DSP'nin hafta sonu yapılan genel kurultayında muhalif genel başkan adayı konuşturulmadı. Seçilme şansı yoktu, ancak parti içi muhalefetin güçlenmesi istenmediğinden konuşması uygun bulunmadı.
Koalisyonun ana partisinin kurultayındaki bu tutumu ile hükümetin icraatları arasında yakın bir ilişki var.
Deniliyorki, yeni bir ekonomik programa başlanırken hükümette revizyona gidilsin, bir kaç bakan değişsin. Böylece hükümete güven tazelenir ve uygulama daha başarılı olur.
2000'de başladığımız programı, hükümetin icraatlarının zayıflaması, zayıf bankacılık sektörünün etkisi ve yönetim hatalarının bir sonucu olarak terketmiştik.
Şimdi güçlü bir dış destek ile yeni bir ekonomik programa başlıyoruz. Dışarıdan da gerekli uyarılar yapıldı. Bu son şansımız.
Hem programı hazırlamada hem de uygulamada hata yapma lüksümüz yok.
Yaşanan iki kriz bankacılık sektörünü hem sermaye yönünden, hem de varlıklarının kalitesi yönünden bozdu. Belki ileride düzeltilecek ama daha zayıf bir bankacılık sektörü ile işe başladığımız söylenebilir.
Bunun dışında programın doğru olduğunu kabul ediyoruz.
Ancak bunların varlığı yetmiyor. Uygulamanın da doğru olması gerekiyor.
Uygulamada da sadece bir fark var. Ekonominin dümeninde yeni biri oturuyor. Ancak asıl uygulamayı yapacak olan Hükümet ve Parlamento aynı. Hükümet ve parlamentoyu çalıştırmaya da üç lider yetkili. Bakanların pek insiyatifi yok. Liderler ne derse o oluyor. Dolayısıyla hükümet normal bir bakanlar kurulu gibi değil sanki kurulu bakanlar gibi çalışıyor. Böyle bir hükümette de bakan değişikliği durumu kurtarmaz.
* Sonuç- "Taç başağrısına iyi gelmez" İngiliz Atasözü