Türkiye'nin beklentisi en az 10 milyar dolar. Ve uygulanacak yeni ekonomik programın finansman dengesi de buna bağlı.
IMF görüşmelerinin uzamasının başlıca nedeni de dış yardım miktarının netleşmemesi. Yardım miktarı netleşmediği için IMF anlaşma metnini, niyet mektubunu Washington'a götüremiyor.
Çünkü yardım, beklendiği gibi 10 milyar dolar değil de 6 - 7 milyar dolar civarında kalacak olursa o zaman IMF, hükümetten ek önlemler almasını isteyecek. Aradaki farkın iç kaynaklarla kapatılmasını önerecek. Bu da yeni zam ve yeni vergiler demek. Yani, şu anda atlatıldığı sanılan ek vergi artışları o zaman kaçınılmaz olacak.
Belki ek vergi artışları da yeterli olmayacak ve kaçınılmaz olarak önemli oranda monetizasyona, yani Merkez Bankası'nın para basarak kamuya finansman sağlaması yöntemine başvurulacak. O zaman da programın enflasyon hedefleri başta olmak üzere tüm dengeleri yeniden belirlenecek.
Ekonomi kurmayları bu yöntemi şu anda düşünmek bile istemiyorlar. Bunun son çare olacağını söylüyorlar. Ancak, şu anda da her ihtimale karşı KDV oranlarının ne düzeyde arttırılarak ne kadar ek gelir sağlanabileceğinin hesapları yapılıyor Hazine ve Maliye'de...
Evet, Ankara'da bulunan IMF heyeti de Devlet Bakanı Kemal Derviş ve ekonomi bürokrasisi de merakla bugün yapılacak olan Londra toplantısını, daha doğrusu bu toplantıdan müjdeli haber çıkmasını bekliyor.
Eğer bu toplantıdan tatmin edici bir yardım miktarı çıkarsa ondan sonra programın IMF İcra Direktörleri Kurulu'nca onayı da IMF ve Dünya Bankası'nın ek kredi kolaylıkları da çok daha rahatlıkla çözülebilecek gibi görünüyor.
Aksi bir durumu kimse aklına dahi getirmek istemiyor...