kapat
18.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

Kangurum

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Medyasoft
 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Reçeteyi ne yapacaksınız?..

Ünlü anekdottur.. Hani adam kendini iyi hissetmediğini söylemiş arkadaşına..

"Hemen doktora git, muayene ol. Çünkü doktor yaşamalı.. Reçete al doktordan eczaneye git, yaptır.. Çünkü eczacı da yaşamalı.. Sonra aldığın ilaçları çöpe at.. Çünkü sen de yaşamalısın" demiş arkadaşı..

Arkadaşının kim olduğunu bilmiyoruz ama, ekonomist olduğu kesin.. Gülüp geçtiğiniz yanıtta, tam bugünlere ilaç olacak reçete var çünkü..

Sonunda çöpe bile gidecek olsa, harcamalısınız.. Harcamalısınız ki, bazıları aç kalmasın..

Kriz anlarında toplumun büyük bir kesiminin harcama gücü nerdeyse yok olur.. Doğrudur.. Hatta milyonlarca insan, günlük masalarına koyacak fasulyeyi bulmakta dahi güçlük çekerler. Bu da doğrudur.. Bu milyonlarca insanın piyasadan çekilmesi demektir.

Geriye kimler kalır?..

Krize rağmen hala harcama gücünde olanlar..

Peki bunlar da, "Aman gelecek karanlık, ne olur ne olmaz" diye harcamaları kısarlarsa..

Peki bunlar da, geri zekalı bir medya terörü yüzünden (Millet açlıktan kıvranırken, adama bakın haberlerini hatırlayın) harcamaktan çekinir olurlarsa..

Peki bunlar daha kötüsü "Param var, ama bu memlekette harcarsam göze batıyor. Medya beni teşhir ediyor, öfkeli kitlelere hedef gösteriyor" diye paralarını bu ülkenin dışında harcamaya kalkarlarsa ne olur, hiç düşündünüz mü?..

İşsizlik denen korkunç hastalığı ne körükler sanıyorsunuz?..

Mesela..
Kriz yüzünden, daha önce haftada birkaç kez dışarda yiyebilenler evlerine kapandılar. Herşeye rağmen dışarda yeme gücünde olanlar da, "Ne olur ne olmaz" derlerse, ya da "Aman medya gelir, yarın gazetelerde, TV'de rezil oluruz" diye dışarı çıkmaktan vazgeçerlerse, kaç aşçı, kaç şef, kaç metrdotel, kaç garson, kaç komi, kaç muhasebeci, kaç alım görevlisi işsiz kalır hiç düşündünüz mü?. Ve de o restoranlara mal veren, kasap, manav, tabak, çanak ve bıçak üretici ve satıcısı, kağıt peçete, örtü üretici ve satıcısı.. Çiçek üreticileri ve satıcıları.. Ertekin bile küçülmeye kalktı, benden fırçayı yiyince, geri aldı.. Ama ne kadar dayanır, dükkan çalışmazsa.. Hazıra dağ dayanmaz.. Ertekin'de hazır da yok üstelik..

Bir akşam dışarda yemek yemekle kaç ailenin sofrasına yemek koyduğunuzu hiç düşündünüz mü?..

Genişletin şimdi?..

Buzdolabı.. Otomobile kadar.. Alım durursa, fabrikalar üretimi kısmaz, hatta tamamen durdurmazlar mı?.. Bu işçi çıkarma anlamına gelmez mi?..

Yerli arabayı değil, ithali düşünün.. En aşırı, en abartılı olanı.. Dün gazetelerde okudum.. Porsche satışları durmuş..

Durmuşsa eloğlu düşünsün.. Acaba öyle mi?. Kim ithal ediyor Porsche'yi?.. Bu şirkette kaç kişi çalışıyor, maaş alıyor?.. Araba satamazlarsa ne olur?..

Işık Lisesi mezunları balolarına havaifişek koysunlar mı, koymasınlar mı?..

Işık Lisesinde geliri belli düzeyin üzerinde aileler çocuk okutabilir.. Çocuklar da ömürlerinde bir kere liseden mezun olurlar.. Hayatın dönüm noktasıdır lise mezuniyeti.. Bunu kutlamak istiyorlarsa, niye kutlamasınlar..

Havai fişek kalkabilir tabii.. 30 dolar eksik öderler o zaman.. Ama yazın üç ayındaki geceleri bekleyip, kazandıkları ile bütün bir yıl yaşayan, havai fişek imalatçısı o küçük esnaf ailelerine ne olur?.. Boş verin. Onlar da aç kalıversinler..

***
Hayatım boyunca devasa düğünlere ısınamadım. Dünyanın parasını harcar, kimseyi mutlu edemezsiniz. Mutlak unuttuğunuz dostlarınız olur.. Mutlak gelenler yemekleri, servisi beğenmezler.. Mutlak masa dağılımında kendilerini ikinci, üçüncü sınıf sanıp kızanlar olur.. Paranla rezil olmaktır düğün..

"Al karını, dünyayı dolaş, düğüne harcayacağın para ile" derim herkese..

Ben öyle yaptım.. Amerika'nın öyle ıssız bir yerinde evlendik ki, Holly ile, nikah şahidi olsunlar diye oteldeki iki kat hizmetçisini onar dolara kiralamam gerekti.

Sevgili kardeşim Murad Geyimci, dünya tatlısı Birgül ile evlenmeye karar verince "Deli olma, al karını git Las Vegas'a.. Çılgın bir tatil yaşayın. Dünyanın en güzel şovlarını izleyin. Canınız çekerse kumar da oynayın. Düğüne ayırdığın para bitince dönersiniz" dedim..

Aklına yatar gibi oldu, ama gençleri pek yalnız bırakan yok.. Aileler çocukların mürüvvetini görmek istiyorlar, sesli, sessiz baskı yapıyorlar.. Mürüvvet iki şey.. Bir düğün.. İki torun..

Hilton'da düğüne karar verildi. Aylar öncesinden de rezervasyon yapıldı..

Sonra kriz patlak verdi..

Baktım Murad kararsız..

"Hıncal ağbi bu ortamda Hilton'da düğün.." demeye getirdi..

"Asıl bu ortamda düğün yapmak görevin" dedim.. "Büyük balo salonları, genelde part taym işçilerle çalışır.. Müzisyeninden, garson komisine, yığınla insan, böyle gecelerin rezervasyonlarını bekler, aile geçindirmek için.. Bak haberlere.. Hemen bütün otellerde nerdeyse yüzde 50'ye varan iptaller var.. Bunlar düğünü yapamayacakları için iptal etmiyor.. Medya teröründen korkuyorlar.. Bu korku yüzünden ekonomi duruyor. Bu korku yüzünden, otelden gelecek iş davetini heyecanla bekleyen binlerce "Özel gece" işçisi nerdeyse aç kalıyor.. Başka zaman olsa 'Vegas'a git' derdim, dedim de biliyorsun.. Şimdi görevin bu ülkede düğün yapmaktır. Harcayacağın her kuruşla birilerini doyuracaksın çünkü.."

Murad geçen cumartesi Hilton'da evlendi. Harika bir düğün oldu.. Yemekler nefis, servis olağanüstüydü.. Konukları değil, o özel gecenin servis elemanlarını seyrettim o gece.. Bir gecelik mutluydular..

***
Krizin başından bu yana, bankalara yatan para, bilmem kaç katrilyon.. Millet yarın korkusuna düştü, parasını saklıyor.. Dışarı kaç katrilyon gitti, yastık altında neler var, onları da katın.. Bunlar piyasaya çıksa, ekonomi içinde dönmeye başlasa, esnafın sokaklara dökülmesine, bu kadar insanın işten çıkartılmasına sebeb kalır mıydı acaba?..

Parası olanın harcaması, bir insanlık, bir vatandaşlık görevi aslında.. O zaman parası olmayanlar da harcayacak birşeyler bulmaya başlarlar..

Doktora gidin.. Reçete alın.. Yaptırın.. İlaçları ne yapacağınız önemli değil!.

Çocuk Haftasında

Çocuklar için..

Bu hafta Çocuk Haftası.. Çocuk Bayramı'na bağlanıyoruz..

Kriz, mriz bir yana.. Harcama gücü olanlar için harika bir çocuk şovu geliyor ülkemize..

23 Nisan Çocuk Şenliğini Flying Super Kids'le kutlayacağız. Danimarkalı uçan çocuklar 80 kişilik dev bir kadroyla 20/24 Nisan tarihlerinde ülkemizde olacaklar. Şu ana kadar beş kıtada, yığınla ülkede 140 gösteri sergilemişler ve Prens Rainer tarafından da özel olarak ödüllendirilmişler.

Müthiş bir müzik.. Müthiş ışık oyunları ve müthiş uçarak dans eden çocuklar..

Mydonose Showland'deki gösterilerin sponsoru Sütaş.. Şov öncesi ve sonrası kuliste, Çocuk Karnavalı var ayrıca..

