|
10 yılda bir Türkiye kayboldu
TOBB'un araştırmasına göre son 10 yılda başarısız yönetimler ve savurganlık nedeniyle 195 milyar doları sokağa attık
Politik risk ve kamu açıkları nedeniyle yükselen faizlerin Türkiye'ye faturası 100 milyar doların üzerinde gerçekleşti
Savurganlıkları engellemiş olsaydık, kişi başına milli gelirimiz 4 bin 500 dolar olacak, 5 milyon kişiye yeni iş sahası açılacaktı
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye'nin kıt kaynaklarını nasıl heba ettiğini bir raporla gözler önüne serdi. "Savurganlık Ekonomisi" başlığı altında hazırlanan rapor, 1990 ile 2000 yılları arasında yaklaşık 200 milyar dolarlık bir kaynağın nasıl çöpe atıldığını tek tek ortaya koydu.
Raporda, kamu harcamalarının disipline edilmemesi nedeniyle yüksek iç borçlanmanın gündeme geldiği vurgulanarak, "Bunu yükselen reel faizler takip etti" denildi. Raporun dikkat çeken noktaları şöyle:
* Son 11 yılda 132 ayın 42'sinde kemer sıkma paketi uygulandı. Halkın bu dönemdeki fedekarlığı istikrar paketlerinin yarım bırakılması nedeniyle heba oldu. Kamu tasarruf genelgelerine rağmen, savurganlık sürdü. 11 yılın 54 haftasında ekonomi durakladı ve küçüldü.
* Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yılından 1990 yılına kadar olan sürede gerçekleştirdiği ortalama büyümeyi gerçekleştirmiş ve yıllık yüzde 4.5 büyümüş olsaydı, Türkiye toplam yüzde 69 büyüyecekti. Ancak büyüme yüzde 52'de kaldı. Oysa 1990 yılında 108 milyar dolar olan Gayri Safi Milli Hasıla (GSHM) bugün 2001 yılında 200 milyar dolar değil, 230 milyar dolar olacaktı.
* Türkiye'de sık sık seçim yapılması 10 yılda 10 hükümet değiştirmesi istikrar uygulamalarının hep yarım bırakılması, IMF anlaşmalarına uyulmaması Türkiye'nin politik risklerini artırdı.
* Konsolide bütçe, KİT'ler, özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar, sosyal güvenlik kuruluşları, döner sermaye, fonlar ve belediyelerden oluşan 7 "kara delik" son 10 yılda hiç kapanmadı.
* Politik ve finansal risklerin fazlalığı reel faizin normal düzeyin çok üstüne çıkmasına yol açtı.
* İç borçlanmada reel faizler yıllık yüzde 8 gibi normal bir seviyede tutulmuş olsaydı Türkiye bugün ağır borç yükünün altında ezilmeyecekti. Bu olmadığı için Türkiye 10 yılda fazladan 7.8 milyar dolar iç borçlanma faizi ödedi.
* Türkiye libor artı 4.5 puan ülke riski ile borç para bulur. Bu yüzde 10.5 faiz demek. 1997-1998 yılında krize giren Güney Kore ise yüzde 2.5 risk puanı ile borçlanır. Rusya da ise bu oran libor artı 6.5 puan. Türkiye 10 yılda 53 milyar dolar dış borç faizi ödedi. Politik riskler daha düşük olsaydı 8.7'den borçlanıp, 53 milyar dolar yerine 44 milyar dolar faiz ödeyecektik.
Müşavirlerin sayısına bak, durumunu anla!
* Türkiye'nin dış ülkelerde Dışişleri Bakanlığı'nın dışında çok sayıda müşavir ve temsilciliği var. Kadroları da oldukça kalabalık. Aynı yurtdışı temsilcilikte Maliye, Hazine, Dış Ticaret ve bazen DPT'nin ayrı ayrı elemanı bulunuyor. Bir yurtdışı temsilciliğinin yalnız ilk kuruluş masrafı 1 milyon dolara ulaşıyor.
* Yurtdışındaki 166 temsilcilikte 4 bin 200'ü dışişleri, 3 bin 300'ü diğer olmak üzere yaklaşık 7 bin 500 kadar personel çalışıyor. Dışişleri dışındaki kamu görevlileri için yılda ortalama 75 milyon dolar harcanıyor. Geçici görevle yurtdışında bulunan görevliler için harcanan para ise 65 milyon dolar. İyi bir planlama yapıldığı takdirde yılda 70 milyon dolarlık tasarruf mümkün.
235 BİN LOJMAN OLUR MU?
* Kamunun mülkiyetinde 235 bin lojman ve 2 bin 340 dolayında dinlenme tesisi var. Bu konutların 200 bininin, ortalama 10'ar milyar liradan satılması ile elde edilecek yaklaşık 2 katrilyon liralık kaynağın memurlara kalıcı konut sistemi için harcanması mümkün. Kamu lojmanlarının her yıl toplam değerinin yüzde 2'si oranında tamir, bakım ve sigorta bedellerinden tasarruf edildiğini varsaydığımızda, yılda 40 trilyon liralık (40 milyon dolar) bir kaynak serbest kalabilir.
* Devletin belediyelerde dahil 125 bin aracı var. Japonya'da bu sayı 10 bin. Herbirinin değerinin 4 milyar liradan hesapladığımızda 500 trilyon lira ediyor. Ancak 250 işgününde 30 kilometre yol yapıldığında yalnız akaryakıt giderleri 65 trilyon liraya yaklaşıyor.
Son 10 yılda 195 milyar dolar sokağa atıldı
RAPORA savurganlık bilançosu:
* Fazladan ödenen iç borç faizlerinin toplamı: 7.5 milyar $
* İç borçlanma kısır döngüsünün ana parayı yükseltmesi sonunda faiz ödemelerinde ortaya çıkan artış: 95 milyar $
* Fazladan ödenen dış borç faizlerinin toplamı: 6.5 milyar $
* Geciken kamu yatırımlarının yıpranma toplamı 6.8 milyar $
* KİT'lerin borçlanma gereksinimleri: 32.2 milyar $
* İhale yolsuzluklarının tahmini asgari değeri: 2.1 milyar dolar $
* Fondaki bankaların tahmini zararı: 12.5 milyar $
* Kamu bankalarının görev zararı: 20 milyar $
* Ziraat Bankası ve Hazine'nin zararı: 9.2 milyar $
* 1990-2000 döneminde ekonominin bazı alanlarındaki savurganlığın yol açtığı toplam zarar ve kayıplar: 195 milyar $
Savurganlık önlenseydi ne olurdu
* 20 milyar dolar kaynak aktarılsaydı GAP bitmiş olacaktı.
* Kamu yatırımlarına 30 milyar dolar aktarılsaydı, yarım kalmış yatırımlar tamamlanacaktı.
*70 milyar dolarlık kaynak, küçük ve orta büyüklükteki işletmelere yatırım ve işletme kredisi olarak verilseydi, ekonominin makus talihi yenilebilecekti.
*Devlet savurganlık yapmayıp, kaynağın bir bölümünü KOBİ'lere verseydi, 10 yıl içinde toplam 5 milyon 394 bin işsize iş bulunacaktı. Bu krediyle yapılacak sabit yatırım tutarı ise 109.3 milyar doları aşacaktı.
* Her yıl fazladan ortalama 539 bin işsize iş imkanı sağlanacaktı. Büyük kentlere göç duracaktı.
*Politik riskler azalmış olsaydı her yıl 2 milyar dolar yabancı sermaye yatırımı yapılacaktı
*Kişi başına gelir 4 bin 500 dolar olacaktı ve ihracat 43 milyar dolara kadar yükselecekti.
|