Zira þu anda sorun cezaevlerine, infaz sistemine, F tipi uygulamasýna verilecek nihai biçim meselesi deðil; insan ölümlerinin durdurulmasý meselesi...
Adalet Bakaný da çok biliyor ki, Meclis'e sevk ettiði tasarýlar, bu tasarýlarýn ardýndan çýkarýlacak yönetmelikler 2 ila 6 ay arasý bir süre alacak ve bu orta vadeli tedbirler, ölümleri seyre dalacak.
Kaldý ki, bu tedbirler içerikleri itibariyle ölüm oruçlarýna yol açan, insan hakký ihlâline zemin hazýrlayan ana sorunu ortadan kaldýracak nitelikte de deðil. Tersine, bazý yönleriyle bu tür eylemleri þu an itibariyle tahrik edecek nitelikte.
Örneðin cezaevlerini sivil denetime açmak amacýyla hazýrlanan Cezaevleri Ýzleme Kurullarý'nda sivil toplum örgütleri, yani sivil yok. Kurul mülki amir tarafýndan seçilecek ya da Adli Yargý Adalet Komisyonu tarafýndan belirlenecek isimlerle oluþturulacak. Bu yolla demokratik denetim yerini otorite denetimine býrakabilecek.
Örneðin Terörle Mücadele Yasasý'nýn 16. maddesiyle ilgili deðiþiklik tasarýsý, bu maddenin ruhundaki özgürlüðü kýsýtlama mantýðýný gidereceðine biraz sembolik olarak, biraz daha sertleþtiriyor.
Bu tasarý, 3713 sayýlý yasa hükümlerine tâbi tutuklularýn, sosyal, kültürel, eðitim ve spor faaliyetlerinden yararalanmalarýný, meslek kazandýrma ve iþ yurdu çalýþmalarýna katýlmalarýný, bir hak olarak deðil, iyi hal durumunda cezaevi idaresi tarafýndan verilecek bir mükâfat olarak tanýmlýyor. Ýyi hal durumu da baþka bir sýkýntýlý duruma iþaret ediyor. Ýyi hal mahkžm ya da tutuklunun kendisini iyileþtirmesi ve eðitim almayý istemesi, yani "fikr” terbiye"yi kabul etmesi anlamýna geliyor. Baþka bir deyiþle, cezaevlerinde belli sosyal ve kültürel olanaklardan yararlanmak ya da spor yapabilmek, ancak söz konusu eðitim ve iyileþtirme programlarýna katýlmayý kabul etmek durumunda geçerli oluyor.
Düþüncenin ve fikrin cebr” yollarla terbiye edilmesi, bu terbiyenin ödüle baðlanmasý ya da tersinden söylenecek olursa, ortak yaþam olanaklarýndan faydanlamadan men gibi yeni bir cezaya endekslenmesi niyeti bile düþünce özgürlüðü açýsýndan kabul edilemez aykýrý bir durum oluþturur.
Önce, "þu þekilde düþünmeyi býrak, daha sonra insanlarla konuþmak, iþ öðrenmek, spor yapmak gibi haklardan faydalan" mantýðý bu çaðda, suçlunun suçu ne olursa olsun kabul edilebilir bir mantýk deðildir.
Nitekim tasarý, "uygulanan programlarýn amaca aykýrý sonuçlar doðurduðu anlaþýldýðýnda, o hükümlüler yönünden programa son verileceðini" öngörmektedir. Bu, programlarý sona erdirilen hükümlülerin, spor ve diðer sosyal aktivitelerinden yararlanmasýnýn da son bulmasý, mahkžmlarýn tecride geri dönmeleri demektir.
Üstelik eðitimin de ne olacaðý belli deðildir. Eðitim, daha önce pek sýk karþýlaþtýðýmýz gibi marþ okumak, asker gibi davranmak, sürekli and içmek gibi unsurlar üzerine kurulursa, ki büyük ihtimalle böyle olacaktýr, uygulama tümüyle beklentinin tersi sonuçlar verecek bir hatta ilerleyecetir.
Garip bir ülke burasý, "demokratik düzeltme giriþimleri"nden bile daha derin bir otoriterleþmeyi üretebiliyor, böyle yaptýkça sorunlarý azdýrýyor...