Türkiye, Üçüncü Dünya liginden kurtulmak yolunda yaptığı tüm hamlelerin başarısızlığı nedeniyle bir krizden ötekine saplandı.
Üçüncü Dünya nasıl bir yerdir?
Nobel ödüllü şair Octavio Paz tarif ediyor:
"Güçlülerin zayıflara sürekli egemen olduğu, siyasetin ekonomiye, hiyerarşinin yeteneğe baş eğdirdiği, eleştirinin mutlaka bir şekilde ceza gördüğü, insanın hor görüldüğü yer.."
Böyle bir yapı belâdan kurtulamaz.
Kurtulmanın tek yolu siyasi, ekonomik ve sosyal yapıyı oluşturan zihniyeti ve sistemi değiştirmektir.
Kemal Derviş'in açıkladığı program, avantaya alıştırılmış değişik sosyal kesimlerin beklentilerine ters gelebilir. Ama bu durum, küresel düzenin saygın bir üyesi olmak istiyorsak, umut verici bir çelişkidir.
Derviş, dün şunu dedi:
"Bu program Türkiye'de yapının bir daha geri dönülmeyecek biçimde değişmesidir. Siyaset yapma anlayışı da değişecektir. Gemiler yakılmıştır artık.."
Ah gerçekleştiğini bir görebilsek..
Gelir adaletini bozmak ve çocuklarımızı borç batağına atmak pahasına seçmen tarlalarına oy eken siyasetçilerimiz başımızdan gitmedi. Onlar da daha önce gemileri yaktıklarını bize çok söylediler.
"Tershane"lerini (tersane değil) alârma geçirip zulalarla donatılmış yeni gemiler inşa etmekten vazgeçmeyeceklerdir.
O nedenle Derviş, programını açıkladığı ve koalisyon liderlerinden destek sözü aldığı için hemen hayale kapılmasın.
Dün yaptığı "tedbirsizlik" işini zorlaştıracaktır. İlk fırsatta halk oyu ile seçilmiş bir kişi olma niyetini ve "demokratik sol" düşünceye sahip biri olarak siyasete girdiğinde yer alacağı partiyi belli etmiştir.
Keşke şu aşamada açıklamasaydı.
Şimdi yalnızca MHP ve ANAP'tan değil, Ecevit'ten sonraki potansiyel genel başkan olarak görüleceği için DSP içinden bile gelebilecek ayak oyunlarına hazır olmalıdır.
Türkiye'de siyasi başarısızlığın cezası işlemiyor ama başarı, hak ettiği ödülü alıyor.
Başarıyı riske sokmasa daha iyi olurdu.
Açık bir rekabetin faziletine inanmakla birlikte, yalan ve iftira silâhını acımasızca kullanan siyaset kültürümüzün, Derviş'i harcamak için ekonomik programa bile acımayacağından korkarız.
Üçüncü Dünya'ya müebbet mahkumiyet sonucu doğuracak bu korkunun gerçekleşmemesini diliyoruz.
Ankara'daki esnaf mitingine ait şiddet görüntüleri ardından başlayan rezervasyon iptalleri endişe verici..
TÜRSAB Başkanı Ulusoy, iptal oranının yüzde 25'i bulduğunu bildiriyor.
Krizdeki ekonominin tek umudu bu yıl turizm.. Esnaf, provokatörlerin oyununa gelmenin "kendi kalesine gol atmak" ve "bindiği dalı kesmek" olduğunu görmüyor mu?
Artık görmek lâzım..
Turizmimizin hak ettiği kazancı elde edebilmek yolunda yıllardır ilk kez bütün olumlu şartlar bir araya geldi.
Bu fırsat, esnafı da ekonomik krize karşı koruyacak tek can simididir.
Tepki, insani bir hak.. Ama ekmeğini tekmelemek, ahmaklık!