kapat
14.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Medyasoft
 
OKAY GÖNENSİN(ogonensin@sabah.com.tr )

28 Şubat güncesi

Bugün ne olduğunu anlamak için günlük gelişmelerin ötesine geçmek, biraz daha gerilere gitmek zorundayız. Türkiye bir değişim yaşıyor ve bu değişimin ilk sancıları da 6 yıl öncesinden görüldü.

Bir siyasi krizden söz ediyoruz ve bu krizin köklerini, "yönetim boşluğu"nun köklerini 5 yıl öncesinin siyasi çatışmalarında ve hemen ardından gelen "28 Şubat süreci"nde bulabiliriz.

Krizin esasında "siyaset" vardır. "siyaset"in kendi kendisini tasfiye sürecine sokması vardır. Buradaki kilit tarih de "28 Şubat"tır. "Siyaset" kendini tasfiyeye 1994 ve 1995 seçim ortamında başlamış, 28 Şubat 1997'de "artık Türkiye'yi yönetme kabiliyetine sahip olmadığını" ilan etmiştir.

Değişen Türkiye'ye dar gelen "siyaset giysisi"ni, bu değişim içinde değişen rolleri en ayrıntılı izleyen yazarlardan biri Ali Bayramoğlu olmuştur.

Bayramoğlu 28 Şubat öncesinde de değişimin tahlilini yapmış, "28 Şubat süreci" içinde de yaşananların toplumsal ve siyasi anlamlarını, geleceğe kaçınılmaz yansımalarını anlatmıştır.

Beş yıl önceki teşhis
Ali Bayramoğlu'nun 10 Ocak 1995'ten 14 Aralık 2000'e kadar yazdıkları "28 Şubat, Bir Müdahalenin Güncesi" başlığıyla kitap olarak yayınlandı. Olayların en sıcak anlarında yazılan ya da söylenenler, daha sonra geriye doğru bakıldığında gerçek anlamlarını kazanabiliyorlar.

1995 seçimlerinin ardından siyaset kendi kuyusunu kazma girişimine başlamıştır. Bayramoğlu'nun 8 Şubat 1996 tarihli yazısında bugünkü siyasi krizin temeli anlatılıyor:

"Partiler arasındaki kavga, iktidarı kontrol etme, devlet ve iktidar olanaklarından faydalanma, en azından rakibinin bu musluğun başına gelmesini engelleme kavgası haline dönüşmüştür. İktidardan uzaklaşma, bu partiler ve partililer tarafından erime, yok olma süreci gibi algılanmaya başlanmıştır. Temsil kabiliyetlerini yitirdikleri için küçülen bu partiler, eldeki tek dayanakları devlet ve iktidar imkânlarını yitirirlerse iyice eriyebilirler.."

Bu teşhisten 5 yıl sonra durum aynen böyledir.

Zorlamayla siyasetin sonu
Sincan'da tanklar yürüdükten bir gün sonra Refah Partisi için şunu yazmıştır:

"RP'liler, bugün gerginliği tırmandırmanın önce kendilerinin sonra Türkiye'nin sonu olacağını hiç akıllarına getirmediler mi? Siyasetin 'Yapılmalı mı?' 'Yapılabilir mi?' şeklinde iki altın kuralı olduğunun farkında değiller mi?"

Sonra Refah Partisi kapandı, şimdi de Fazilet Partisi yine aynı "zorlamalar"ın sonucu olarak mahkemeliktir.

Türkiye, değişimin sınırlarında gezinirken, yeni dönemde rollerini kaybedecek olanların direnmesiyle karşı karşıyadır. Bu değişimin kilit unsurlarından biri de kuşkusuz "demokrasi kültürü"nü bütün toplum olarak içimize sindirmemizdir.

"28 Şubat süreci" diye anılan dönemde siyasetin tekrarladığı yanlışlarla kendini tasfiye aşamasına getirmesinin somut sonuçlarını bugün yaşıyoruz.

Ve bugün hâlâ biraz geriye bakıp bugünü anlamak istemeyenler tartışmayı "sütü bozuklar" gibi bir üslupla yürütmeye çalışıyorlar. Değişim kolay olmuyor, çabuk olmuyor ve bu üslupla Türkiye'yi yönetmeye çalışanlar da direnmeye devam ediyor.

 
Gündemi en çok nereden takip ediyorsunuz?

İnternet Haber Portalları
Günlük Gazete
Televizyon
Radyo

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır