  
Hutbe ve hukuk
Bugün ülkemizdeki 74.356 camide "Cuma hutbesi" okunacak... Hocaefendi "muhterem cemaat" diye söze başlayacak... Ve sonra da... "Hutbenin konusunu" söyleyecek:
"Ölçülü ve tutarlı olmak."
Ölçüsüzlüğün tırmandığı...
Tutarsızlığın "ilke" haline geldiği bir dönemde...
On milyon insanın dinlediği cuma hutbesini "bu konuya" ayırmak, takdir edilecek bir düşünce.
***
Sonuna geldiğimiz haftaya damgasını vuran olay "hukukun siyasallaşması" tartışması.
Çok önemli bir konu.
Fakat, siyaset bu konuyu neden "dün" değil de, bugün tartışıyor?
Siyasetin "aklı" aylar önce neredeydi?
Bu durum "tutarsızlık" değil mi?
***
Madem söz hukuktan, siyasetten açıldı.
Bir "olay" anlatalım.
Siyasetçilerimiz, heyet halinde, İsviçre'ye gitmişler.
Resmi görüşmede, karşı heyette, "Denizcilik Bakanı" da var.
"Bizimkilerden biri" karşı heyetin başkanına sormuş:
- Ekselans, İsviçre'de deniz var mı?
İsviçre heyet başkanı bozulmuş.
Ve şu yanıtı vermiş:
- Biz zatı devletlerine "Türkiye'de Adalet Bakanlığı neden var" diye soruyor muyuz?
Bu anlattığımız "hikâye... Fıkra" falan değil.
Bir hukukçunun kitabından aldık.
Balıkesir Barosu eski Başkanı Turgut İnal'ın "Adaletin bu mu Adalet" adlı kitabından, (Sayfa 71)
***
İsviçreli "sizde Adalet Bakanlığı neden var" diye sorabiliyorsa...
"Bazı şeyler" normaldir.
Ölüm oruçları gibi.
Hukukun siyasallaşması gibi.
***
Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu "Ecevit kuşağının önemli siyasi şahsiyetlerinden."
Bir tebliğinde (Atatürk ve Millet Egemenliği) diyor ki:
"Ne muhalefet partisi, ne de parti içi muhalefet düsturu, bolşeviklerin benimsediği bir düsturdur... Ve şüphe yok ki, gerçek demokrasinin tam zıddıdır."
Şimdi soru bir:
Muhalefet partileri bugün, "sistemin bir parçası" olarak kabul ediliyor mu?
Soru iki:
"Parti içi muhalefete" tahammül gösteriliyor mu?
Muhalefetsiz demokrasinin hukuku "işte bu kadar" olur.
"Siyasallaşır."
"Siyasi akıl" denen şey odur ki...
"Gerçeği" zamanında görür ve söyler.
***
Akıl dedik de aklımıza geldi.
Bugünkü hutbenin bir bölümü de "akla dair."
Hocaefendi diyecek ki:
- Ölçülü ve tutarlı olmak, aklı kullanmanın neticesidir.
Ve devam edecek:
- Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? (Hutbenin 19. satırı.)
***
Ve son olarak "Nobel ödülü sahibi bir bilim adamı olan Friedrich A. Von Hayek'in (1899-1992) bir sözü ile yazımızı bitireceğiz:
"Bir memleketin hür olduğunu gösteren ve onu keyfi şekilde yönetilen ülkelerden ayıran en önemli özellik, hukukun egemenliği kuralı diye bilinen büyük prensibe saygı duyulmasıdır."
Eğer "büyük prensibe" saygı duyulmazsa..
"Hukuk" siyasallaşır.
"Düstur" bolşevikleşir.
"Rüzgâra göre yelken açan siyasetçi" de tutarsızlaşır.
Neyse, "hayırlı Cuma'lar."
|