kapat
24.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

Kangurum

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Medyasoft
 
BİLAL ÇETİN(bcetin@sabah.com.tr )

Programı geciktiren iki temel belirsizlik noktası

Ekonomik programın işlerliğini etkileyen iki temel sorun, daha doğrusu iki önemli belirsizlik noktası var. Birincisi G - 7 ülkelerinden beklenen mali yardım paketinin boyutu, ikincisi ise kamu toplu sözleşmeleri.

Bu iki belirsizlik noktası ekonomik programın geleceği bakımından hayati önem taşıyor. Çünkü, dış mali yardım netleşmediği için ne kamu maliyesi dengeleri tam olarak netleştirilebiliyor ne de para programı ilan edilebiliyor. Kamu toplu sözleşmeleri ise artık IMF ile anlaşmanın ön koşulu niteliğine bürünmüş noktada. Hükümet için de bu konu bir kararlılık ve samimiyet testi gibi...

Hafta sonunda Antalya'da yapılan görüşmeler de ortaya koydu ki, toplu sözleşmeler konusunda hükümetin sendikalarla anlaşabilmesi, Başbakan Bülent Ecevit'in aylardan beri üzerinde çalıştığı toplumsal uzlaşmayı yakalayabilmesi hemen hemen imkânsız.

Hükümetin toplu sözleşmeler konusundaki hareket sahası son derece daralmış durumda. Koalisyon partilerinin hiçbirinin gönlü elvermiyor olsa da, 2001 yılı için işçi ücretlerine istenen ölçüde zam yapılabilmesine Hazine'nin imkânları elvermiyor.

Konuştuğumuz ekonomi bürokratlarının verdiği bilgiye göre, bugün sendikaların ortaya koyduğu ücret artışı taleplerinin kabul edilmesi, hem IMF'in hem de Türkiye'nin mali yardım beklediği G - 7 ülkelerinin hazine ve maliye bakanlarının gözünde şu anlama geliyor:

"Türk hükümeti bizim vergi mükelleflerinin ödediği vergileri kullanarak kendisine mali yardım yapılmasını bekliyor. Ancak bu yardımı yine eskiden olduğu gibi kamu sektörünün verimsizliğine atacaklar. Yine popülist politikalarını yürütebilmek için bu kaynağı da çarçur edecekler..."

Bu arada IMF görüşmeleri sırasında halen toplu sözleşme masasında olan KİT'lerin katrilyonluk açıklarının nerelerden kaynaklandığı da tek tek masaya yatırılıyor. Ve çok çarpıcı sonuçlar çıkıyor bu tablolardan. Örneğin, tarım üreticisini desteklemek amacıyla kurulan bir KİT olan Çaykur, geçen yıl çay üreticisine toplam 83 trilyon lira ödeme yapıyor. Çaykur'un işçi ücret ve giderleri için yaptığı ödeme ise 100 trilyon lirayı geçiyor...

KİT sisteminde benzer durumda pek çok çarpıklık daha ortaya çıkıyor.

KİT sistemi iyileşmeli
Ancak artık bu çarpıklıkların, bu dengesizliklerin sürdürülebilir olmadığı da ortaya çıkıyor.

Devlet Bakanı Kemal Derviş'in on gün önce genel çerçevesini açıkladığı ekonomik programa göre 2000 yılında toplam olarak milli gelirin binde üçü oranında açık veren KİT sistemi, bu yıl sözkonusu açığı kapatacağı gibi kamu kesimi genel dengesinin iyileşmesine katkı sağlayabilmek için milli gelirin yüzde 1,5'i oranında fazla verecek. Yani toplam olarak milli gelirin yüzde 1,8'i oranında bir mali iyileşme sağlanacak KİT sisteminde.

Bunun yolu da ücretlerin dondurulmasından, emekliliğinin özendirilerek istihdamın azaltılmasından, azami tasarruftan geçiyor.

Şimdi sorun; çalışma barışını bozmadan, zaten çok ağır bir ekonomik kriz ortamından geçmekte olan ülkeyi bir de yaygın işçi eylemleri ve grev dalgasıyla sarsmadan sendikaları ikna edebilmekte.

Fakat, sendika liderlerinin bugünkü tutumuna bakılırsa o da çok zor görünüyor...

 
Gündemi en çok nereden takip ediyorsunuz?

İnternet Haber Portalları
Günlük Gazete
Televizyon
Radyo

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır