kapat
24.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

Kangurum

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Medyasoft
 
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )

Bu ülke yolgeçen hanı mı?

Daha önce de Avrasya Feribotu'nu kaçıran Çeçen teröristler bu kez önümüzdeki zor günler için en önemli can simidimiz olan turizmimizi baltaladılar.

Swiss Otel'in işgali BBC ve CNN başta olmak üzere tüm dünya ülkelerinin TV'lerinde gösteriliyor. İstanbul'un en büyük, en güzel, en ünlü otellerinden birinde, aralarında çok sayıda yabancı bulunan müşteriler bir terörist eyleminde rehin alınıyorlar.

Bundan kötüsü... Aklıma gelmiyor.

Başımıza bu tür beklenmedik bir olay geldiğinde her kafadan bir ses çıkar, herkes türlü çeşitli sorular sorar, yorumlar yapar. Bence bizim vatandaş olarak bizi yönetenlere sorma ve cevabını isteme hakkımız olan en önemli soru şu;

"Ruslar'ın Çeçenler'e baskısını protesto etmek için eylem yapanlar neden bizim ülkemizi seçiyorlar? Neden bizim denizlerimizdeki feribotlar, bizim havaalanımızdan kalkan uçaklar, bizim otellerimiz teröristlerin eylem alanı?"

Teröristler Rus baskısını protesto için gidip Moskova'da bir otelde eylem yapmak yerine neden Türkiye'yi seçiyorlar?

Cevabı çok basit ama tek değil.. Öncelikle başka ülkelerde bu suçların bağışlanmaz yaptırımları var. Her ülke kendisine ve tek vatandaşına zarar verecek eylemlere karşı acımasız, oysa biz değiliz.

Onlarda hukuk var, bizde... Emin değiliz.

O ülkelere yolgeçen hanı gibi binlerce yabancı ve hatta terörist sorgusuz sualsiz girip çıkamaz, bizde ise tam aksi. Moldovyalısı'ndan, Çeçeni'ne, Arap'ından İranlısı'na kadar isteyen herkes sınırda 200 dolar rüşvet verip Türkiye'ye rahatça girer.

Çeçen terörist Muhammet Tokcan cezaevinden terörist arkadaşlarının kaçışını öyle bir anlatıyor ki sanki cezaevinden değil de çay partisinden çıkıyorlar.

"Önce biri çıktı, arkadan ikisi, sonra öbürü"
Kendisini de afla bırakmışlar. Onbinlerce katil, hırsız, tecavüzcü ve teröristle birlikte..

İçerde olması gerekenlerin dışarda, dışarda olması gerekenlerin içerde olduğu bir düzende biz daha her yıl "Turizm" diye diye çok ağlarız!

İsviçre'den yardım
Geçenlerde gittiği Antalya'da Kemal Derviş'in etrafını saran farklı iş kollarında çalışan esnaf, işçi ve turizmci ona "Yolsuzluklar ve israf önlenir, siyaset bizim güvenimizi kazanacak hale gelirse başka ülkelerden borç istememize de gerek kalmaz. Çalışır, ülkemizi kalkındırı, kendimize yeteriz" dediler.

Gerçek bu.. Bizim insanımız güvendiği, inandığı zaman bir anda mucizeler yaratabilir. Depremde gördük.. TEGV'nin "1 Milyon Çocuğa Eğitim Desteği" kampanyasında da gördük.

Yarın akşam Çırağan Otel'de Geyre Vakfı'nın Anadolu'nun en büyük tarihi miraslarından olan Afrodisias'ta (sakın ola TDK adını değiştirmeye kalkmasın) çıkarılan değer biçilemez tarihi eserlerin muhafaza edilmesi için yaptıracağı müzeye para toplamak amacıyla düzenlediği Vural Gökçaylı defilesi var.

Tanesi 60 milyon TL. olan davetiyelerin şu ana kadarki satışı hedeflenen 500'ü çoktan aşmış durumda. Bununla birlikte defilenin sponsoru büyük bir Türk firması değil. Son beş yıldır Afrodisias'a yardım için büyük destek veren bir İsviçreli..

"EIM Financial Switzerland" isimli bankanın genel müdürü olan Gilles Leraille.. Sadece bu yıl 25 bin dolar göndermiş.. Değerli kültür varlıklarının tüm dünya insanlarının sorumluluğunda olduğunu, bizlerin ise kendi ülkemizde olanlar için daha da büyük özveri göstermemizi bundan iyi ne anlatabilir?

TV de değişimde!.
Globalleşme, dünya standartlarına uyma dönemi TV'leri de etkilemeye başladı. Haberlerde ve diğer programlarda doğal, normal tavırlı, düzgün konuşan ama kasım kasım kasılmayan, "Bu alemin kralı benim" havasına girmeyen sunucular, spikerler (veya 'anchorman'ler) ilgi görüyor artık.

Best TV'de Okan Karacan'ı izliyorum zaman zaman. Mizah yeteneği olan, hareketli genç bir sunucu.. Çok başarılı. Dün 23 Nisan programını da öyle keyifle sürdürdü ki, küçükler kadar büyükleri de ekrana bağladı.

Murat Birsel kısa süre önce başladığı ATV Haber'de son derece doğal ve başarılı. Zekanın, birikimin, hazırcevap olmanın haber sunumunda gerekli olduğunun güzel bir örneği.. Nice deneyimli ama kasıntı anchormani ilk günden başlayarak gölgede bıraktı. Şebnem Sunar Küçük aynı şekilde doğallık, güzel konuşma ama sade bir sempatinin yeterli olduğunu gösteriyor.

NTV ve CNN'de de benzer havada birkaç sunucu var. Aşırı makyaja, şova gerek duymadan başarıyla görevini sürdüren ve takdir toplayan..

Çok sevindirici bir gelişme bu.. TV'ler kendiliğinden toplumun beklentisine cevap veren bir çizgiye geliyor. Ekranları parselleyerek kimselere geçit vermeyen şovmen spiker dönemi bitiyor!

Poyrazoğlu'nun hakkı!
Afife Jale Tiyatro Ödülleri'nde birçok başarılı sanatçının adının bile geçmediğini, seçimlerin bütün oyunlar izlenerek yapılmadığını yazıyorum geçen haftadan beri. Bu yazılarda verdiğim isimler ilk aklıma gelenler.. Tiyatroya yıllardır emek veren, küçük maddi kazançlarla Türk Tiyatrosu'na dev başarılar kazandıran isimler. Onların yanında star olmadığı halde ödülü hakeden ama hiç hatırlanmayan, farkedilmeyen, unutulan daha kimbilir kaç isim var.

Bununla birlikte ödül alanların hepsinin haketmediği halde buna lâyık görüldüğü anlamına gelmiyor bu yazılar tabii.. Örneğin bu yıl "En iyi erkek oyuncu" dalındaki ödülü Kobay'daki oyunuyla kazanan Ali Poyrazoğlu'na tek bir sözümüz yok.

"Kobay" izleyen herkesin kusursuz olduğunda görüş birliğine vardığı bir oyun.

Ama keşke seçimlerin hepsi bu kadar adil olabilseydi!

 
Gündemi en çok nereden takip ediyorsunuz?

İnternet Haber Portalları
Günlük Gazete
Televizyon
Radyo

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır