  
İşte benim Anadolum!..
Daha perde açılırken vurdu, Dansın Sultanları beni.. İnsanı hem de nasıl büyüleyen bir ses ve ışık gösterisi içinde fonda gizemli Nemrut ve üzerindeki o Kommanege krallığı tanrılarının oturduğu teras, hayal meyal..
Sahnede, tahtlarından inip oraya gelmiş heybetli tanrılar.. Önlerinde alev alev yanan bir ateş..
Starasın ses ve ışık düzenini Işık dizaynırı Palle Palme ve Ses dizaynırı Eilif Stene bir ilahi sahne oluşturmak için nasıl kullanmışlar..
Canan Göknil ve Nurçin Sebük'ün kostümleri, Nezih Başgelen'in fotoğrafları, Koray Ariş'in maskları.. Derya ve Neriman'ın makyajları..
Taner Demiralp, Fuat Saka, Mustafa Erdoğan, Murat Uygun ve Serdar Yalçın'ın müzikleri.. Zafer Kanyılmaz'ın sahne tasarımı içinde buluşuyorlar..
Öyle baka kalıyorsunuz sahneye.. Öyle baka kalıyor ve hissediyorsunuz ki ardından muhteşem bir gösteri izleyeceksiniz..
Ve dans başlıyor..
Mustafa Erdoğan'ın baş koreograflığında, Murat Uygun, Alper Aksoy, Yıldız Çankaya, Feryal Avcıyaman, Oktay Keresteci, Sibel Sürel, Nuri Arslantaş, Aydın Balcı ve Nesrin Topkapı'nın katkılarıyla düzenlenen o baş döndürücü dans başlıyor..
Önce ateş var Nemrut dağında.. Önce ateş, sonra güneş var, Doğu ile Batının buluştuğu Fırat vadisinde.. Anadolulu Prometeus ateşi insanlara ulaştırır.. İnsanlar çoğalır ve dağılırlar yeryüzüne..
Anadolu yaşamaya başlar.. Zaferler, yenilgiler birbirini izlerken.. Aydınlıklar sarar ülkeyi.. Pandora'nın kutusundan kötülükler yayılır dünyaya.. Savaş başlar..
Ölümüne savaş.. Ama sonunda akl-ı selim hakim olur.. Barış gelir... Davullar barış için vurur.. Barışın coşkusu başlar danslarda..
Mustafa Erdoğan Anadolu'nun bütün danslarından faydalanmış bu öyküyü anlatmak için.. Ve de nasıl görkemli kullanmış.. Ve de nasıl coşkulu kullanmış..
Bu kutsanmış gösterinin anını kaçırmamak için uslu uslu oturmaya direniyorsunuz yerinizde.. Ama ikinci perdenin ortasında, bu ülkenin gördüğü en muhteşem, en inanılmaz horon başlayınca, kendinizi artık tutamıyor, ayağa fırlıyorsunuz.. Binlerce kişi ayağa fırlıyor..
Kıyamet kopuyor..
Sahnede onlarca genç, hem de nasıl keyifle, hem de nasıl coşku ile adım vuruyorlar.. Salonda nasıl binlerce el tempo tutuyor..
Bu dayanılmaz bir görüntü.. Bu muhteşem bir görüntü.. Bu doruk işte.. Bu kreşendo..
Bu kıyamet!..
Bu zafer!..
***
Dansın Sultanları bir ekip işi.. İnançlarını bir araya getiren yüzlerce insanın yüzlerce günlük insanüstü çalışmasının eseri.. Alın terinin, göz yaşının, inancın eseri..
Bu yazımı telefon rehberine çevirme pahasına, emeği geçenlerin onda birini yazabildim ancak.. Hepsini, hepsini yazmak gerekir aslında.. Hele o genç dansçıları.. Hele o önce kafada gerçekleştirilen mucizenin sahneye oturmasını sağlayan, o pırıl pırıl, o güler yüzleri ile yaptıkları işten nasıl keyif aldıklarını seyirciye ileten, o akıllara sığmaz güç adımları, o üç bin değişik figürü, bilgisayar düzeninde imişçesine bir uyum içinde uygulayan o harika, o bin kere öpülesi gençleri ayrı ayrı yazmak gerek.. Kötü adam Hasan Yalnızoğlu'nu simge olarak seçsem, onda, hepinizi kutlasam..
Keşke yerim olaydı hepinizi yazaydım..
Keşke, bir çivi de ben çakmış olsaydım da, kendimi de sizlerin arasına katabilseydim.. "Benim de tuzum var" diyebilseydim.
Siz, Dansın Sultanları mucizesini hazırlayanlar..
Siz tarih yazdınız..
Siz krizler ülkesinde umut, siz güven, siz cesaret oldunuz..
Siz gurur oldunuz!..
Siz sıkılası eller, öpülesi alınlarsınız!..
Siz Anadolusunuz!..
Benim Anadolum!.
Kışlalı'nın RH'ı..
M. Ali Kışlalı Radikal'de Rahşan Hanım'ı anlatmış.. O kısaltmaları sever.. Hele bir yazı içinde beş on kere geçecekse.. Rahşan Hanım'ı da RH diye yazmış.. Orası tamam da, ağabey..
RH Pozitif mi, yoksa Negatif mi?.. Onu da bir lütfetsen..
***
Bu arada medyamıza, bu arada görkemli köşe yazarlarımıza Günaydın.. DSP'nin nasıl bir parti, Ecevit'in nasıl bir lider olduğunu anlamaları için Kongreyi beklemeleri gerekmiş. Olup bitenleri sanki "Yepyeni" birşeymiş gibi yazıyorlar..
Pes!.. Yahu DSP ilk günden beri böyle.. Yahu ne değişti ki?.. Siz görmez, siz anlamazsanız, Ecevit'in günahı ne beyler, hanımlar?.. Yılmaz'ı, Çiller'i, Bahçeli, Kutan ve Baykal'ı ve de geri kalanları tanımanız için onların da kongre yapmalarını mı bekleyeceğiz..Bu ülkede tüm partiler "Ölünceye, ya da bırakıncaya, ya da bıraktırılıncaya kadar lider partileri" değil mi?..
Ben asıl sizin şaşmanıza şaşıyorum!..
Bir Tavsiye
Haincesine güzel bir film..
Billy Elliot.. Billy Elliot!.. Haincesine güzel bir film bu.. Düşündüm düşündüm.. Duygusallığı böylesine yoğuran, sonra sizi de o hamurun içine katıp döndür Allah döndüren bir filme başka ne diyebilirim ki..
Aile sevgisini, aile sıcaklığını böylesine yumruk gibi anlatmak.. Boğazım düğüm düğüm oldu.. Gözlerimde yaş.. Ağzımda, burnumda seller..
Enfes bir öykü.. Enfes bir anlatım.. Enfes görüntüler.. Enfes bir müzik.. Ve filmde görünen herkesin, ama herkesin olağanüstü çarpıcı oyunları..
Vay anasını ki, vay anasını..
Bu film anlatılmaz.. Bu film görülür aslında.. Ve görülmeli.. Özellikle bütün babalar ve çocukları birlikte görmeliler Billy Eliot'u.. Herkes, ama herkes kendinden birşeyler bulacak filmde..
Anne genç yaşta ölünce ailede dolmaz bir boşluk kalmış.. Maden işçisi baba, bir de grev başlayınca iyice dağılmış. Adam maço.. Oğlu ya boksör olsun istiyor, ya futbolcu.. Ama oğlan dansa meraklı.. Dansçı olmak, babanın kafasında eşcinsellik oysa.. O da dünyanın sonu..
Nasıl harika paralel anlatımlarla gidiyor film.. Bir yanda bizim Çevik Kuvvete rahmet okutan İngiliz polisi baskınları, öte yanda ufak oğlanın babasından gizli dans çalışmaları..
..ve sonra..
..ve sonra..
Yoo.. Yoo.. Elim gitmiyor, yüreğim yetmiyor anlatmaya..
Gidin.. Ağlaya ağlaya, ama keyifle seyredin..
Gidin, aile nedir, dostluk nedir, sevgi nedir görün..
Gidin.. Ailenizle gidin, güzel, çok güzel, fevkalade güzel iki saat geçirin..
Çıktığınızda, birbirinize daha bir sıkı sarıldığınızı, daha bir sıkı kenetlendiğinizi görecek, aile olmanın mutluluğunu, hazzını sımsıcak yaşayacaksınız.
Billy Elliot gö- rül- me- li!..
İsmet Kolay!..
İsmet Kolay İstanbul'un isimsiz kahramanlarından.. Manav.. Özcan (Daily News) tanıştırdı beni.. "Sen ki meyve ve salata meraklısısın, İsmet'i nasıl tanımazsın" diye..
O gün bugün Arnavutköy'e uğramadan eve gitmiyorum..
İsmet, kabzımaldan alıp, vatandaşa satarak aradan geçinenlerden değil.. İsmet meraklı.. İsmet işini keyif için yapanlardan..
Antalya havalisinde, hani geçen yıl size anlata anlata bitirememiştim, seralar, meyve, sebze çiftlikleri vardı.. Onlardan biri ile anlaşmış.. "Benim istediklerimi ekeceksin" diye.. Aracı yok.. Antalya- İstanbul.. O zaman en taze..
Bir salata otları var, inanın, aylardır salata sosunu unuttum. Limon bile sıkmadan öyle soframa koyuyor, çiğ çiğ yiyorum.. Rengarenk.. İlk defa çiçek yiyorum hayatımda, salata diye.. Hem de ne enfes çiçekler.. Meğer bu arılar ne bilirmiş ağızlarının tadını.. İsmet, ithal de ediyor.. Kafasına takılmış.. "Ha bire döviz gidiyor da, niye gelmiyor" diye.. Uğraşmış, didinmiş.. Örnekler göndermiş Avrupa'ya.. İtalya'dan haber gelmiş geçen hafta "Yolla" diye.. İhracata da başlıyor yani..
Geçen gün kiraz gördüm.. Mevsimin ilk kirazı.. 10 milyon yazıyor etikette.. Kilosu..
Bre aman, hem de bu kriz döneminde..
"Alan var mı İsmet" dedim.. Etrafta başka müşteriler de var.. Kulağıma eğildi.. "Hem de nasıl, bilemezsin Hıncal Ağabey" dedi..
Mutlu oldum..
O kiraz 10 milyona satılacak ki, o kirazı yetiştiren yüzlerce insan aç kalmasın..
"İster misin" dedi, İsmet..
"Haftaya" dedim!..
Teşekkürler Valim!..
Yazım yazdım, kime aldırmadı.. Sonra Vali Erol Çakır'a anlattım. Hızla düzeltildi.. Şimdi Maslak'daki bu büyük alışveriş merkezine arabaları ile gelenler, Boğaz'a inmek için TEM kavşağına kadar gitmek zorunda değiller. Yandaki servis yolu, üst geçitten sonra yeniden düzenlendi, çift yönlü yapıldı ve sorun bitti.. Bu kadar basitti aslında.. Ama ille de Vali emri gerekti.
Teşekkürler Valim..
***
Bu arada Vali Konağı 44 nolu apartmanda restorasyon var.. İskele kurmuşlar ön cepheye çalışıyor ustalar.. Alttaki kaldırımdan da insanlar geçiyor.. Tozlar, boyalardan vazgeçtik.. Ustalardan biri elindeki çekici düşürse, al sana bir ölü..
Biz de "Kazadır" adı.. Ne müteahhit sorumlu olur, ne belediye.. Ölen öldüğü ile kalır..
Uygar ülkelerde, ölümü geçin, elbiseye minnacık leke olsa, akıl almaz tazminatlar ödenir. Bu yüzden uygar ülkelerde, kaldırım böyle işgal edilirse eğer, önce ahşap bir tunel inşa edilir. İnsanlar içinden kirlenmeden ve ölüm tehlikesi yaşamadan geçsinler diye..
Bir emir daha verin sayın Valim.. Biz de uygar olalım!..
SEVDİĞİM LAFLAR
Bazı insanlar herşeyi olduğu gibi görürler ve neden diye sorarlar. Ben ise her şeyi asla olmadığı biçimde hayal ederim ve neden olmasın diye sorarım.
Bernard Shaw
(Teşekkürler Gizem)
TEBESSÜM
Fıkra Mahmut Güney'den
Çiftlik sahibi iş isteyen zenciye sorar:
"Adın?"
"Tom"
"Yaşın?"
"Yirmi dokuz"
"Evli misin?"
"Hayır. Alnımdaki yara izi otomobil kazasından kalmadır."
BİZİM DUVAR
Beyaz Enerji.. Kara Para.. Mavi Akım.. Yeşil Sermaye... Gökkuşağı gibi memleketiz anasını satayım..
Hakan&Utku
|