Son günlerde yüksek sesle telaffuz edilen bir istek dikkatimi çekti.. Başta TÜSİAD olmak üzere birçok kuruluş krizden çıkış yollarını sayarken siyasal partiler ve seçim yasalarının da değişmesini istiyor..
Bunları da değiştirin ki kriz bitsin..
Ülke normale dönsün diyorlar..
İlk bakışta doğru..
Ekonomik reforma siyasi reform da eklensin, olsun bitsin denilebilir..
Ama biraz düşünürseniz..
Bu istek krizi sona erdirmez, tersine, artırır..
Neden mi ?
Anlatalım..
Çünkü diyorlar ki; liderlik kurumu padişahlık gibi oldu..
Koltuğa oturan bir daha kalkmıyor..
Partiler küçülse de, seçim kaybetse de lider değişmiyor..
Osmanlı İmpratorluğu'nda bile padişahlar isyanlarla değişirdi.
Bizim partilerde isyan bile çıkmıyor.. Çıkamıyor..
Çünkü liderler sadece milletvekillerini, sadece parti yöneticilerini seçmiyor..
Artık delegeleri bile tek tek liderler seçiyor..
O delegeler de dönüp genel başkanı seçiyor..
Hikâye bu..
Bir kere bu değişmeli..
Sonra..
Vekiller önseçimle gelmeli ki liderlerin otoritesi, liderlerin hakimiyeti sona ersin.. Vekiller de tabana sorumlu olsun.
Sonra.. Seçim yasası da değişsin..
Vekiller dar bölgeli seçim sistemiyle Meclis'e gelsinler ki seçmen taleplerini daha iyi yansıtsınlar..
Seçmen vekili, vekil de seçmeni tanısın..
Seçmenin nabzı tam tutulsun..
Çok güzel.. Çok doğru..
Ama bugün yapın bakalım ne oluyor?..
Ben söyleyeyim mi?
Kargaşa olur..
Ekonomik programın açıklandığı şu gün, böyle bir değişiklik yapmak, kargaşaya resmen davetiye çıkarmak olur..
Meclis'te her kafadan bir ses çıkar..
Partilerde lider devirme yarışı başlar..
Ankara'da yasa çıkaracak bir tek adam bile bulamazsınız.
Herkes seçmen avına.. Herkes delege avına başlar..
Yani, TÜSİAD'ın isteklerini bugün yapmak intihar olur..
Tamam.. Siyaset tıkalı..
Tamam.. Bu siyasi yapı düzelmedikçe ekonomi rayına oturmaz.. Bunların hepsi doğru da, zamanlama yanlış..
Nasıl yarın seçime gitmek yanlışsa..
İktisadi reformları yaparken aynı anda siyasi reforma da kalkışmak yanlıştır..
Ekonomide rakamları alt alta yazarak, yan yana koyarak, üst üste dizerek bir sonuca varabilirsiniz.
Ama sosyal ve siyasal olaylarda bu imkânsızdır..
Yaptığınız hamlenin ne sonuçlar doğuracağını önceden kestirmeniz.. Çok, ama çok güçtür.
Hele Türkiye gibi çalkantının yaşandığı ülkede..
Hele hele krizlerin yaşandığı bir dönemde ..
Açık açık söyleyeyim..
Bu değişiklik otoriter, hatta totaliter rejimlere bile zemin hazırlar..
Çünkü bastığı zemin kayan siyasetçinin nereye yuvarlanacağı belli olmaz..
Bunu kimse önceden bilemez..
Parti şemsiyesi kalkarsa yerine hangi şemsiye gelir, kimse bilemez..
O halde ne yapmalı?.
Çözüm basit.. Çözüm tek.. Çözüm zorunlu..
Ekonomi rayına oturana kadar bu siyasi yapıya katlanacağız..
Değişmesi için değil, aksine, değişmemesi için dua edeceğiz..
Çünkü ekonomi en küçük bir siyasi hareketliliği bile kaldıracak durumda değil..
Birkaç ay daha bekleyelim..
Zaten yıllardır beklemiyor muyuz?