dolu sert açıklaması da demokrasi açısından o denli sıkıntılı bir durumu ifade ediyor.

Nitekim jandarmanın açıklaması; sadece askeri otoriteye ait olan, bu otoritenin kendisini siyaset, meclis ve hükümet üstü görmesinden kaynaklanan bir "geleneğe" gönderme yapar. Ve jandarmanın zabıta görevinden çok askeri görevine; İçişleri Bakanlığı'na tâbiyetinden çok Türk Silahlı Kuvvetleri'ne aidiyetine işaret eder.

Ayrıca açıklamada, "jandarmanın DGM'ler ile yasal ilişkisine" referans verilmesi, üstü örtülü bir durumun itirafı gibidir. Çünkü, 4422 sayılı yasa üzerinde açılmak istenen ve Egebank meselesiyle başlayan yolsuzluk soruşturmaları önce Ankara DGM tarafından görevsizlik kararıyla geri çevrilmiş, İstanbul DGM aynı yönde karar vermek üzereyken, devreye giren bir el dosyaları tekrar Ankara'ya yönlendirmiş, Ankara DGM bu kez İstanbul'u bağlayan bir iddianame hazırlamış, siyasi nitelikli olanlar da dahil olmak üzere tüm yolsuzluk dosyaları 4422 sayılı kanun kapsamına sokulmuş ve jandarma bu yolla devreye girmiştir. Burada "DGM savcısının talebinden çok, savcıya yönelik bir talep kokusu keskin"dir.

Belli ki, bu konu daha çok tartışma götürecek...

Şu anda en önemli mesele, jandarmanın sert açıklamasından sonra siyasi dengelerin kazanacağı istikamettir. Hatırlanacaktır; Yılmaz, seçimlerden önce benzer çıkışlar yapmıştı, ancak askerden gelen tepki üzerine çark edince siyasi alan biraz daha daralmak durumunda kalmıştı.

Korkarız yine aynı şey olacak...

 
Türkiye bu krizden ne zaman çıkar?

3 Ay
6 Ay
12 Ay
1 Seneden fazla

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır