  
İman değil.. Eğitim de değil.. O zaman ne?..
Temizlik imandan geliyorsa" gerçekten biz dünyanın en inançsız milletiyiz demek ki.. Bizimki kadar pis bir ülke, hele İstanbul kadar pis bir kent düşünülemez..
Efendim, eğitim!..
İnsanlarımız eğitildikçe bu işin önüne geçilecekmiş..
Güldürmeyin beni..
En eğitimli yerler, en pis yerler..
Kendimden başlayayım ister misiniz?..
Sabah gazetesinin önü bir izmarit mezarlığı.. Binanın içinde üniversite mezunu olmayan yok.. Ve bunlar medya olarak, kent temizliğinin savaşçıları.. Ama bu ülkenin en popüler semti Teşvikiye bizden sonra iyice kirlendi..
Ele talkın verenlerin kapı önüne bir bakın geçerken lütfen..
Alkent.. Yaşadığım yer.. Üniversiteyi de geçin.. Masterlar var, doktorlar var, proflar var, hemen her evde..
Sabah bahçeye çıkıyorum. Bahçemin ötesi sitenin parkı.. İstanbul'da evlerinin önünde çocuklarının oynadığı park olan kaç talihli aile var?..
Sabah yedide, bakıyorum genelde anneler, bu parkta köpek gezdiriyorlar.. Köpek gezdirme, köpek 1 ve 2 numaralarını yapsın diyedir.. Yapıyor köpekler..
Yığınla köpek.. Yığınla 2 numara parkta..
Anneler ve köpekler çekiliyor.. Çocuklar çıkıyor parka.. O annelerin çocukları.. Ve köpek 2 numaralarının arasında, onlara basarak, onları elleyerek, kurumuş tozlaşmış 2 numaraları ciğerlerine çekerek..
Bu şimdi uygar, eğitimli bir ülkede olacak şey mi?..
Site müdürlüğü kaç kez uyarı yayınladı.. Yetinmedi.. Minik naylon torbalar dağıttılar, 2 numaraları anında toplamak için..
Geçiniz.. Kimse kullanmadı.. Parklar ve site içi kaldırımlar, kayak pisti gibi.. Basmadan yürümenin imkanı yok..
Eğitim öyle mi?..
Amerika'da bir minik süpürge ve bir minik torba çantanızda çıkarsanız sokağa, ve köpek 2 numarayı insanların dolaştığı yere yaparsa, cezası 800 dolardır.. 800 milyon lira..
Eğitim, meğitim hikaye..
Dünyanın her yerinde insan cezadan anlıyor, acıtacak cezadan..
Bahçe tentemi yeniletiyorum ya.. Eskiyi indirdik.. İzmarit yanıkları..
Üst katlarda oturanlar, odalarında içtikleri sigaraları yanar vaziyette tentenin üzerine atmışlar.. Yangın çıkmaması mucize.. En az on yanık deliği tespit ettim..
Bahçem zaten açık kül tablası.. Hemen her gün askerdeki gibi mıntıka temizliği yapıyor ve yığınla izmarit topluyorum..
Site İcra Komitesi Başkanı Kemal Suman'ı aradım.. "Pislikten vazgeçtik. Topluyorum. Ama yangın tehlikesi var" diye..
"Bizim bahçe de ayni durumda.. Hemen tüm bahçeli komşularımız izmaritlerden şikayetçi.. Apartman karşısına bekçi diktirdim, 24 saat.. Kim atıyor yakalamak için.." diye..
Genelde evlerdeki yaşı küçükler, anne, baba korkusundan arka odalarda, içeri duman da olmasın diye pencere açık içiyor, tıkırtı duyunca da izmariti söndürmeden dışarı fırlatıyorlarmış..
Kemal Bey, "Bizim bahçede bir şey daha buldum ki, söylemeğe utanırım" dedi..
"Ben utanmam.. Prezervatif mi" dedim.. "Nerden biliyorsun" dedi.. "Ben de buldum da ondan.. Üstelik kullanılmış.."
Mideniz bulandı değil mi?.. Okurken.. Ya ben, sabah kalktığında bahçesinde onu bulan ben ne hale geldim, tahmin edin..
