|
|
 |
| |
  
Tarihin "süs"lü köpüðünden
Tarihin "hikâye" bölümünde yer alanlar anlatýldýkça, kuþaktan kuþaða tekrar edildikçe "zaman"a karþý baðýmsýzlaþýr, her yeni duruma uyarlar. Anlatýldýkça "süs"lenirler, süslendikçe de yeni durumlara uyar hale gelirler. Gerçek olup olmamalarýnýn bir anlamý kalmaz.
***
Hiçbir "muktedir", bir alttakinin kendisine bir "ölçü"den daha fazla yaklaþmasýný kabul etmez. Bu "ölçü" de bazen bir söz olur.
Kanuni Sultan Süleyman'ýn eniþtesi ve sadrazamý Ýbrahim Paþa çok güçlenmiþti. Kendi tahsisatýný, Saray'ýnkine çok yakýn bir miktara, 3 milyon akçeye çýkartmýþ, atýna yüz elli bin altýn deðerinde takýmlar almýþtý. Kanuni uzun süre Ýbrahim Paþa'yý sessizce izlemiþ, hiçbir þeye karýþmamýþtý. Bir gün Paþa'nýn "Bu koca memleketi ben idare ediyorum. Benim her yaptýðým kanundur" dediðini aktardýlar. Kanuni de kýsa bir süre sonra Ýbrahim Paþa'yý boðdurttu.
***
Her muktedir, yaptýðý herþeyden ne kadar "emin" görünse de, içinde biryerlerde "kuþku" birikir. Kimseye itiraf etmese de, belli etmese de, iktidar süresi uzadýkça "vicdan"ýnýn bir tarafý aðýrlaþýr.
Rivayet edilir ki, Kanuni Sultan Süleyman ölmeden az önce bir çekmeceyi göstermiþ ve onun da kendisiyle birlikte defnedilmesini istemiþtir. Ölünce, saraydakiler vasiyetin yerine getirilmesi için çekmeceyi mezarýn baþýna getirirler. Þeyhülislam Ebussuud Efendi'nin baþýnda bulunduðu ulema da tartýþmaya baþlar. Ýslam'da, ölünün eþyasýný beraberinde defnetmek olmadýðý için ne yapýlmasý gerektiðini konuþurlarken çekmece, elden kayar düþer, içindekiler saçýlýr. Görürler ki içi kaðýt doludur ve en çok da Þeyhülislam Ebussuud efendinin fetvalarý... Ulemadan biri, "Anlaþýldý" der, "Mahþerde kendisine sorulduðu zaman, herþeyi Ebussuud Efendi'nin fetvalarýyla yaptým, diyebilmek için bu çekmeceyi yanýna almak istemiþti." Þeyhülislam Ebussuud Efendi ise aðlamaya baþlar: "Ah, Süleyman, sen kendini kurtarmanýn yolunu bulmuþsun, peki ben kendimi nasýl savunacaðým?"
***
Her iktidarýn kendi zenginlerini yaratmasý gibi, iktidarýn içinde ya da merkezinde yer alanlarýn zenginleþmesinin doðal karþýlanmasý, bugünün deðil çok eskilerin meselesidir.
Hammer tarihinde Üçüncü Ahmet'in sadrazamý ve damadý Nevþehirli Ýbrahim Paþa þöyle anlatýlýyor:
"Veziriazam Ýbrahim, uzun ve sakin idaresi boyunca, Osmanlý Ýmparatorluðu'na, çok sayýda deðerli ve güzel tesisler kazandýrmakla birlikte, þahsi menfaatlerini de ihmal etmedi. Muazzam emlak listesinin dýþýnda; ölümünün ardýndan konaðýnýn güvercinliðinde, içlerinde altmýþ bin düka altýný bulunan üç çekmece bulundu. Bir dördüncüsü ise týka basa mücevher dolu idi. Halýlarýna, kumaþlarýna ve silahlarýna üç bin kese altýn deðer biçildi. Hasislik etmeden, zulüm ve baský yapmadan biriktirdiði bu servet, Ýbrahim Paþa döneminin barýþ ve sükžnetinin saðladýðý bereketi göstermektedir."
***
Pisliklerin ayný yerde toplanmasýnýn sonuçlarý her zaman "çok kötü" olmayabilir.
On ikinci yüzyýlda Erfurt Þatosu'nun laðýmý, þatonun büyük salonunun tam altýndaydý. Ýmparator Frederik bir gün bu salona bütün asilleri ve þövalyelerini topladý. Salonun tabaný çöktü, salonda bulunanlarýn çoðunluðu laðým çukuruna düþtü. Felakette 8 prens, 30 asil ve yüzden fazla þövalyenin öldüðü kayýtlara geçti. Ýmparator kendini pencereden atarak canýný zor kurtardý.
|
|
 |
|