Derviş programının uygulanması, Ankara'da iktidar olma tarzının değişmesi anlamına geliyor.
Düşünsenize: Elinde ne kamu bankası var, ne oraya buraya ihsan edilecek para.
Dağıtılacak devlet kadroları ile, makam saltanatı da yok!
O zaman Ankara'da iktidar olmanın ne anlamı kalıyor ki!
İnsan Belçika'daki, İsviçre'deki gibi bakan olacağına, olmasın daha iyi!
İşte bu yüzden Ankara egemenleri, kendi sonlarını hazırlayacak olan Derviş programının başarıya ulaşmasını istemez.
Eminim ki şu sıralarda Derviş'in hakkını avcuna verip göndermek için binbir plan tezgâhlanıyordur.
Hele Derviş siyasete gireceğini açıkladı ya; şimdi seyredin gümbürtüyü!
Derviş ve Karaosmanoğlu benzetmeleri ortalığı kapladı bile.
Bu da bana yine bir aslan fıkrası hatırlattı.
Aslan yolda bir kedi görmüş. "Hayrola yeğenim!" demiş. "Bu ne hal. Sen niye böyle küçük kaldın?"
"Sorma amca!" demiş kedi "Ben Ankara siyasetçisinin eline düştüm."
"Ne demek Ankara siyasetçisi" diye kükremiş aslan. "O da kim oluyormuş. Hadi düş önüme, beni ona götür!"
Yeğen önde, amca arkada Ankara'ya gitmişler.
Kedi aslana bir adamı göstermiş ve "İşte amca" demiş "beni bu hale düşüren Ankara siyasetçisi budur."
Aslan bir kükremiş, bir esip gürlemiş.
"Sen de kimsin be adam?" demiş "Benim yeğenimi bu hale getirmeye ne hakkın var?"
Siyasetçi hiç oralı olmamış; "Bizde adet böyledir" demiş.
Aslan bu söz üzerine iyice öfkelenmiş ve "Sen benim kim olduğumu bilmiyor musun?" diye sormuş. "Ben ormanlar kralıyım. Şimdi seninle, hangi biçimde istersen o biçimde dövüşeceğiz. Bakalım kim güçlüymüş!"
Siyasetçi "Biz güreş yaparız" demiş. "Yalnız kispet giymemiz gerekir. Ben eve gidip kispetimi giyip geleyim. Sen de burada bekle!"
"Olur" demiş aslan.
Siyasetçi birkaç adım atmış, sonra dönüp "Ama," demiş "ben gelene kadar sen kaçarsın!"
Aslan bu söz üzerine köpürmüş. "Ben niye kaçayım be adam" demiş.
Siyasetçi üstelemiş: "Kaçarsın, kaçarsın! Döndüğüm zaman seni bulamam. Bu yüzden elini ayağını bağlayacağım ki geldiğim zaman seni burada göreyim."
Aslan çaresiz, bu öneriye razı olmuş. Siyasetçi, aslanın elini ayağını bir güzel bağlamış.
Sonra da eline aldığı kalın bir sopayla Allah yarattı demeden girişmiş aslana.
Aslan kafası gözü yarıldıkça inliyor ve bir yandan da "Ah, hayırlısıyla bir yeğenim kadar kalaydım, başka bir şey istemezdim!" diye feryat ediyormuş.