kapat
14.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Medyasoft
 
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )

Patrona Halil isyanı neyin tepkisiydi?

Küçük esnaf yürüyüşlerinin, özellikle Ankara'da azgınlaşıvermesi, dikkatleri kışkırtıcı gruplar üstüne çekti birden.

Bize göre asıl sorun, Türkiye'nin her türlü kışkırtıcılığa açık ve yatkın bir duruma gelmiş olması...

Yeryüzündeki "ulema" der ki, bir ülkede en zengin kesimin ulusal gelirden aldığı pay oranı, en yoksul kesimin aldığı pay oranının üç katını geçmemeli...

Türkiye'de nüfusun tepedeki yüzde 20'sinin ulusal gelirden aldığı pay, dipteki yüzde 20'sinin aldığı payın 14 katıdır.

Ulusal gelir dağılımındaki böylesi bir uçurum, gerilikte Tanzania'nın da altında bulunan 5 ülkede mevcuttur sadece.

Bir ülkedeki yönetim bozukluğunu gösteren tam bir rezalet tablosudur bu...

Ulusal gelir dağılımındaki adaletsizlik ne kadar büyürse, orada her türlü kışkırtıcılığa açıklıkla yatkınlık da o kadar büyür.

Ortaya çıkacak bu tür toplumsal anarşileri salt bir asayiş sorunu olarak görmek ve "iki kişiyi sallandırmakla ortalığın sütliman olacağına" inanmak; Osmanlı monarşisinden kalma bir alışkanlıktır ki, hem tarih bilincinden yoksunluğu gösterir, hem de makro ekonomi bilincinden yoksunluğu...

Ekonomik bozuluklardan kaynaklanan çalkantıları, "vur odunu kafasına sustur" yöntemiyle istikrara kavuşturma olanağı yoktur.

Onun içindir ki, Osmanlı monarşisinde 36 padişahtan 14'ü, devrilip devrilip gitmiştir.

Dünkü Hürriyet'de Fatih Altaylı "Teke Tek" köşesinde, birkaç satırla tarihteki Patrona Halil isyanına değiniyordu.

Cumhuriyet döneminde de genç kuşaklar, eksisi artısıyla analitik bir tarih bilincinden yoksun yetiştirildikleri ve "resmi görüş" etiketli hamasi bir propaganda hipnozuna uğratıldıkları için; 1730'daki Patrona Halil isyanının da bilimsel analizleri yapılamadı. Okul kitaplarında "gerici hareket" denip geçildi...

18. Yüzyıl başında III. Ahmet'in ünlü sadırazamı Nevşehirli İbrahim Paşa da, tıpkı daha sonraki "Nizam-ı cedit"çiler (yeni düzenciler), "Tanzimat"çılar (düzenlemeciler), ve "Cumhuriyet"çiler gibi, "çağdaşlaşma"yla, "batılaşma"yı özdeşleştirmişlerdi.

Ne var ki, "çağdaşlaşma, yahut "batılaşma"yı; üretim modellerinde değil, tüketim modelleriyle yaşam üslubunun değişiminde görüyorlardı.

Nevşehirli İbrahim Paşa da, Fransa saraylarına özenerek, Yahya Kemal'in sonradan ismini koyduğu Lale Devri'ni başlatmıştı. Kağıthane kasırlarında geceleri kaplumbağalar üstüne mumlar dikilerek, Avrupai saray eğelenceleri düzenleniyordu.

Aynı tüketimi yapamayan kul yığınları da, komünist partilerine girip sınıf kavgalarını başlatacak koşullara sahip olmadıkları için; çağdaşlaşma adına batılı tüketim biçimini benimsemeye özenenleri, "Bunlar kafir oldu" diye damgalayarak, cami ayaklanmalarını alevlendiriyorlardı.

"Gerici ayaklanması" diye nitelendirilen Patrona Halil isyanı, tüketimde "batılaşma"ya karşı ilk tipik kitle tepkisiydi.

Üretimde batılaşma, yahut çağdaşlaşmayı başarmış ve tüketimde halk yığınlarının yerel alışkanlıklarını zorlamamış ülke sadece Japonya'ydı...

Cumhuriyet döneminde de, artısı eksisiyle analitik bir tarih bilinci geliştirilmediği için; Osmanlı monarşisindeki ekonomik kökenli toplumsal etki ve tepkilerin sağlıklı analizleri yapılamadı.

Sık sık ortaya çıkan yerel, yahut genel halk tepkileri; salt bir "asayiş sorunu" olarak görüldü ve arttırılan baskı önlemleriyle ekonomik bozukluk büsbütün bataklaştırıldı.

Türkler, salt yönetici kesime göre biçimlenmiş oligarşik bir ortaçağ "kabuk devlet" anlayışından; halk kitlelerine servis veren "teknik bir devlet" biçimlenmesine bir türlü geçemediler.

21. Yüzyıl globalleşmesi ise, ortaçağ modeli olan bu tür oligarşik devlet yapılanmalarına olanak tanımıyor.

Türkiye de, ister istemez değişecektir.

TÜSİAD'dan yükselen sesler, küreselleşme sürecinin ilk yerel müjdesi sayılabilir...

İnsanlık kötüye gitmez, Türkiye de gitmez. Enseyi karartmayın.

 
Gündemi en çok nereden takip ediyorsunuz?

İnternet Haber Portalları
Günlük Gazete
Televizyon
Radyo

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır