  
Aptallık bulaşıcıdır!
Geçenlerde, Türkiye'yi ziyaret eden Avrupa Parlamentosu heyetiyle yemekte buluşmuştuk.
"Bir dokun, bin ah işit!" misali, Türkiye'ye ilişkin yakınmaları bitmek bilmiyordu.
Aday ülkelerle ilişkilerden sorumlu yetkiliye, diğer ülkeleri sordum. "Hepsi de uyumlu" dedi "Sorun yok!"
"Mesela Bulgaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti?"
"Fevkalâde!"
***
İşte durum bu.Polonya, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Macaristan, Romanya gibi eski Komünist Blok ülkeleri, piyasa ekonomisi, demokrasi, insan hakları, özgürlük konularında önemli adımlar atarak Avrupa Birliği'ne yaklaşıyorlar.
Türkiye artık bu ülkeler için olsa olsa "yapılmaması gerekenleri gösteren" bir modeldir; olumlu model ise Yunanistan.
***
Peki bu, neden böyle oluyor?
Bizler, bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı olan bu ülkelerin halklarından daha mı aptalız?
Eğer aptallığı, "gerekli dönüşümlere uyum sağlayamamak", ya da "kişisel çıkar peşinde kurnazlık yaparak toplumu tahrip etmek" diye algılarsanız; evet.
Bizler, bütün bu ülkelerden daha aptalız.
Çünkü bir imparatorluk mirası taşıyarak, dünyanın en güzel köşelerinden birinde kurulan Cumhuriyeti kısa sürede "hasta delikanlı" haline getirmeyi başardık.
Daha üç beş yıl önce, ülkesindeki Türk asıllıların adını değiştirecek köhnelikte bir rejime sahip olan Bulgaristan ise, şimdi Avrupa ülkelerine vize zorunluluğu kaldırılmış, saygın bir aday ülke.
***
Aptallığımızın temel nedeni bu ülkede "gerçek saygısı" olmayışı.
Halka sürekli yalan söyleniyor!
Halk da sürekli yalan söylüyor!
Basın halkı, halk basını, siyasetçi halkı, halk siyasetçiyi kandırmaya çalışıyor!
Ve bütün bunlar Türk milliyetçiliğine dayalı, şoven klişeler çerçevesinde yürütülüyor.
Bu yalan düzenini eleştirenler ise çarmıha geriliyor.
İstanbul'un iş çevreleri ve medya, yeni yeni orta zekâlılar sürüyor piyasaya.
Bu Türkçe özürlü, dünyadan habersiz, servetinin kaynağı kuşkulu, yarı maganda, yarı kasaba kurnazı tipleri lider yapıyor ve ülkenin başına tebelleş ediyor.
Sonra da gelsin diyet ödetme çabaları.
***
Türkiye'yi, Batı gazetelerinin birinci sayfalarında iflas etmiş bir ülke görünümüne sokan sistem; şoven bir söylemin altında her türlü hile ve hurdanın yürütüldüğü bir soygun düzenidir.
Bu düzen; kültürü, insancıllığı, adaleti, barışı çiğnediği sürece ayakta kalacağını sanmıştır ama dünyanın değerler sistemi öyle kolay kolay değişmiyor.
Yunanlılar, Polonyalılar, Bulgarlar, Macarlar, Romenler bu gerçeği biliyor ama ne yazık ki Türkler'in çoğu, kafalarını o kayadan bu kayaya vurmadan, ağır ameliyatlar geçirmeden, "evrensel değerler sistemi"ni değiştiremeyeceklerini kavramıyorlar.
Aptallık bulaşıcı olduğu için de trajedi giderek büyüyor.
|