  
N'oluyor doktorum
Gelirler Genel Müdürlüğü'nün, doktorları vergi incelemesine alma girişiminde bulunacağı duyulur duyulmaz İstanbul, Ankara ve İzmir Tabipler Odası başkanları ayaklandı... Tıpkı trafik polisinin ceza yazdığı taksicinin, zabıtanın tezgahına el koyduğu işportacının, belediyenin kaçak yapısını yıktığı konducunun ileri sürdüğü "günümüz modası" haline gelen mazerete sığınıldı: "Bize değil, hortumculara bakın!"
Devlet hortumculara bakıyor da; biraz da doktorlara bakmak istiyor...
İnanıyorum ki; ne İstanbul Tabipler Odası Başkanı Prof. Dr. Süha Göksel'in ileri sürdüğü gibi "12 Eylül döneminin hortlatılması" isteniyor, ne Ankara Tabipler Odası Başkanı Dr. Ümit Erkol'un söylediği gibi "Doktorların hırsız gibi gösterilmesi" hedefleniyor ve ne de İzmir Tabipler Odası Başkanı Dr. Fatih Sürenkök'ün iddia ettiği gibi "Doktorları cezalandırma" amacı güdülüyor...
Maliye ne kimseyi, ne de bir zümreyi hedef gösteriyor... Sadece sağlık sektörünü vergi açısından incelemek istiyor...
Anlamadığım; neden tepki gösteriliyor, "Eylem yaparız" tehditleri ileri sürülüyor...
*
Doktorluğun kutsal bir meslek olduğunu, bu mesleğin özveri gerektirdiğini biliyorum... İnsanları sağlığına kavuşturmanın, yaşamla ölüm arasındaki bir kişiyi kurtarmanın parayla, servetlerle ölçülmeyeceğine de inanıyorum... Çünkü bunları yaşadım...
Babam, kızım, eşim, kardeşim için sabahladığım hastane koridorlarını, odalarını aklımdan hiç çıkarmadım... O anda ameliyat masasında olan yakınımın kurtarılması için her şeyimi vermeye hazır olduğumu unutmadım..
SSK ve Devlet hastanelerinde 300-400 milyon lira aylıkla günde 30-40 hastaya bakan, haftanın 2 günü sabaha kadar nöbete kalan, hasta yakınları tarafından tartaklanan doktorları tanıdım... Onlara hep saygı duydum... Çünkü nasıl özveride bulunduklarına tanık oldum...
Ama... Devlet hastanelerinde yarım gün klinik şefliği yapan... Öğleden sonra anlaşmalı çalıştığı özel hastanede soluğu alan... Akşamüstü ise muayenehanesine gelip vizitesi 75 milyon liradan hasta bakan doktorlar da, profesörler de tanıdım...
Cerrah olanların ayda 40-50 milyar lira kazandıklarını bizzat ağızlarından duydum...
Bir çoğunun devlet hastanelerine gelen hastalara kartvizit verip özel muayenehanelerine davet ettiğine tanık oldum... Ve ne yazık ki; bugüne kadar hiçbirinin ismini açıklanan vergi rekortmenleri listesinde bulamadım..
*
SON SÖZ:
Bence Tabipler Odası başkanları tepki göstermemeli.. Hatta yıllardır gündemde olan iddiaların ve suçlamaların haksızlığını kanıtlamak için Gelirler Genel Müdürlüğü'nün girişimini bir fırsat bilmeli...
DOĞRU SÖZ
Herkesin istediğini yapabildiği bir yerde, aslında hiç kimse istediğini yapamaz..
İĞNE
Aracımıza aldığımız her arkadaşımızdan köprü gişelerinde "Yanımda bozukluk yok" diyerek 1.5 milyon lira geçiş ücretini vermesini istiyorsak..
BİZ ADAM OLMAYIZ
Serbest kürsü
Dini alet ediyorlar!
