  
Heyecan
Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli dün TBMM grup toplantısında konuşurken, önce, "büyük bir nezaket" sergiledi.
"Hükümetimiz tarafından hazırlanan program" dedi.
Sonra da sıra...
"Büyük bir kararlılık sergilemeye" geldi:
- Toplumsal rahatlama ve güven ortamı.
Devlet Bey'in "215 satırlık" konuşmasının, bizce "can alıcı" bölümü, "yukarıya aldığımız iki satır."
Zira...
Güven ortamı olmadan "toplumsal rahatlama" olmaz.
Program başarıya ulaşamaz.
Güven ortamı ve başarının "ön koşulu" ise, programa "siyasetin destek vermesi."
Şu anda ise...
Siyaset, programa gerçekten destek veriyor (mu acaba?)
***
Program "hükümet tarafından" hazırlanmadı.
"Bakanlar Kurulu'nda" konuşulmadı.
Ama Devlet Bey "şu kritik aşamada" sorun çıkmasını istemiyor.
"Hükümetin yapmadığını" yapıyor.
"Hükümetimizin programı" demek zarafetini gösteriyor.
Gösteriyor, göstermesine de...
Bahçeli de, Derviş de, herkes de pekâlâ biliyor ki...
"Genelde" Derviş-siyaset ilişkileri...
"Özelde" ise...
Derviş-MHP ilişkileri...
Derviş-Enis Öksüz, Derviş-Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp ilişkileri...
Yerli yerine oturmuş değil.
***
Kemal Derviş "iç dünyasında" MHP'ye... MHP'li bazı bakanlara hangi gözle bakıyor acaba?..
Kafasında "şu sorular" uçuşuyor olamaz mı:
- Enis Öksüz, Telekom konusunda ikna olmuş görünse bile... Ya kanun tasarısı Meclis'te konuşulurken, bir iki MHP'li önerge verirse... Tasarı delinirse...
Ve pek çok MHP'linin kafasını da "şu konular" kurcalıyor olamaz mı?
- Derviş, hükümetin üyelerinden biri mi?.. Yoksa, hükümetin ortağı mı?.. Eğer ortaksa... Koalisyonun yapısı değişiyor demektir... Yok eğer 35 kişiden biriyse... Gitsin... Bu ay yapılacak kurultayda DSP'ye girsin.
***
Şimdi "çok önemli bir ayrıntıdan" bahsedeceğiz.
Programın "dışa dönük ayağının" olmadığı malum.
Bu nedenledir ki...
Derviş, programı "geçen cumartesi açıklamak istemedi."
"En uygun tarih" olarak 19 Nisan, Perşembe'yi düşündü... Yarını.
Böylece "bir taşla iki kuş" vurmuş olacaktı.
1. Program, pazartesi günü Bakanlar Kurulu'nda konuşulup, tartışılabilecekti.
2. Programa "dış destek ayağı" somut şekilde eklenecekti.
Derviş "bunu" Başbakan'a söyledi.
Başbakan ise konuya "farklı bir pencereden" baktı:
- Haklı olabilirsiniz... Ama program çok gecikti... Kamuoyu bu nedenle rahatsız... Hemen açıklayınız.
Ve Derviş açıkladı.
Ama açıklaması "noksandı... Yetersizdi."
Ecevit de "destekliyoruz" dedi.
Ama "görüntü olarak" isteksizdi.
Ayrıca...
"Arkasındayız... Destekliyoruz" demeye ne hacet?..
Ecevit gibi, dilimizi çok iyi kullanan bir siyaset ve devlet adamı "programın sahibiyiz" demesini bilmez mi?
***
Kemal Derviş'i dün sabah 07.30'da, sokakta gören Ankaralılar heyecanlandılar ama...
Aynı Derviş, aynı Ankara'nın "siyasetine" aynı heyecanı vermiyor.
Ayrıca kendisi de, Ankara'nın siyasetinden "heyecan alamıyor."
|