kapat
22.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

Kangurum

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Medyasoft
 
ŞELALE KADAK(skadak@sabah.com.tr )

Bu moral yeni yatırımlara gebe

Jacques Nasser geçen cuma sabahı erken saatlerde kimse henüz gelmemişken Rahmi Koç'la birlikte Ford Otosan'ın fabrikasını gezmiş ve kaliteye onay vermiş.
Öyle bir onay ki, kendi deyimiyle fabrikanın bir çok bölümü kalitesiyle dünyadaki diğer fabrikalardan çok daha ileri durumda. Dünya standartlarında olduğu en tepe yöneticiler tarafından tescillenen Ford Otosan'ın yeni
yatırımı sırasında en çok yorulanlardan birisi de Rahmi Koç'tu. Tören sonrası Koç, "Herşeye rağmen
fabrikanın üretime başlaması
size yeni yatırımlar için moral olacak mı?" şeklindeki sorumuza, gülümseyerek etrafındaki yöneticilerini gösteriyor ve "Yeni stratejiler için grubumuz burada" diye
cevap veriyordu.004 Erdoğan Gönül

Otosan adı özellikle bir kaç kişi için çok büyük anlam ifade ediyor. Mesela kendini "Ben 004'üm" diye tanımlayan Vehbi Koç'un damadı Erdoğan Gönül için. 1959 yılında Otosan'a katılan Doğan Gönül, şirketteki birinci kişinin Genel Müdür Ahmet Binbir, ikincisinin Fabrika Müdürü Ercan Kılıç, üçüncüsünün de işçi-memur diye tanımladığı Sungur Malahof olduğunu hatırlatıyor. Sonra da Gönül geliyormuş. 004 olan Erdoğan Gönül, kendisi için de "işçi-memur" diyor. Kuşkusuz Otosan'ın bugünlere gelmesinden en büyük emeklerden birisi O'na ait. Gönül tam 27 yıl çalıştığı Otosan için, "Hayatım" diyor. Bu öyle bir kaç tane önemli şey arasında favorisi olan değil. Gönül, Ford Otosan'ın hayatını doldurduğuna inanıyor.

'Kazaya sebep 60 yaş'
Cuma günkü törende bir isim daha vardı. Anadol'un hayata geçişinden bugünlere kadar tam 35 yıl boyunca bilfiil Ford Otosan da çalışan ve 60 yaşını doldurduğu için Koç Holding geleneği gereği emekli olan Ali İhsan İlkbahar. Tören bitiminde bir otomobil içinde sahneye gelen Nasser ve Koç, Ford Otosan'ın bütün yöneticilerini sahneye davet ettiğinde İlkbahar önce kalkmadı. Ne de olsa kendisi emekli olmuştu. Ancak Doğan Gönül hemen araya girdi ve İlkbahar da Nasser ve Rahmi Koç'la yanyana gurur tablosunu tamamladı.

Herkesden çok duygulanan İlkbahar'a ne hissetiğini sorunca şöyle ifade etti: "7 aylık hamile bir kadın trafik kazası geçiriyor. İki ay sonra ona çocuğunu gösteriyorlar. Sapasağlam olduğunu görüyor. Benim durumum da öyle. Kazaya 60 yaş limiti sebep oldu." İlkbahar, 2000 yılında projenin tam da ortalarındayken, koltuğunu Amerikalı Mark Shulz'a bırakmak zorunda kalmıştı. Çünkü 60 yaşını doldurmuştu. İlkbahar'ın durumunu hamile bir kadına benzetmesi ilginçti. Fabrikada üretim başladı ama bizler, transitlerin dışında yine bu fabrikada üretilecek ancak hala sır gibi saklanan yeni araç-otomobilin ne zaman görücüye çıkarılacağına fokuslandık.

Yılın "en"leri bu kez projelere!
Doğrusu Merkez Bankası eski Başkanı Gazi Erçel'in 2000 yılında aldığı ödüllerinin sayısını düşününce, TÜGİAD'ın neden bir isme değil de projeye ödül verme ihtiyacı hissettiği daha iyi anlaşılıyor. Öyle ya, yılın en en iyi bürokratı, bankacısı, işadamı, girişimcisi ödülü büyük törenlerle veriliyor ardından da hayal kırıklıkları geliyor. Türkiye Genç İşadamları Derneği'nin davet mektubunu okuyunca aklıma bunlar geldi. Gelelim 24 Nisan'da verilecek olan 'yılın en' projelerine. Dernek, Enka-Intergen ikilisine en büyük enerji yatırım, Ford Otosan'a en büyük ihracata dönük yatırım, İş-Tim'e en büyük ihale, Petrol Ofisi'ne blok satış yöntemi ile yapılan en büyük özelleştirme, Tepe-Akfen-Vie(TAV) Atatürk Havalimanı Yeni Dış Hatlar Termanili'ne Yap-İşlet-Devret modeliyle en kısa sürede gerçekleştirilen proje ve Turkcell'e de yurtdışında en büyük halka arzı gerçekleştiren Türk şirketi ödülünü veriyor.

Altınbilek suçlamaları neden reddediyor?
DSİ'nin Şanlı Urfa Yaylak Projesi'nde kullanacağı boruları Türkiye'deki plastik boru üreticilerinden değil de yurtdışından temin edeceğini ve bunun da yerli üreticileri çileden çıkardığını yazmıştım. Plastik boru üreticilerine göre, Daha önce de olduğu gibi, DSİ bu kez de PVC esaslı boru kullanabilirdi. Ancak, kurum Türkiye'de hammaddesi olmayan PE-100'den yapılmış borular kullanmayı tercih etti. Üreticiler bu yüzden DSİ'nin 4.5 milyon dolar daha fazla para ödeyeceğini iddia ediyor ve "Bu nasıl kurtuluş savaşı. Biz işçilerimizi işten çıkartıyoruz. DSİ niye böyle birşey yapıyor" diye soruyorlardı. DSİ Genel Müdürü Doğan Altınbilek, neden PE-100'ü tercih ettiklerini anlatan bir yazı gönderdi. Altınbilek, özetle yüksek basınca dayanıklı, kırılgan olmayan, ek yapılmadan uzun tüllerde üretilebilen, tektonik hareketlerden zarar görmeyen ve uzun ekonomik ömürlü olduğu için PE-100'lerin proje için çok uygun olduğunu belirtiyor. Ayrıca bu boruların kullanılmasının da projenin toplam maliyeti açısından ülke zararına herhangi bir etkisi olmadığını ileri sürüyor. Bir de hatırlatma yapıyor. DSİ, halen yürütmekte olduğu sulama projelerinde önümüzdeki yıllarda 7 bin km boru kullanacakmış. Yüksek basınçlı sulamaların gelişmesiyle sulama şebekelerinde bir çok boru çeşidinin yanı sıra PVC borular da olacakmış. Altınbilek, "DSİ'nin suçlanması anlaşılır gibi değil. PVC boru üreticileri, projenin ikmalinden sonra çiftçilere tarla içi su dağıtım boruları satacaklarından büyük bir pazar imkanına kavuşacak" diyor. DSİ ve plastik boru üreticileri arasındaki kavganın iki tarafına böylece söz vermiş olduk ama kimin gerçekten haklı olduğu konusunda işin içinden çıkamadık.

 
Gündemi en çok nereden takip ediyorsunuz?

İnternet Haber Portalları
Günlük Gazete
Televizyon
Radyo

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır