kapat
02.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )

Tiyatro, İNSAN'daki Tanrı'nın yansımasıdır

Geçtiğimiz Pazar günü Yıldız Sarayı Tiyatrosu'nda, Tiyatro Yazarları Derneği'nin genel kurul toplantısı vardı...

Adalet Ağaoğlu'dan, Handan Ertuğrul'dan, Ayten Gökçer'den, Güngör Dilmen'den, Cahit Atay'dan, Refik Erduran'dan, Recep Bilginer'den, Başar Sabuncu'dan, Erol Keskin'den, Müjdat Gezen'e kadar; yüreğini kalemini, yaşamını yaratıcılığını, çabasını geçimini, "tiyatro"nun tılsımıyla bütünleştirmiş, nice yıllardan süzülme değer...

Tiyatro, İNSAN'daki tüm yaratıcılıkların çeşitli boyutlarından, bahçelenip buketlenir...

Çünkü İNSAN, kendisinin de Tanrı'nın bir parçası olduğunu kanıtlar tiyatroda..

Tiyatronun sade edebiyata değil; mimariye yaptığı, resme yaptığı, müziğe yaptığı, hatta heykele yaptığı katkılar bir yana; terziliğe, ışıklandırmaya, makyaja yaptığı katkılar; doktora tezlerine konu olacak ayrı bir okyanustur...

Opera da, operet de, bale de, tiyatrodan doğmuştur; sinema da..

Eski Yunan'dan bu yana, tiyatroyla özdeşleşerek gelişmiş toplumlar, sürekli yeni "çağdaşlıklar" yaratmışlar; tiyatro dışı kalmış toplumlar da, çağdaşlaşma taklidi yaparak, yerlerinde saymışlardır.

İnsanlığın gelişimi, enerji kaynaklarının değişimiyle ne kadar düğmükleşmişse; tiyatroyla özdeşleşmesinde de, o kadar muskalaşmıştır.

Örneğin Türkiye'nin, çağın içindeki yerini mi saptamak istiyorsunuz; Avrupa ile Amerika'daki belediye başkanlarının eşleriyle, Türkiye'deki belediye başkanlarının eşlerini karşılaştırınız...

Hayatında bir kez olsun tiyatroya gitmemiş olanların sayısı, hangi tarafta çoksa; orası çağın o kadar uzağındadır..

Küreselleşme süreciyle birlikte saydamlaşma, Türkiye'yi de sarmaladıkça; hamaset demagojileriyle maskelenmiş olan gerçek yüzümüz, daha çok çıkıyor ortaya.. Daha çok çıkıyor ortaya, Türkiye'nin sinsi talanlar ve iri yalanlarla nasıl hapazlanmış olduğu..

Dünya Bankası'nın 1999 yılı verilerine göre hazırladığı, "2001 Dünya Kalkınma Raporu"ndaki yerimiz, yürekler acısı...

Adam başına düşen 2 bin 900 dolar ile dünya sıralamasında 90'ıncı sıradayız. Arnavutluk, Gine, Nabibya, Fas, Ürdün, Irak, Suriye, Filistin ile aynı sırada...

280 milyonluk Rusya da, aynı katagoride ama, aynı zamanda uzayda..

1 yaşına kadar olan bebek ölümlerinde ise, Tunus'un da altındayız. Yüz bebekten 6'sı ölüyor...

Ya ulusal gelir dağılımındaki adaletsizlikde?

En dipteki 5 ülkeden biriyiz..

Türkiye'nin 20. Yüzyılı da rezalet bir fiyaskoyla ıskalayarak, "yaşam kalitesi" açısından, Yunanistan'ın bile 65 basamak altında kalması; hamaset afyonlamasıyla artık perdelenemiyor...

Bu karanlık tablo hiç değişmeyecek mi?

Hiç kuşkunuz olmasın ki, değişecektir.

"Statükocu" olanlarla, "değişimci" olanlar ayırımı; artık iyice gelip yerleşmekte Türkiye'nin de siyasal sözlüğüne...

"Değişim" saydamlığı da içerdiği için, Türkiye'nin gerçek çehresini de ortaya çıkarıyor...

Japonya'da 1000 kişiye 1000 kitap düştüğü halde; Türkiye'de 7250 kişiye 1 kitap düştüğü çıkıyor ortaya...

Dünyadaki tiyatro yazarlarının yaşam düzeyiyle,Türkiye'deki tiyatro yazarlarının yaşam düzeyi kıyaslandığında; çıka çıka boynu bükük bir öksüzlük çıkıyor ortaya Türkiye'de...

Bundan 26 yıl önce, benim "Islıkçı" piyesi oynarken; ikinci, yahut üçüncü gece, üniformalarıyla 4 orgeneral gelip oturmuştu ön sıraya... "Telefon kimin için çalıyor" piyesi için de aynı şey oldu...

Benim kuşağımın militer dostları, sanırım dünya tiyatro edebiyatının çok dışındaydılar; ne Julien Greean'in "Güney" piyesinden haberliydiler, ne Jose Andre Lacour'un "Sınav yılı"ndan, ne de Arthur Miller'in "Salem büyücüleri"nden...

O nedenle de, benim şovenizme karşı fiskeli bir kaç dialogumdan pek hoşlanmamışlardı.

Herhalde yazarların, eserlerinden "telif hakkı" olarak ne kazandıkları konusunda da, pek bir fikirleri yoktu... "Islıkçı" piyesinin, tiyatroda grev çıktığı bahanesiyle, sahnede eriyip gitmesinden; onca emeğin nasıl heba olduğu da, sanırım hiç ilgilendirmemişti benim orgenerallerimi.

Toplumlardan tiyatro, yazı ve yazarlıkla özdeşleşememiş olanlar; militerleri ne kadar güçlü olsa da, çağların hep dışında kalıyorlar; tıpkı Türkiye gibi...

 
Türkiye bu krizden ne zaman çıkar?

3 Ay
6 Ay
12 Ay
1 Seneden fazla

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır