kapat
14.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 

Başkan'ın zor kararı


Süreyya Serdengeçi:
Dolar 1 milyonun üzerine çıkınca iki yol vardı; ya döviz kurlarının yükselmesini engelleyecek ya da döviz rezervlerimizi koruyacaktık. Biz rezervleri tercih ettik

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti ilk kez detaylı bir açıklama yaparak, kriz günlerinde Merkez Bankası'nın nasıl bir politika izlediğini açıkladı. Serdengeçti, programın belli olması ve dış kredi miktarının ortaya çıkmasından sonra dövizde istikrarlı bir yapıya kavuşacağını söyledi. Serdengeçti Merkez Bankası olarak birinci görevlerinin ulusal rezervleri korumak olduğunu da belirterek şunları söyledi:

"Dalgalı kur rejiminin spekülatif atakların yol açtığı krizleri önleyen bir yapısı var. Bu yapı disiplinli bir maliye politikasından sapılmasını anında cezalandırdığından, bir baskı unsuru da oluşturuyor. Dalgalanmaya bıraktıktan sonra kurların istikrar kazanması belli bir zaman gerektiriyor. Brezilya ve Meksika'da bu süre 4-5 ayı almış. Bizde süre daha kısa olabilir. Ama bu sadece Merkez Bankası'nın aldığı önlemlerle değil, herkesin önünü görmesini sağlayacak yeni istikrar programının ortaya çıkmasına bağlı."

Serdengeçti'nin merak edilen konulara ilişkin açıklaması şöyle:

Kurlar neden serbest?
Kasımda yaşanan kriz sonrasında sağlanan görece istikrar ortamına rağmen, istikrar programına olan güveni sarsarak sistemimizi yeni krizlere açık hale getirmişti. Bankacılık sektörünün mevcut yapısal sorunlarının Kasım'da yaşanan krizle birlikte ağırlaşması, sistemin kırılganlığını artırdı. Merkez Bankası'nın TL'ye bir atak olması durumunda faiz enstrümanını kullanarak kur taahhüdünü korumasını güçleştirdi.

Nitekim Şubat sonunda bir günde 7.5 milyar dolarlık talep ile rezervlerde ortaya çıkan baskıya Merkez Bankası net iç varlıkları kontrol altında tutmaya çalışarak cevap verdi. Bunun sonucu olarak, kamu bankaları diğer bankalara olan borçlarını ödeyemedi ve sistem kilitlendi. Bu durum, sistemdeki güven unsurunu daha da azalttı.

Yüzde 2000'lere kadar fırlayan gecelik faize rağmen döviz talebi artarak devam etti. Bu ortamda, programa olan güvenin yeniden oluşturulması, dolayısıyla öngörülen kur taahhüdünün sürdürülmesi olanaksız hale geldi. Bu gelişme sonucu Merkez Bankası, kurları dalgalanmaya bıraktı.

Kamu bankaları sistemden çekilecek
Merkez Bankası 26 Şubat'tan itibaren öncelikli olarak krizle birlikte tıkanan ödeme sisteminin açılabilmesi için gerekli olan TL'yi makul bir faiz düzeyinde ve sistemde fazla likidite kalmayacak şekilde sağladı. Ödeme sistemi tekrar işler hale geldi. Buna ek olarak kamu bankalarının sistem üzerindeki baskısını kaldırmak ve faizler üzerinde Merkez Bankası'nın kontrolünü kalıcı olarak sağlamak üzere kamu ve Fon bankalarına yönelik bir uygulama başlattı. Bu uygulama doğrultusunda bu bankaların günlük vadede piyasa ve müşterileriyle yaptığı işlemlerin, kademeli olarak, Merkez Bankası ile yaptığı işlemlere ve Hazine'nin daha uzun vadeli iç borcuna dönüştürülmesi amaçlanmaktadır.