Bahçe benim.. Onu hergün daha güzel hale getirmek için, ne emekler verip, ne paralar harcıyorum.. O da doğru.. Doğru olan birşey daha var.. Üst katta oturanlar, yorgunluk çayı içmek için balkona oturduklarında, yemyeşil desende rengarenk bir bahçe görme zevkine bedava sahip oluyorlar..
Onlardan tek istediğim şey, hergün baktıkları bu güzelliği kirletmesinler hiç değilse..
Ama geçiniz..
***
Geçen hafta İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsüne gittim. Beden Eğitimi Bölümü öğrencileri ile çok tatlı bir sohbet toplantısı yaptık. Bölümün harika spor tesislerini gezdik.. Enfes bir gündü..
Ama bir kapkara yanı vardı..
İşletme Fakültesi önünde buluştuk. 10 dakika bu girişteydik.. Metrekareye bin izmarit düşüyordu..
Öğrenci içiyor, öğrenci atıyor, ama öğrenci toplamıyordu. Devletin gelip toplamasını bekliyorlardı..
Yiğit yattığı yerden belli olur..
İşte en üst düzey eğitim yuvası.. İşte en çarpıcı kirlenme..
Daha acısı benden başka rahatsız olan yok..
Bir öğrenci rahatsız olup kolları sıvasa, ötekilere örnek olur, 10 dakikada tertemiz olur Üniversitenin girişi.. Ondan sonra da izmaritleri kapılarına değil, kutulara atarlar..
Ama hayır?..
Onlar bu kirlilikle yaşamaya alışmışlar.. Bitirip Sabah'ta işe girdiklerinde, iyi kazanmaya başlayıp Alkent'e taşındıklarında da değişmeyecekler..
Kirlilik bu ülkenin kaderi..
Ta ki, biri temizliğin, imandan, eğitimden, aile terbiyesinden, falandan filandan değil, acıtan para cezalarından geçtiği gerçeğini kabul edip, bu ülkeye de bunları koyana kadar!..
Temizlik, cezadan gelir..
Ce-za-dan!..
Tamam mı?..
Tecelli'den Abuzittin'e mektuplar
Abuzittinciğim Biz hep "Vur" diyince öldürüyoruz.. Yok mu bunun bi ortası bilader...
Esnaf kardeşlerimizin yaptığına bak.. Sokaklara çıkıp bağırıp çağırıp istediğini aldın.. Başlangıçda "A dan Z'ye kadar" haklıydın.. İşi tadında bırak kardeşim.. Zaten pis kokular gelmeye başlamıştı... Provokatörlerin aranıza karışacağı belliydi... Ankara'yı savaş alanına döndürmenin ne alemi vardı!?
İnşallah olaylar bukadarla biter...
Şimdi ben sana Halk Bank'tan yeni haberler vereyim. N'olduydu? Bankaya yüzde 40 yüzde 45 lerle borçlanan esnaf, "Bunları yüzde 500'lerle geri ödeyeceksiniz" dendiğinde ayaklandı.. Ayaklanıp seslerini duyurmasalardı hükümetin bu haksız karardan döneceği yoktu.. Döndüler, faizleri yüzde 55'e çektiler..
Hadi, bakalım bi esnaf gitsin de yüzde 55'le yeni kredi alabilsin.. Artık o bihayal... Eski borcunu yüzde 55 den ödeyebilecek. Yeni kredi isterse önce faizi peşin trink kesilecek.. Faiz oranı mı? Benim duyduğum en az yüzde 100!
Bu günkü koşullarla herhalde başkası da olamaz ve de olmamalı Abuzittinciğim.. Bana söylenenler doğruysa ucuz kredi devri esnaf için de artık bitti!
Biliyorsun esnaf kardeşlerimizin başka istekleri de var. Hükümet çekilsin peşin vergiler kaldırılsın diyorlar.. Doğrudur, bu işin aynı hükümetle gitmeyeceği anlaşılıyor.. Peşin vergiye gelince.. Bu da acayip bi uygulama.. Adam daha kazanmadan "ver vergini" diyorsun.. Dur.. Kasasına iki kuruş girsin.. Hayır önce vergi!
Ama öbür türlü de benim esnaf kardeşimin eli bi türlü cebine gitmiyor.. Daha doğrusu arabasının modelini yenilerken gidiyor da iş vergiye gelince cebinde akrep değil koca bi timsah var!
