kapat
02.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )

Berlin Filarmoni Orkestrası'nı dinlerken...

İstanbul kentinde, 4. yüzyılda yapılmış olan Aya İrini Kilisesi'nde Berlin Filarmoni Orkestrası'nı dinlemek başlıbaşına bir mutluluk kaynağı.

Bu mutluluğu artıran bir başka neden de DaimlerChrysler grubunun Türkiye'ye verdiği önem ve 11. Avrupa Konseri'ni İstanbul'da düzenlemesi.

Kendimizi ve kentimizi Avrupalı hissettiğimiz ender anlardan biri.

Mükemmel deyiminin bile anlatmaya yetmeyeceği orkestra birinci bölümde Haydn ve Mozart, ikinci bölümde de Berlioz çalıyor.

Hector Berlioz'un o ünlü Fantastik Senfoni'si dinleyicileri kendinden geçirmeye yetiyor.

***
Konseri dinlerken düşünüyorsunuz: Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın himayelerinde, Bizans ve Osmanlı'nın başkentinde, Topkapı Sarayı'nın bahçesinde Fatih'in üvey annesi Mara Brankoviç ibadet ettiği için hiçbir zaman camiye dönüştürülmemiş bir Ortodoks kilisesinde, Letonyalı bir şef yönetiminde, İsviçreli bir flütçünün solistliğinde, değişik uluslardan müzisyenlerin görev yaptığı bir orkestradan Avrupalı bestecilerin eserlerini dinlemek globalizmin güzel yüzü.

Hepimizin bildiği gibi, bir de çirkin yüzü var bu kavramın.

Ama bu akşam, sanat ve kültürün yüceldiği güzel yüz parlamakta.

***
Batı klasik müziği bestecilerini dinlerken, ister istemez bizim klasik müziğimiz aklıma geliyor.

Çok sesli müziğin tek sesli müzikten üstün olduğunu kimse öne süremez. Bir müzikte armoni ve konturpuanın olmaması da o müziği değersiz kılmaz. Bu yüzden Osmanlı klasik müziği, değerli bir müzik türüdür ve klasik şaheserlerini yaratmıştır.

Ama bu iki tarz arasında müthiş bir anlatım farkı var.

Batı orkestraları bir sinek uçuşu kadar duyulur duymaz seslere kadar inip, sonra gök gürültüsü gibi patlamalara erişiyorlar.

Bu müzikte, insan ruhunun bütün çalkantılarına yer var.

Ama Doğu müziği, en azından ses düzeyi bakımından hiçbir farlılık göstermiyor. Hep aynı audio düzeyinde sürüp gidiyor.

Bunun sebebi ne olabilir diye çok düşündüm: Diğer bütün alanlarda ihtişamını sergilemekten geri durmayan Osmanlı'nın müziği niye volümden yoksun?

Mehter müziği dışında, niçin imparatorluğun ihtişamını duyurmuyor?

Acaba, mistik bir kültüre mensup oluşumuzun payı var mı bunda?

***
Sonra aklıma başka bir ihtimal geliyor: Batı insanları duygularını saklama terbiyesiyle yetiştirilirler. Bir insanın ağlaması, bağırıp çağırması ayıptır. Yüreği kan ağlayan insanlar bile bizim gibi ağıt yakmaz, haykırmaz, bağrını dövmez.

Bu terbiye ile yetiştirilen Batı insanlarının kendilerini ifade edebilecekleri tek alan sanattır.

Yüreklerindeki bütün isyan, sıkıntı, üzüntü, ağıt, feryat, aşk, coşku ve çığlık sanat yoluyla dışa vurulur. Belki de eserleri bu yüzden alt ve üst ses limitleri arasında gidip geliyor.

***
Bunları düşünmekten konseri dinlemediğimi sanmayın lütfen!

Doğrusu her şey dört dörtlüktü.

DaimlerChrysler'e, 11. Avrupa Konseri için İstanbul'u seçtiklerinden dolayı teşekkürler.

 
Türkiye bu krizden ne zaman çıkar?

3 Ay
6 Ay
12 Ay
1 Seneden fazla

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır