kapat
16.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Medyasoft
 
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )

Süslerin havuzunda çalan kemanlar

Yaşlıca Macar kemancı, yüzüne plastikten bir maske gibi yapıştırdığı değişmez bir gülücükle, tefrika halinde Çardaş'lar çalıyordu.

Masalar kırmızı örtülüydü ve yer yer, farkına varılmayan lambalarla hafifçe alttan ışıklandırılmıştı.

Macar kemancının, bundan kırk yıl önceki Başbakanlık Levazım Dairesi Müdürü Hıfzı Bey'e ne kadar çok benzediğini düşünüyordum.

Aradaki zaman farkını ortadan kaldırırsak; ikisi de aynı yaşta, aynı boyda, aynı giyimdeydi ve kendilerine ortak bir aynanın içinden bakıyormuşçasına, aynı plastik gülücüğü paylaşıyorlardı.

Macar kemancı daha önce kimbilir nerelerde çalmıştı bu kemanı; kimbilir nerede doğmuş, nerede yetiymiş, kimlerle sevişmiş ve nelerden geçmişti?..

Eski başbakanlardan rahmetli Saraçoğlu'nun yaşamı, Macar kemancının yaşamından acaba daha mı ilginç geçmişti?

Macar kemancıyı dinlerken, Saraçoğlu'nun aklıma gelivermesi; Hıfzı Bey'in, Saraçoğlu'nun da levazım müdürlüğünü yapmış olmasından değildi. Saraçoğlu da bazı akşamlar Karpiç'e gelir ve orada bir başka Macar kemancıyı dinlerdi.

Ben o zamanlar, Saraçoğlu'nun yaşamıyla, Karpiç'teki Macar kemancının yaşamından, hangisinin daha ilginç olabileceğini hiç düşünmemiştim. Şimdi ise düşünüyordum. Bir sinema yönetmeni olsam, her ikisinin de yaşamını, bir saçörgüsü anlatımında canlandırırdım.

Saraçoğlu'nun dinlediği kemancı Bartok'un öğrencisiydi. Bartok bizim konservatuvarı düzenlemek için Ankara'ya geldiği zaman, ünlü değildi. Değeri de, o yüzden anlaşılmamıştı. Anadolu türkülerini ilkel ses bantlarına almak tutkusuyla köy köy dolaşmış ve Hitler Almanyası'ndan hoşlanmadığı için de; o günkü koşulların Ankarası'nda barınamamıştı. Yerine Hitler Almanyası'nın dostu Hindemitd gelmişti.

Bartok'un ses bandlarına çekip, üstünde çalışmalar yaptığı Anadolu türkülerinin bantlarını da, arşivlerde sıçanlar kemirmişti.

Yıllarca önce o bandları sıçanların kemirmiş olduğunu öğrendiğim zaman, ne kadar üzülmüştüm.

Macar kemancı "Oçiçorniya"yı çalıyordu. Biraz önce de "Montini'nin Çardaşı"nı çalmıştı. Karpiç'deki Macar kemancı da "Oçiçorniya" ile "Montini'nin Çardaşı"nı çalardı.

Bütün Macar kemancılar her zaman "Oçiçorniya" ile "Montini'nin Çardaşı"nı çalarlar.

Montini'nin Çardaşı'nı ilk kez ne zaman dinlemiş olabileceğimi de kestiriyordum. Dayım ilk aylığıyla eve armağan olarak, bir gramafon ve bir yığın da alafranga plak getirmişti. O plaklara sonradan ben sahip çıktığım için aralarında neler olduğunu biliyordum. Bir tanesi de "Montini'nin Çardaşı"ydı. Demek ki ilk kez onu, ne olduğunu bilmeden, beş yaşında dinlemiştim.

Saraçoğlu acaba kaç yaşında dinlemişti? Yirmisinden önce dinlemiş olması zordu.

İnsanların hangisini yeğleyeceklerine dair; başbakan olmakla, gece lokallerinde keman çalan biri olmak arasında, genel bir anket yapılsa; başbakan olmayı yeğleyeceklerin sayısı, kimbilir ne kadar ağır basardı.

Neden o kadar ağır basardı ki acaba?

Bir lokanta kemancısının yaşam serüveni, bir başbakanın yaşam serüveninden daha mı az renkliydi ki?

Herhalde değildi ama, yaşamı bu açıdan değerlendirenlerin sayısı; kemancılarınkinden bile daha azdı.

Bana bu koşullanmada da, bazı gizli yanılgılar var gibi geliyordu.

Ne yapmalı ki, nasıl kemancılara, "Neden başbakan olmuyorsunuz" sorusu sorulamazsa; politikada ön almak için ayağa kalkanlara da, "Neden keman çalmıyorsunuz" sorusu sorulamazdı...

Not: 19 yıl önce yazılmış bir yazı... "Güneş"ten...

 
Gündemi en çok nereden takip ediyorsunuz?

İnternet Haber Portalları
Günlük Gazete
Televizyon
Radyo

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır