Yeni bir hafta başladı.. Kemal Derviş'in açıkladığı programla, bu yeni haftaya, yeni umutlarla giriyoruz.. Girmeye de mecburuz zaten.. Bu programın açıklanması kadar, hatta ondan da önemlisi, hızla uygulanması.. Toplumun bütün katmanları olarak bunu mutlaka yapmalıyız.. Başka çaremiz yok.. Çünkü eğer bunu yapmazsak, yapamazsak, Türkiye çok daha büyük karmaşalara yuvarlanacaktır.. Gelecek günler, geçen günleri aratacaktır bizlere.. Hem de mumla aratacaktır..
Gelecekten umutsuzlukla bir yere varmamız, sürekli böyle yaşamamız mümkün değil.. Hepimiz aynı geminin içindeyiz.. Batarsak birlikte batacağız.. Bu nedenle artık herkesin "Ben programa ne gibi katkı yapabilirim" diye birşeylere soyunması gerekiyor..
Bu saatten sonra kimse "Şeytan'ın avukatlığını yapmamalı.." Özellikle muhalefet partileri, ekonomi bilginleri.. Bu halk, kimin neyi neden söylediğini biliyor ve anlıyor.. Kimseye "Sersem muamelesi" yapmaya kalkışmayın.. Kimse, "Aykırı olmak uğruna" Türkiye'yi tahrip etme kalkmasın.. DYP ve Fazilet "Bu program başarılı olmasın" diye sakın, ama sakın çalışmasın.. Böyle bir tutum, böylesi bir populist tutum, onlara artı hiçbirşey getirmeyeceği gibi, varolanı da götürecektir..
Değerli, okurlarımız, "Bu programa destek vermek, bu iktidara destek vermek demek asla değildir.." İkisini birbirinden ayıralım ve programa öyle bakalım..
Önümüzdeki birkaç ay zor.. İşsizlik artacak.. Çok sıkıntılı günler bekliyor bizi.. Ama ondan sonra büyüme başlıyor.. Büyümenin başlaması demek, işsizliğin azalması demektir.. Bugün işsiz olanların, işsiz kalacak olanların tekrar işe alınmaları, iş sahibi olmaları demektir.. Tünelin ucundaki ışığı görebilmemiz demektir..
Kemal Derviş "İlerki yıllarda, bugünleri, kötü bir rüya olarak hatırlayacağız" dedi. Buna inanıyoruz.. İnanmak istiyoruz..
Ama Derviş'in bunu tek başına yapması mümkün değil.. Siyaset erbabı, sendikalar, sivil toplum örgütleri, medya, esnaf, köylü, herkes omuz verirse, işte ancak o zaman tünelin ucunda gördüğümüz ışığa ulaşabiliriz..
Şimdi, hükümetin hızla halka, "İnandırıcılık borbardımanı" yapması lazım.. "Kemerleri sıkmaya başladığını" hızla göstermesi lazım.. Örneğin "Bakan ve milletvekili maaşlarını indirerek" buna başlayabilir.. "Bakanlık bütçelerini kısarak" buna başlayabilir..
Hükümet, kaybettiği güveni belki hemen kazanamaz ama, en azından halka, "Programı sahiplenmede ciddi olduğunu" gösterebilir..
Türkiye tarihi derecede önemli virajlara giriyor bugünden itibaren.. Toplum olarak her adımı sahiplenmeli, her adımı izlemeli ve cesaretli davranmalıyız..
Hükümeti mutlaka en sıkı biçimde denetlemeli ve Derviş'in programını tavizsiz ve sonuna kadar uygulaması için büyüteç altında tutmalıyız..
Artık hiç kimse, hiçbir noktada "Ben bu programa destek vermiyorum" dememeli.. Tam tersini söylemeli ve sözlerlinin arkasında sonuna kadar durmalı..
Koalisyon iktidarından da şunu bekliyoruz:
"Programın arkasında sonuna kadar durun.. Çünkü bu bizi aydınlığa götürebilecek belki de son tren.. Bu treni asla kaçırmayalım.. Programın arkasında duracağınızı söylediniz.. Şimdi zaman, bu sözlerinizi eyleme dönüştürmek zamanıdır.."
Hadi Türkiye, kullan bu şansını..