Anadolu Üniversitesi'nde çalışıyorum.. Önceki sabah okulda herkesin elinde bir gül vardı. Merak ettim "Nedir bunlar" diye sordum. Kimse olayın farkında değil. "Gülümseyerek bize gül verdiler" dediler. Şaşırdım açıkcası. Güllere iliştirilmiş küçük pusulalar vardı. Ve olan bundan sonra oldu. Bu, İslami bir derginin promosyonu. Kullandıkları ise Hz. Muhammed'in doğum haftası. Bunlar kendi ticari beklentilerine dini nasıl alet edebilirler? Ve bir üniversite kapısında bunu kimse görmüyor mu? Sivil polisler nerede? Ya da hocalarımız? İnsanları en zayıf noktasından vurup, dini nasıl alet edebilirler? Bu olayı 155'e ihbar ettim. Polisin bana yanıtı şu oldu, "Bunun neresi korkunç hanımefendi gül dağıtıyorlar." Havva Ünlüce
Halkın Sütunu
Derviş'in siyaseti
* İstanbul'dan Ferhan Birgi ilginç bir e-posta göndermiş: Ya abi; anlamadığım bir durum var... Gazeteciler Kemal Derviş'e "Siyaseti düşünüyor musunuz?" diye soruyorlar... Kemal abim de kıvırtıyor... Anlamadığım; bakanlık yapmak siyaset olmuyor mu? Bu, Genelkurmay Başkanı'na "Askerlik yapmayı düşünüyor musunuz?" diye sormaktan farksız değil mi?
FERHAN YERDEN GÖĞE KADAR HAKLI:.. VERDİĞİ ÖRNEKLERE ŞAPKA ÇIKARTMAMAK MÜMKÜN DEĞİL..
Belediye'de tasarruf!
* İzmir Konak Belediye Başkanı Erdal İzgi, hükümetin bugün gündeme getirdiği tasarruf önlemlerini iki yıldır uyguladığını belirterek, şu açıklamayı yolladı: "Lüks makam araçları satılıp elde edilen gelirle çöp kamyonları alındı, makam aracı uygulaması kaldırıldı... İki yılda bir tek işçi alımı yapılmadı... Aksine personel mevcudu 275 kişi azaldı... Bankamatik personeli çıkarıldı... Bir çok yatırım belediye personeli tarafından yapıldı... Hiçbir düğüne, davete çiçek yollanmadı..."
ESKİ BİR GAZETECİ DOSTUM OLAN ERDAL İZGİ'Yİ DUYARLILIĞI NEDENİYLE GÖNÜLDEN KUTLUYORUM VE TÜM BELEDİYE BAŞKANLARINA ÖRNEK OLMASINI DİLİYORUM...
Tüketimin sesi
AKTAŞ'ın soygunu!
* İstanbul Üsküdar'dan Ahmet Tekin, 1 milyon 730 bin liralık enerji tükettiği dükkanına AKTAŞ tarafından gönderilen ödeme emrinde borcun 7 milyon lira olarak gösterildiğine dikkati çekerek, "Faturada 4 milyon lira olarak gösterilen Güç Bedeli'nin ne anlama geldiğini bilmiyorum... AKTAŞ'ın bu konuda tüm Anadolu yakasında oturan milyonlarca insana bir açıklama yapmasını bekliyorum" diyor...
YILLARCA ANADOLU YAKASINI SÖMÜREN AKTAŞ'A HALA HİÇBİR GÜÇ DUR DİYEMEYECEK Mİ? BU SOYGUNU ÖNLEYEMEYECEK Mİ?
Opel'in dikkatine
* Adana'dan Remzi Altunay, Eylül 2000'de Arpel adlı bayiden aldığı 2001 model Astra Classic tip otonun radyo-teypsiz olduğunu görünce itiraz ettiğini, ancak "Sizin aldığınız araç 2000 model bu nedenle radyo-teybi yok" cevabını aldığını belirterek, "Ruhsatımda model olarak 2001 yazıyor.. Ama buna rağmen haklılığımı anlatamıyorum" şeklinde yakınıyor...
OPEL FABRİKASININ BU MAĞDURİYETİ HEMEN GİDERMESİ GEREKTİĞİ KANISINDAYIM...
|