Buna göre Merkez Bankası sürekli olarak kamu ve Fon bankaları ile yaptığı repo işlemlerini artırırken, operasyon sonucunda diğer bankaların elinde oluşan likidite fazlası Merkez Bankası'nın İnterbank'ta yaptığı gecelik ve vadeli işlemler ile Hazine ihaleleriyle çekilmektedir.

Kamu ve Fon bankalarının piyasa ile yaptığı gecelik işlemlerin hacmi, 16 Mart gününe göre yaklaşık 6.9 katrilyon lira azaldı. 11 Nisan itibariyle 5.9 katrilyona indi. Bu bankaların özel bankalarla yaptığı işlemlerin hacmi, toplama oranla yüzde 29'a indi. Bu oran kriz öncesinde yüzde 90'dı. Bununla bankaların piyasadan tamamen çekilmesi hedeflenmektedir.

6.9 KATRİLYON AZALDI
Burada yapılan, kamu bankalarının zararlarının artmasına izin vermeden mevcut açıklarını daha etkin yönetmelerine olanak tanımaktır. Kamu bankalarının açıkları neticede
bir Hazine borcudur.

Bu uygulama ile Merkez Bankası, bir anlamda kamu bankalarının faiz belirleme sürecini sora erdirip, anlamlı bir faiz eğrisi oluşturma imkânı kazanacaktır. Böylece Merkez Bankası'nın para politikasının etkinliğini artırıp, Hazine'nin daha kolay iç borç almasını sağlayacaktır.

Sistem oturunca risk ortadan kalkar
Dalgalı kur rejimleri, ileriye yönelik kur taahhütlerini içermediğinden, kurlarda bir belirsizliği içinde taşır. Ancak sistemin riski piyasa mekanizmaları içinde giderilebilir. Sistem oturdukça riskleri ortadan kaldıracak türev piyasalar da oluşacaktır. Kurlarda ortaya çıkan hareketlilik, önemli ölçüde ileriye yönelik uygulanacak politikaların, büyüklük ve hedeflerinin tam olarak ortaya çıkmamasının yarattığı belirsizlikten kaynaklanıyor. Böylesine bir belirsizlik ekonomiye döviz arz eden bireylerin kendilerini geri çekmesine yol açtı. Güvence arayan bireylerin ise döviz talepleri arttı. Bu dalgalanmanın önümüzdeki günlerde programın enflasyon, büyüme, bütçe ve ödemeler dengesi gibi makro büyüklüklerin tamamının ve sağlanacak dış kredi miktarının ortaya çıkması ve faiz kur dengesinin kalıcı bir şekilde oluşması ile ortadan kalkmasını beklemekteyiz.

Doların fiyatını belirsizlik yükseltti
"Merkez Bankası dalgalı kur sistemine geçişin ardından ortaya çıkan belirsizliğin sonucu olan piyasaların aşırı dalgalanmasını önlemek ve bankaların yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için TL karşılığı döviz satışı yapmaya başladı. Bu müdahaleler başlangıçta Merkez Bankası'nın piyasaya özellikle kur ve miktar belirtemeyeceği bir biçimde gerçekleştirildi. Kur bir süre 950 bin ile 1 milyon arasında istikrar buldu. Ve müdahale miktarı azaldı. Ama daha sonra program ve siyasetle ilgili belirsizlikler, müdahalelerde kullanılan rezerv miktarını artırdı. Bu, uygulanan sistemde istenmeyen bir durumdur çünkü Merkez Bankası böyle bir durumda ya kur seviyesini ya da rezervlerini savunmak yoluna gidecekti. Doğal olarak mevcut rejimde rezervlerin savunulması seçildi.

Bunu üzerine kurun daha şeffaf bir ortamda gerçekleşmesi için 29 Mart'tan itibaren müdahaleler ihale yoluyla yapıldı. Bu mekanizmanın tepkisel değil, benzer ülke örnekleri incelenerek oluşturulan mekanizmalar olduğunun altını çizmekte yarar var.

 
Gündemi en çok nereden takip ediyorsunuz?

İnternet Haber Portalları
Günlük Gazete
Televizyon
Radyo

 

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır