kapat
02.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ABDURRAHMAN YILDIRIM(yildirim@sabah.com.tr )

Bakanlar değişse ne olur?

DSP'nin hafta sonu yapılan genel kurultayında muhalif genel başkan adayı konuşturulmadı. Seçilme şansı yoktu, ancak parti içi muhalefetin güçlenmesi istenmediğinden konuşması uygun bulunmadı.

Koalisyonun ana partisinin kurultayındaki bu tutumu ile hükümetin icraatları arasında yakın bir ilişki var.

Deniliyorki, yeni bir ekonomik programa başlanırken hükümette revizyona gidilsin, bir kaç bakan değişsin. Böylece hükümete güven tazelenir ve uygulama daha başarılı olur.

2000'de başladığımız programı, hükümetin icraatlarının zayıflaması, zayıf bankacılık sektörünün etkisi ve yönetim hatalarının bir sonucu olarak terketmiştik.

Şimdi güçlü bir dış destek ile yeni bir ekonomik programa başlıyoruz. Dışarıdan da gerekli uyarılar yapıldı. Bu son şansımız.

Hem programı hazırlamada hem de uygulamada hata yapma lüksümüz yok.

Yaşanan iki kriz bankacılık sektörünü hem sermaye yönünden, hem de varlıklarının kalitesi yönünden bozdu. Belki ileride düzeltilecek ama daha zayıf bir bankacılık sektörü ile işe başladığımız söylenebilir.

Bunun dışında programın doğru olduğunu kabul ediyoruz.

Ancak bunların varlığı yetmiyor. Uygulamanın da doğru olması gerekiyor.

Uygulamada da sadece bir fark var. Ekonominin dümeninde yeni biri oturuyor. Ancak asıl uygulamayı yapacak olan Hükümet ve Parlamento aynı. Hükümet ve parlamentoyu çalıştırmaya da üç lider yetkili. Bakanların pek insiyatifi yok. Liderler ne derse o oluyor. Dolayısıyla hükümet normal bir bakanlar kurulu gibi değil sanki kurulu bakanlar gibi çalışıyor. Böyle bir hükümette de bakan değişikliği durumu kurtarmaz.

* Sonuç- "Taç başağrısına iyi gelmez" İngiliz Atasözü

Demirbank'ta temettü düğümü
TasarruF Mevduatı Sigorta Fonu tarafından el konulan bankalara gelen talepler malum. Bu taleplerin sonucunda henüz herhangi bir satış gerçekleştirilmedi. Bunun nedenlerinden biri de Bankalar Kanunu'nun el koymayı düzenleyen maddesindeki bir küçük cümle. Fona devredilen bankaların hisselerinin devri sırasında "temettü hakkı hariç" tutuluyor. İşin Türkçesi şu: bir yabancı banka bankanın yönetimini alabilir. Ancak banka kâra geçtiğinde ve bunu dağıtmaya karar verdiğinde eski sahibine temettü ödemek zorunda. Yani bankayı alan sermayedar kârı ettirecek, bunun için gerekli sermayeyi koyacak ama bu kârından kendisi yararlanamayacak. İşte yabancıların gözdesi olan Demirbank'ta gecikmenin nedenlerden biri buymuş. Bu maddenin varlığı bankanın eski sahibi dışındakilere satışını zorlaştırıyor ve eski sahibine söz hakkı veriyor.

Temettü hakkına bankanın eski sahibi kadar, Demirbank'ın küçük hissedarları da sahip. Eğer bu konuda Bankalar Kanunu'nda bir düzenleme yapılırsa, bu küçük yatırımcıların bedelsiz biçimde el konulan hisse senetleri sorununa da bir çözüm getirebilir.

 
Türkiye bu krizden ne zaman çıkar?

3 Ay
6 Ay
12 Ay
1 Seneden fazla

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır