  
Burdur mu, Brüksel mi?
Demokratik bir ülkede, ortada koparýlmýþ bir kol var ise, bunun faili yargýya gitmeden pa-çasýný kurtarabilir mi?
Þimdi de, anlaþýlan ikinci bir 28 Þubat devrede. Bu sefer "anti-demoratik bir demokratikleþme" yapýlacak...
TÜRKÝYE bir "iç sömürge" mantýðý ile yönetilmese ve yönetilenler de "bu mantýðýn" esiri olmasa, geçen hafta cumartesi günü pek de farkedilmeden kayboluveren bir haber, toplumsal gündemin en önemli konularýndan biri haline gelecekti.
O haberde, geçen yýl bir mahkžmun kolunun koparýldýðý, birine tecavüz edildiði, 61'inin de yaralandýðý cezaevi operasyonunda görev alan jandarmalarýn yargý önüne çýkmasýna Burdur Valisi Kadir Koçdemir'in izin vermediði belirtiliyordu.
Bizde "kol koparan", devletin silahlý bürokratý ise, yargýnýn denetimi dýþýnda kalabiliyor. Nitekim Vali Bey de "Memurin Muhakematý" yasasýna dayanarak, suçlanan 405 jandarma için "soruþturmaya yer olmadýðýna" karar vermiþ.
Türk halký, kendi ülkesinde koloni ahalisi muamelesi görür. Demokratik bir ülkede, ortada koparýlmýþ bir kol var ise, bunun faili yargýya gitmeden paçasýný kurtarabilir mi?
Bizde kurtarýyor, üstelik kimse de dönüp bakmýyor.
Vali Adli Týp'a karþý
Burdur Valisi, mahkžm Veli Saçýlýk'ýn "kopartýlan koluna" raðmen "belgeye rastlanmadýðýný" söylemekte...
Halbuki, gene devletin bir kurumu olan Adli Týp, operasyondan sonra mahkžmlara yirmi beþ güne kadar varan "iþ göremez" raporlarý vermiþti. mahkžmlarýn vücudunda ekimoz, derin kesik, morluklar, deri kaybý gibi izlere rastlandýðý gene Adli Týp tarafýndan kayda geçirilmiþti. Ayný raporlarda birçok mahkžmun kafa travmasý geçirdiði, kimyasal gazdan zehirlendiði belirtilmiþ, hayati tehlike vurgulanmýþtý.
Yýllardýr söylemekten usandýk ama gene de söylemeye devam etmemiz gerekiyor. Türkiye'de özellikle "silâhlý bürokrasi" hukukun denetimi dýþýnda kalmaya devam ediyor.
Türkiye'de, "devlet etme zihniyeti" yasa dýþý bir vahþeti savunmakla kalmýyor, operasyon maðduru mahkžmlar için 457.5 yýl ceza, buldozerle yýkýlan hapishane duvarý için de 30 milyar lira tazminat istiyor. Üstelik, mahkžm Veli Saçýlýk'ýn kopan kolu için toplanan paralara da "izinsiz" olduðu gerekçesiyle el konuyor.
Bundan âlâ kriz...
Duyan kulaklar için, yukardaki olay aslýnda yaþanan siyasal, sosyal ve ekonomik krizin nedenini açýklýyor. Düþünün ki, Avrupa Birliði üyesi hiçbir ülkede bizde konuþulanlar konuþulmuyor. Çünkü orada bizdeki sorunlar yok.
Bizdeki sorunlar yok çünkü orada kol kopartan jandarmaya arka çýkan yasa yok. Kol koparan jandarmaya arka çýkan Vali yok. Orada birey kutsal. Orada vatandaþ kutsal. Orada vergi veren, ülkenin gerçek sahibi.
Macaristan, Avrupa Birliði'nin kendisine tam üyelik için gösterdiði "yol haritasý" olan Katýlým Ortaklýk Belgesi'ni olduðu gibi "Ulusal Rapor"a dönüþtürerek kabul etti. Bizde ise, "yatmadan önce çocuklara masallar" kabilinden, siyasi kriterleri görmezden gelen bir "Ulusal Rapor" yazýldý.
Çünkü, silahlý bürokratýn kol kopartmasý, Kuyucu Murat Mantýðý ile yöneticilik yapan birinin kol koparaný sahiplenmesi; devlet bankasýndan, yeni çýkarýlan yasaya raðmen, ayný eskisi gibi ucuza kredi saðlanmasý; Güneydoðu'da, HADEP örgütünü Cizre'de kurmak isteyen Mehmet Dilsiz'in sallasýrt tutuklanmasý türünden davranýþlar devam etsin isteniyor.
Brüksel duy sesimizi
Türk halkýnýn aðzýný açma hakký bulunmayan bir "yönetilen", kol kopartaný koruyanlarýn tartýþmasýz "yöneten" sayýldýðý Türkiye'de, Avrupa Birliði sürecini "vesayet altýna girme" gibi yutturmak isteyenler bir türlü "demokratikleþme, insan haklarý ve piyasa ekonomisi" dönüþümünü hazmedemiyor.
Brüksel ahengini yakalamýþ bir Türkiye'de "kopartýlan kol" olmayacaðý gibi böyle korkunç bir olayýn da cezasýz kalamayacaðýný biliyorlar çünkü.
Odalar ve Borsalar Birliði Baþkaný'nýn yapacaðý olaðanüstü toplantýdan önce Genelkurmay'dan icazet almasýný normal karþýlayacak kadar "militerleþmiþ" bir ülkeyiz.
Kuruluþundaki askeri mantýk bugün de hakim. Askeri darbeler ve onun son ürünü siyasi partiler yasasý, siyasetçiden ziyade sivil darbeci olan bir tür yaratmýþ. O nedenle toplum bir türlü normalleþemiyor.
Askerler müdahale ediyor, sistemdeki kriz büyüyor. Kriz büyüyünce, bu kez krizin büyüdüðünü bahane ederek yeniden askerler müdahale ediyor. Þimdi de, anlaþýlan ikinci bir 28 Þubat devrede. Bu sefer "anti-demoratik bir demokratikleþme" yapýlacak...
Ne ki, eðer "toplumsal terziler", siyasetin görünen yüzünü, makyajla düzeltir gibi yapýp, artýk skleroz olmuþ devlet iskeletini düzeltmeyi önlerlerse, bundan sonraki kriz dalgasý daha da büyür.
En iyisi, iþlerin doðalýdýr.
"Kopartýlmýþ kol" istemiyorsanýz, kol kopartanlarý koruyan vali istemiyorsanýz, en iyi yol, Avrupa Birliði'nin evrensel yasalarýný uygulamaktýr.
Burdur'da kopan kolun hesabýný soracak bir makam bu ülkede yok çünkü.
Yerelin insafsýz vahþetinden ancak evrenselleþerek kurtulabileceðiz. Zaten o yüzden, o insafsýz vahþetin iþtahlý uygulayýcýlarý evrenselliðe böylesine karþý.
|