Mesela esnaf hareketinin öncülüğünü yapan Ankara Sitelerdeki durum... Bilirisin, burada mobilyalar yapılıp Türkiye'nin herbir yanına satılır.. Eee, ortalama ödedikleri vergi ne? Yıllık 173 milyon 750 bin lira.. Bunu 12'ye bölersen ayda 14 milyona 479 lira ediyor.. İnsaf yani! Hiç değilse şunu yuvarla da ayda 15 milyon ver.
Mahalle arasındaki koltuk tamircisi için, belki de şu kriz döneminde ayda 15 milyon fazla olabilir ama Siteler'e kullanılabilecek 4 kişilik yemek takımı 200 milyon. Koca yılda bi adet yemek takımı sattığını varsaysak bunun tek bi iskemlesini de vergi diye devlete bırak a benim kara gözlü arkadaşım..
Yalnız mobilyacılar değil, diyelim ayakkabı imalatçıları.. Abuzittinciğim 15- 20 milyondan aşağı giyebileceğin bi papuç var mı? Ayakkabıcıların devlete verdiği ayda ortalama 14 milyon lira. Normal bi lokantada iki kişilik öğle yemeği kadar.
Deri ile uğraşan esnafın durumu daha da vahim öylesine sürünüyorlar ki devlete verebildikleri ayda sadece 13 milyon 250 bin lira!
Geçenlerde konuşuluyordu.. Her yıl Hacca gidenlerin yarıya yakını esnaf vatandaşlarımızmış... Gitsinler Allah kabul etsin.. Ama içlerinde milyarlar kazanıp devlete ayda 15 milyon vergi vermeyi çok görenler varsa bilemiyorum oraya gittiler de şeytanı taşladılar diye günahları siliniyor mu?
Münasip yerlerinden öperim..
Kardeşin Güneş
Olmadı!..
Fransa Kralı, umumi tuvaletlere vergi koyunca, oğlu itiraz etmiş..
"Böyle boktan (Affedersiniz) vergi olur mu" diye..
Babası uzatmış parayı.. "Bak bakalım kokuyor mu" diye..
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin "Ayıp" kararını duyunca, bu anekdotu hatırladım.
Gazi Erçel bir yanlış yapmış. Bu yanlışla bir para kazanmış. Bu kazancı, derneğe bağışlıyor.
Türkan Hoca bir yandan ağlıyor..
"Ekonomik kriz, pek çok burslu öğrencimizi desteksiz bıraktı. Eğitimlerine devam edemeyecekler" diye..
Bir yandan da 32 milyarı, Don Kişotluk uğruna reddediyor. "Kara para onlara yakışmazmış.."
Yapma Hocam..
Paranın rengi ne henüz belli değil, bir yana..
Gerçekten kara bile olsa, onun daha ulvi, daha anlamlı aklanma şekli olabilir miydi?..
Bu ülkede keşke tüm haksız kazançlar, böylesine hayırlı derneklere bağışlansa..
Bu "Utanç" kararınız yüzünden, kaç öğrenci eğitimini yarım bırakacak biliyor musunuz?..
Bir daha düşün hocam..
Bu hovardalıkta kararlı iseniz, bir daha benden destek beklemeyin. Demek siz, çağdaş yaşamı falan değil, kendi adınızı destekleme peşindesiniz..
BİZİM DUVAR
Ekonomiyi tartışmaktan bıktık. Başka şeylere kafa yoralım. Mesela, reklamlardaki Sütaş inekleri neden erkek sesiyle konuşuyor acaba?
Hakan&Utku
SEVDİĞİM LAFLAR
Kendisini besleyen elleri ısıranlar, genelde tekme atan çizmeleri yalarlar.
Eric Hoffer
TEBESSÜM
Fıkra Uğur Pembecioğlu'ndan
Kadının biri kazada kulaklarını kaybetmiş. Araştırmaları sonucu iyi bir plastik cerrah bulmuş ve girmiş ameliyata. Ameliyat sonrası bandajlar açıldıktan bir süre sonra "Aman Allahım Doktor! Bana erkek kulakları takmışsınız!" diye bağırmaya başlamış.
"Kulak kulaktır!" demiş Doktor. "Kadını erkeği olmaz!"
"Yanılıyorsunuz!" demiş hasta.. "Herşeyi duyuyorum ama hiçbir şey anlamıyorum!"
|