  
Eski Ankara direniyor
Ankara, "eski Ankara" olarak kalmak için direniyor. Eski Ankara, siyasetin ve yönetimin bir rant paylaşma sistemi olarak görüldüğü ve uygulandığı "yer"dir. Bu Ankara'nın, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş mücadelesi günlerindeki "Eski Ankara" ile, maddi ya da manevi hiç bir ilgisi yoktur.
Rant paylaşımı ve dağıtımının son on yıllık bilançosu TOBB'un yaptırdığı bir araştırmada çıkarıldı: 195 milyar dolar. On yılda on hükümet kuruldu, her hükümet bir öncekisi gibi davrandı. Eski Ankara yine aynı şekilde devam etmek istiyor.
Bakan dediğin...
"Aynı şekil" şudur:
Bir bakan kendi seçim bölgesine açılışa giderken kamunun uçağını kullanabilir. Bunun bedelini ödemez.
Bir bakan kendisine 350 bin mark tutarında makam otomobili aldırtabilir. Bunu kendi doğal hakkı olarak görür.
Kamu bankaları gerçek anlamıyla "batmış"lardır. Ama bir bakan çıkar, çiftçi borçlarının "halledilmesi"ni, seçim yatırımı olarak gördüğü için ısrar edebilir. Bu seçim yatırımları yüzünden kamu bankalarının zararı 40 milyar dolar olmuştur. Her bakan, her parti bu seçim yatırımını yapmış ve bu bankalar batmıştır. Ama şu andaki bakan ya da bakanlar da "aynı şekilde" davranmaya devam etmek istemektedirler.
Bir başka bakan, batmış bir kamu bankasının tek varlığı olan ve şu andaki değeri 10 milyar dolar olarak hesaplanan bina ve arazi stokuna el koyabilmek için mücadeleye devam etmektedir. Neden? Çünkü bu kaynağın kendi yönetimindeki kuruluşta kalması demek, milyarlarca dolarlık "ihale imkânı" demektir.
Eski Ankara şöyle bakar: "Birkaç ay içinde hava değişir, dışardan para gelir, biz yine ihale yapmaya başlarız."
Eski Ankara'da bakan olmak bunlar için önemlidir: Özel uçakla seçim bölgesine gidebilmek... Pahalı makam otomobiline binebilmek... Hemşehrileri, partilileri işe yerleştirebilmek... İhale yapabilmek...
Bunları yapamadığın zaman bakan olmanın bir anlamı kalmaz. Eski Ankara'da siyaset yapılırken "uzlaşma", "koalisyon" gibi kavramların hepsi aslında "paylaşma" anlamına gelir. Kamu bankalarını "paylaşmak", yatırımcı yani para harcayan, ihale yapan kamu kuruluşlarını paylaşmak...
Enerji için hücum!
Yeni yasalarla "bağımsız" kurumlar ve kurullar oluşturulmaya, birçok önemli alan günlük siyasetin dışına çıkarılmaya çalışılıyor. Ama eski Ankara direnmeye devam ediyor.
Meclis son olarak Enerji Piyasası Kanunu'nu kabul etti. Bu kanuna göre enerji piyasası ve doğalgaz piyasası, bankacılık sektöründeki Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu gibi bağımsız bir Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yönlendirilip denetlenecek. Ankara'dan gelen haberlere göre, bu kurula yapılacak atamalar için savaş başlamış durumda. Ortaklardan DSP, enerji işlerinden pek anlamadığı ve uzak kaldığı için mücadele ANAP ile MHP arasında sürüyor. Mücadelenin konusu basit: Kurula kimin "adamları" girecek ya da kimin kaç "adamı" girecek?
Eski Ankara canını dişine takmış direniyor. Son on yılda heba ettikleri 195 milyar doların faturası önlerine uzatılıyor, sesleri çıkmıyor. Hâlâ direniyor, "mevzilerini" korumaya ve artırmaya çalışıyorlar.
|