  
IMF'ye lider sözü...
Türkiye Uluslararası Para Fonu ile, üye olduğu 1947 yılından bu yana toplam 18 anlaşma yaptı. Ancak yapılmakta olan yeni anlaşma hem içerik bakımından hem şekil bakımından hem de beraberinde gelecek olan mali yardım bakımından özel önem taşıyor. Bir kere Türkiye, IMF'den en fazla mali yardımı 8 milyar dolar ile bu kez alıyor. Fakat aynı zamanda en güçlü ekonomik politika taahhütlerini de bu kez veriyor. Hem de üç genel başkanın imzası ile.
Bugüne kadarki stand - by düzenlemeleri Hazine bakanlarının ve Merkez Bankası başkanlarının imzası ile yapılıyordu. Niyet mektupları hep bu ikilinin imzaları ile veriliyordu. Ki dünyadaki genel uygulama da bu yönde idi. IMF, bu uygulamayı ilk kez üç yıl önce Endonezya ile yapılan anlaşma sırasında değiştirdi. Olağanüstü bir ekonomik kriz yaşayan Endonezya ile anlaşma ve mali yardım için ekonomi bakanı ve merkez bankası başkanının imzaları yeterli görülmedi ve devlet başkanının da imzası alındı.
İki imza yeterli değil
Şimdi de Türkiye'ye benzer bir yöntem uygulanıyor.
Türkiye ile yeni bir anlaşma ve yüklü bir mali yardım için sadece Devlet Bakanı Kemal Derviş ile Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'nin imzalarını yeterli bulmuyor IMF. Ekonomik reformlar ve siyasal kararlılık için daha güçlü taahhüt arıyor ve koalisyon liderlerinin de imzasını istiyor.
Bunun üzerine ekonomik reformlar konusundaki siyasal kararlılığın bir göstergesi ve güçlü bir teminatı olarak Başbakan Bülent Ecevit ile başbakan yardımcıları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz kısa bir taahhüt mektubu imzalıyorlar.
Programın tavizsiz uygulanacağı, niyet mektubu ile verilen tüm taahhütlere sadık kalınacağı yönünde güçlü bir siyasi irade beyanı niteliği taşıyan liderler imzalı bu taahhütname, IMF ile yeni anlaşma ve 8 milyar dolarlık mali yardımın önünü açıyor.
Bunun yanı sıra tabii ki normal prosedür de işliyor. Devlet Bakanı Kemal Derviş ile Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'nin imzasıyla verilen ikinci mektup genel kural gereği. Ekiyle birlikte 18 sayfa tutan bu mektup, anlaşmanın onayından sonra dünya kamuoyuna açıklanacak. Koalisyon liderlerinin imzaladıkları taahhütname ise muhtemelen gizli tutulacak, kasaya kilitlenecek.
Aslında sadece liderlerin taahhütnamesi gizli tutulmayacak, geçen dönemde de olduğu gibi yine anlaşmanın yan mektupları da var. "Side letter" denilen iki de yan mektup imzalıyor Devlet Bakanı Derviş.
Bunlardan ilki kamu toplu sözleşmelerindeki ücret tavanlarının sınırlanmasıyla ve kamuda izlenecek istihdam politikalarıyla, diğeri de bankacılık sektörü ile ilgili.
Bankacılık için gizli mektup
Bankacılık sektörü ile ilgili yapılması öngörülen bazı düzenlemeler de şimdilik sır niteliği taşıyor. Zor durumdaki bazı özel sektör bankalarının mevcut sahiplerinin elinde tedavi edilip edilemeyeceği, bunlar için verilecek ek süreler ve bu sürelerin sonunda da taahhütlerin gerçekleşmemesi halinde nasıl bir yol izleneceği, kaç bankanın daha fon kapsamına alınacağı, devir ve birleşmelere zorlama yöntemlerinin nasıl bir seyir izleyeceği de bu gizli mektupta yer alıyor.
Üçü gizli, biri açık ve normal prosedürün gereği olan bu dört ayrı taahhüt, 10 Mayıs günü yapılacak olan IMF İcra Direktörleri toplantısında görüşüldükten sonra anlaşma kesinlik kazanacak.
Ancak anlaşmanın onayı için sadece bu dört mektup yetmiyor. Hükümetin ön koşulları yerine getirmesi gerekiyor. 10 Mayıs'a kadar iki önemli yasal düzenlemenin gerçekleşmesi gerekiyor. Bankalar Kanunu ile telekom kanunları. Bankalar Kanununda sorun yok ama, telekom kanunu üzerinde henüz uzlaşma sağlanabilmiş değil.
Üçüncüsü, kamu bankalarının yeniden yapılandırılması çerçevesinde yapılacak düzenlemelerin ve bu bankaların açıklarının Hazine kağıtları ile kapatılması işleminin sonuçlandırılması.
Dördüncü ve en kritik olanı da temel gıda dışındaki tüm mal ve hizmetlerdeki KDV oranının birer puan arttırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının çıkarılarak uygulamanın başlatılması...
|