Daha ucuz güzellikler de var, çocuklarınız için.. Çocuk Tiyatroları.. Çeşit çeşit müzikal oyunlar var.. Birini seçin, şimdiden planlayarak..

Yasemin ve İrem geçen hafta Hansel ve Gratel adlı müzikal çocuk oyununu seyrettiler ve bayıldılar. "3 yaşındaki ufaklığın çığlıklar atarak ve gülerek tepki vermesi, çocukların oyuna katılmaları harika.. Ben oyunu bıraktım onları izledim" diyor, Yasemin.

Sevgi ile elele..
"Oynaya oynaya gelin çocuklar

Ele ele, el ele verin çocuklar.."

Yıllar önce, Modern Folk Üçlüsü'nün TRT'de çocuklar için yaptığı programların sinyal müziği idi adeta bu şarkı.. Dr. Tekin Özertem, Süheyla Sinkil, Canan Meray, çocukların önemi kavramış TRT'cilerdi, bu diziye imza atan..

Ankara'nın diplomatik çevresinden de yararlanarak, dünya çocuklarını bir araya getirirlerdi, TRT'ciler ve bizim, Ahmet, Doğan, Selami..

Dr. Ahmet Kurtaran, bu 23 Nisan'da TED İstanbul Kolejinde gene çok anlamlı bir buluşmaya öncülük yapıyor..

Şu İstanbul okullarına bakın..

* Ulus Musevi 1.Karma Ana

ve İlköğretim okulu (1939)

* Zağrofyan Rum İlköğretim

ve Lisesi (1893)

* Aramyan Uncuyan İlköğretim

Okulu (1873)

* Türk Eğitim Derneği İstanbul

Koleji (1928)

Bunların ilkokul öğrencileri, bir müzik, bir bayram, bir karnaval günü için bir araya geliyorlar, 23 nisanda..

Bir harika olay daha var.. Türkiye'nin en büyük resmi.. 2 binden, yazı ile iki binden fazla çocuğun bir metreye 70 santim boyutlarında yaptıkları resimler bir araya getirilip muhteşem bir resim mozayığı oluşturacaklar.. Her inanç, her kökten gelen, binlerce saf ve temiz ilhamın mozayığı..

Dr. Kurtaran "Sevgi, saygı, bir arada yaşamın gereği hoşgörü ve dayanışma çok eski bir Anadolu geleneği. Osmanlı'nın üç kıtaya yayılmasının özü.. Din, dil, ırk, cinsiyet, mezhep ayrılıkları toplumlara hep acı, gözyaşı, kavga ve huzursuzluk getirmiştir. İstanbul, inanç farklılıklarına rağmen asırlardır bir arada sevgi ve dayanışma örneği veren dünyadaki nadir kentlerden biri. Zaman zaman, kötü niyetli provokasyonlarla bu ahenk bozulmuş ama, bilinçli güzellikler hep sürmüş" diyor..

TED'in bu organizasyonu da, o bilinçli güzelliklerden biri işte..

Sevgi, saygı, hoşgörü ve "Özde bir" olmayı çocuklarımıza böyle anlamlı günlerde, böyle anlamlı birlikteliklerle anlatabilirsek, yarınlar daha mutlu Türkiye'nin, daha mutlu insanlarının olur!..

Bravo TED!..

SEVDİĞİM LAFLAR
Önyargılar eğer yeni bilgilerle karşılaştıklarında değişmiyorlarsa tarafgirliğe dönüşür.

George Bancroft

BİZİM DUVAR
Bartın valisi "Ben beyefendi değilim, ben sayın valiyim" demiş. Sayın valimiz, sayenizde ne olacak halimiz?!

Hakan&Utku

TEBESSÜM
Cem İşmen'in yolladığı fıkra benim dosyada beklerken, pek çok köşede yayınlandı. Ama güzel.. Sizde de bulunsun..

Derler ki..

Tanrı insanlığa özgü
3 özellik yaratmış-dürüstlük, akıl ve siyasi irade, ama kimseye 2'den fazlasını vermezmiş.

Dolayısıyla,

Eğer dürüst ve akıllı iseniz, siyasetçi değilsiniz.

Eğer dürüst ve siyasetçi iseniz, akıllı değilsiniz.

Eğer akıllı ve siyasetçi iseniz, dürüst değilsinizdir.

 
Gündemi en çok nereden takip ediyorsunuz?

İnternet Haber Portalları
Günlük Gazete
Televizyon
Radyo

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır