Kime keseceğiz, Demirel söylesin
Kimseyi yargılamak gibi bir niyetimiz yok.. Zaten bu haddimiz de değil..
Bizim amacımız başka..
Amacımız; Türkiye'yi kimler batırdı sorusuna yanıt aramak.
Kim batırdıysa bulmak, ortaya çıkarmak...
Derviş diyor ki; 10 yılın politikacıları batırdı..
Politikacılardan çıt yok.. Bir tek Demirel 'hayır' dedi : Bu faturayı bize kesemezsin..
Ama fatura kesilecek.. Birilerine kesilecek..
Bir gecede dolar 1 milyon 200 bine fırladıysa...
Bir gecede yüz binlerce kişi işsiz kaldıysa..
Bir gecede yüzde 50 fakirleştiysek..
Fatura kesilmek zorunda...
Çaresi yok..
O halde hiç kimse "geçmişi kötülemek çare değildir" söyleminin ardına sığınarak bu olayı geçiştiremez..
O halde gelin, sakin sakin düşünelim...
Bizi kim batırdı onu bulalım..
Kamu bankalarını kullanma geleneği nasıl başladı, ortaya çıkaralım..
Ben söyleyeyim..
Batışımız 4 Ekim 1991'de Manisa'da başladı..
Artık ezberlemişsinizdir..
O gün muhalefette olan Demirel ; "Hükümet tütüne ne fiyat verirse, iktidara gelirsem beş bin lira fazlasını vereceğim" dedi..
Hiçbir hesaba kitaba dayanmayan bu açıklama, sonun başlangıcı oldu..
Demirel iktidara geldi.. Dediğini de yaptı..
Ve Ziraat Bankası da bir yıl sonra tarihinde ilk kez görev zararıyla tanıştı..
Şimdi Demirel diyor ki; Son 10 yıl zarfında benim başbakan olarak geçen hizmet sürem 18 aydır.. Kamu net borç stoku grafiğine bakınca, benim kötülenmemi gerektirecek bir durum yoktur..
Doğru olabilir. Ama benim derdim başka..
Ben sadece şu sorunun yanıtını arıyorum.
Demirel "ne verirse beş bin fazlası" derken nasıl bir hesap yaptı?
Bir anlatsa..
'Ne verirse beş bin fazlası' derken hangi kaynağı kullanmayı düşündü..
Bir söylese.
Rakamları yan yana mı yazdı, alt alta mı?.. Nasıl bir hesap yaptı..
Bir anlatsa..
Böldü mü, çarptı mı, topladı mı, çıkardı mı?
Biz de öğrensek.. Sonra oturup rahat rahat düşünsek..
Haksızlık yapmasak. Faturayı ona göre kessek..
Oldu olacak.. Demirel, 1991 yılında 108 milyar dolarlık seçim vaadinde bulunurken hangi kaynakları kullanmayı düşündüğünü açıklasa...
Baştan söyledim.. Hesap sorma gibi bir niyetimiz yok.
Bu haddimiz de değil..
Bizim amacımız öğrenmek..
Demirel bu.. 40 yılın politikacısı..
Ne verirlerse beş bin fazlası derken mutlaka bir hesap kitap yapmıştır..
108 milyar dolarlık vaatte bulunurken mutlaka bir şeyler düşünmüştür..
Dün bunları açıklamamakta haklıydı..
Politika bu.. Rakiplerine sır vermeyeceksin..
Ama bugün durum değişti..
Demirel artık emekli.. Politikacı değil.. Bu büyük sırrı açıklayabilir..
Rakamları topladı mı, çıkardı mı, çarptı mı, böldü mü, bize de söyleyebilir..
Belki de bizim bilmediğimiz bir işlem vardır..
Belki de 'matematikte dört işlem var' diye yanlış okutmuşlardır.. Belki de beşincisi de vardır..
Ne biliyoruz..
Demirel bir konuşssa.. Bir açıklasa..
Kamu bankalarının görev zararı 1992 yılında Demirel'le başladı..
2001 yılında 22 milyar dolara ulaşınca sistem çöktü..
Altında biz de kaldık..
Şimdi fatura birilerine kesilecek..
Demirel 'Bana kesmeyin' diyor..
Peki olur..
O zaman söylesin; kime keselim?.