kapat
19.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

Kangurum

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Medyasoft
 
ABDURRAHMAN YILDIRIM(yildirim@sabah.com.tr )

Durumun vehameti anlaşıldı mı?

Geçen hafta sonu açıklanan ekonomi programının ilk ayağının olumlu etkisi ancak bir gün sürdü. Pazartesi günü faiz indi, borsa yükseldi, döviz hızla düştü. Hatta sonradan hızlı yükselmesin diye Merkez Bankası dövizin düşüş hızını kesti. Salı günü Hazine ihalesini başarıyla atlattık, ancak ciddi bir çelişki olmasına karşılık döviz de yükselişe geçti. Dünkü gelişmeler ise piyasaların yüreğini yine ağzına getirdi.

Bunun gözle görülür üç nedeni var.

* Popülizmin devamı- Pazartesi günkü Bakanlar Kurulu toplantısında esnaftan sonra çiftçi borçlarına da eski faiz oranlarının uygulanması kararlaştırıldı. Üstelik bu konuda Tarım Bakanı ile Hazine'den ve ekonomik istikrar programından sorumlu bakan Kemal Derviş arasında aynı bakanlar kurulunda tartışma olmasına karşılık. Tam bu sırada piyasaların bütün dikkatlerinin bu konular üzerine yoğunlaşmıs bulunmasına ve dışarıdan alınacak kredilerilerin en önemli şartının da popülist politikaların terkedilmesi konusunda kararlılığa bağlı olmasına rağmen bu yapıldı. Tarım kesimine bu yolla 400 trilyon lira daha aktarıldığı hesaplanıyor.

* Notun kırılması- Salı günü derecelendirme kuruluşu S&P, Türkiye'nin kredi notunu kırdı. Kuruluş, Cumartesi açıklanan programın ilk ayağını gördükten sonra bunu yaptı. "Türk mali ve bankacılık alanındaki sorunlar Hükümetin borçlarını ödeyebilme yeteneğini tehdit ediyor" denilen S&P açıklamasında, mayıs ve haziran aylarında 5'er milyar dolarlıklık dış mali yardıma ihtiyaç bulunduğu vurgulandı.

* Şartlı kredi- Bu arada dış kredilerin şartlı verileceği, bu kredilerin sağlanmasının zaman alabileceği haberleri de kamuoyuna yansıdı. Bu da ayrı bir olumsuzluk olarak algılandı piyasalarca.

* Ders alındı mı?- İşadamı Rahmi Koç, "Gerek hükümetimiz gerekse milletvekillerimiz durumun vahametini anlamışlardır. O bakımdan benim endişem yok, ta ki program aksayana kadar" dedi.

Yukarıda Bakanlar Kurulu'ndaki örnek ise Koç'u pek doğrulamıyor.

ABD'nin Ankara eski büyükelçisi Mark Parris de aynı görüşte. Dün bir toplantıda "Sadece esnaflar değil, bugün Türkiye'deki insanlar açıkça kızgın. Kararlı bir hareket görmedikleri sürece daha da kızgın olacaklar" diye konuştu.

Program dört dörtlük de olsa uygulama hükümetin elinde. Uygulamada hata olunca yeni programı hemen göndermek işten bile değil. Artık bankaların ve onlardan önce liderlerin, uygulamada en küçük sapmaya dahi piyasaların ve uluslararası finansörlerin tahammülü kalmadığını bilmeleri gerekiyor.

* Sonuç- "Yanlış dirhemlerle doğru ölçü elde edilmez" Türk Atasözü

Devletin savurganlığı
Faruk Türkoğlu'nun araştırmasına göre son 10 yılda 195 milyar dolarlık savurganlık yapmışız. Bu savurganlık devlet eliyle gerçekleşmiş.

Devlet vergi almış. Üstteki grafikten de görülebileceği gibi, devlet 1990 yılında GSMH'nın yüzde 11 düzeyinde vergi geliri sağlarken bunu 10 yıl sonra milli gelirin yüzde 19'una çıkarmış ve neredeyse katlamış. Bu büyük bir başarı. Ama sorun giderlerde. Bütçe giderleri 1990'da GSMH'nın yüzde 17'si iken bu oran 2000'de yüzde 37'ye çıkmış.

Bu harcamaların tümü elbette faize gitmedi. İç ve dış borç faizlerinin GSMH'ya oranı 1990'da 3.5 iken 2000'de 16.2'ye yükseldi. Harcamaların daha büyük kısım diğer harcamalardan oluştu. Yani devlet sadece borçlanmada değil diğer alanlarda da giderek büyüdü. Üstelik bunu çok savurgan bir şekilde yaptı.

 
Gündemi en çok nereden takip ediyorsunuz?

İnternet Haber Portalları
Günlük Gazete
Televizyon
Radyo

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır