kapat
16.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Medyasoft
 
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )

Türkiye'ye çözüm önerileri

Ekonomi Bakanı Kemal Derviş öncülüğünde hazırlanan programa bakar bakmaz "Somut bir çözüm önerisi yok" diye atıldı bazıları. Başka bazılarının da Derviş Türkiye'ye adım atar atmaz "Biz onun hazırladığı programı desteklemiyoruz" dediğini hatırlayınca duruma hiç şaşırmadım ben..

Ama kim ne derse desin, Bakan'ın açıkladığı programın ilk bölümündeki sadece birkaç madde bile bizim ekonomik kurtuluşumuzun ta kendisidir, hiç şüphe yok..

Şu maddelere bakın:

1) Devlet % 9 küçülecek (Daha da fazla olabilir aslında)

2) Siyasetçi kamu bankalarından elini çekecek.

3) Yeni tek bir memur işe alınmayacak.

4) Siyaset ve ekonomide şeffaflık sağlanacak.

5) Yolsuzlukla mücadele tüm hızıyla sürecek.

"Bunlar bilinen şeyler" diyebilirsiniz.. Ben de derim ki "Bilinen ama düzeltilemeyen şeyler, onun için bu durumdayız." Resmen uygulamaya konduğu zaman farkı göreceğiz.

Tek bir örnek; devlette tasarruf tedbirleri alınacak derken, Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz kalkıyor, seçim bölgesi Tarsus'a özel uçakla giderek beş saatlik yolculuğunu devlete 27 milyara malediyor.

Sonra da biz diyoruz ki "Efendim, Derviş'in programı açıklamasından sonra üç koalisyon liderinin çıkarak, destek verdikleri konusunda açıklama yapmasını ABD, IMF ve Dünya Bankası dayatmıştır."

Belki de öyledir, öyleyse de yerden göğe kadar haklıdırlar. Eğer ülkeyi yönetenler bu programa sadık kalmayacak ve har vurup harman savurmaya devam edeceklerse, bakanlar çekinmeden kısa bir seyahat için ülkeyi 27 milyar zarara sokacaklarsa, halâ devlet kuruluşlarına bir seferde 150 araç alınacaksa ABD, IMF ve Dünya Bankası Türkiye'nin krizden çıkması için neden destek versinler?

Siz paranızı keyfi olarak harcayacağını bildiğiniz, geri alacağınıza hiç emin olmadığınız birine borç verir misiniz?

Yarın da anlatmaya devam edeceğim dünyanın en iyi ekonomistlerini yetiştiren, en ünlü üniversitelerinden MIT (Massachusetts Institute of Technology)'de Mart ayı içinde yapılan Türk Haftası'nda Türkiye'nin sorunlu ekonomisi masaya yatırılarak incelenmiş.

Dünyanın önde gelen iktisatçıları ve Türkiye'den de ekonomistlerin katıldığı tartışmalardan ne sonuç ve ne öneriler çıkmış biliyor musunuz?.

"Devlet borçlanma gereksiniminin önemli kısmını teşkil eden kamu bankalarının görev zararlarının siyasi çıkarlar neticesinde oluşması sisteme çok fazla risk yüklemektedir. Netice olarak, Türk ekonomisinin düzelmesi için bankacılık sisteminin acilen düzeltilmesi, siyasi baskılardan arındırılması ve akabinde kamu bankalarının tamamen özelleştirilmesi gerekmektedir."

Bulgaristan'da da ekonomik kriz aynı şekilde özelleştirme yapılarak, KİT giderleri, bütçe açıkları kontrol altına alınarak ve uzun vadeli çözüm üretilerek aşılmış. Enflasyon üç yıl içinde %20.41'den, % 11.4'e düştüğü gibi kişi başına gelir de artmış.

Kısacası "Derviş Programı" bugüne kadarki savurganlığa son verdiği gibi, milletin omuzuna binerek siyaset yapılmasını da engelleyecek. Eksikleri var elbette.. Onları da yarın konuşuruz..

Dışişleri'nden açıklama
Bu açıklama, elçilik ve konsolosluk binalarında yapılan harcamaların Dışişleri Bakanlığı tarafından durdurulacağı ile ilgili haberde Paris'teki Büyükelçilik binasının örnek gösterilmesi hakkında yazdığım tepki yazısının çıktığı gün gönderildi ama o kadar çok yazacak konu vardı ki bugüne kadar bekledi..

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hüseyin Diriöz'ün cevabında birçok Avrupa ülkesindeki binalarımızın "koruma altına alınmış tarihi eserler olduğu", teknik donanımı, ısınma ve elektrik tesisatı kullanılamaz duruma gelip, çatıların akması gibi sorunlar yaşandığında gerekli masrafların yapıldığı anlatılıyor. Paris Büyükelçiliği'nde yapılan restorasyonun da bu nedenle olduğu, aşırı şık ve pahalı malzeme kullanılmadığı belirtiliyor ve aynı onarımı ve yenileme işlemlerinin şu anda Londra, Roma ve Viyana büyükelçilik binalarında da yapılmakta olduğu belirtiliyor.

Bu açıklama, benim üzerinde durduğum noktanın haklılığını bir kez daha ortaya koyuyor.

İyi niyetle ülkeleri için çalışan insanlarımızı bir kalemde kendi ellerimizle karalama huyundan derhal vazgeçmemiz gerektiğini de!

Korsan siteler
Geçen hafta salı günü İnternet'te cirit atan korsan sitelerle ilgili yazmış ve haber kaynağı verilmeden, sınırsız bir özgürlükle masa başında yalan haber üreten gazetecilerin engellenmesi, kural getirilmesi gerekir demiştim.

Basın kuruluşlarından ses yok. Bu durum devam ederse, ortalığın kalemşör provokatörler tarafından karıştırılmasına bilerek göz yumdukları akla gelecek.

Gerçi İçişleri Bakanı'nın bile somut delilleri olmadığı halde kurumları, isimleri rahatça TV'lerden suçladığı, sonra da "Yanlış anlaşıldı, ben öyle demek istemedim" diyebildiği bir ülkede korsan gazeteciliğin de gelişmesine şaşmamak gerekir.

Buna rağmen, hiçbir medeni (belki de önce "Biz medeni miyiz"i sorgulamamız gerekiyor) ülkede basın yargı üzerinde bile baskı kuracak, soruşturma safhasındaki olaylara yalan, yanlış müdahale edecek hakka sahip değildir.

İnternet'te bazı siteler okuyucuyu da açıkça aptal yerine koyuyor ve aldatmaya kalkıyor. Birileri dedikodu meraklılarını kullanarak onların sırtından para kazanıyor.

Bu haksızlığa kim "dur" diyecek?

 
Gündemi en çok nereden takip ediyorsunuz?

İnternet Haber Portalları
Günlük Gazete
Televizyon
Radyo

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır