  
Ekonomide en kritik hafta...
19 Şubat günü patlayan krizin yönü, Ankara'da IMF ile bu hafta yapılacak görüşmelerin sonucunda belli olacak.
Krizden çıkışın ön koşulu, IMF ile yapılacak görüşmelerin anlaşma ile sonuçlandırılabilmesi ve bunun ardından gelmesi beklenen mali yardım ve kredi taahhütlerinin netleşmesi. Ancak, IMF ile anlaşmaya varılamadıkça Türkiye'nin ne G - 7 ülkelerinden ne de uluslararası piyasalardan bir dolar bile dış yardım alamayacağı ortada. O nedenle Ankara'da dün başlayan IMF görüşmeleri büyük önem taşıyor.
Geçen bayram tatilinde üzerinde mutabakata varılan niyet mektubu üzerinde IMF heyetiyle yeniden pazarlık yapılıyor. Bir ay önce hazırlanan mektubun bazı bölümleri yeniden yazılıyor. Kurtuluş reçetesindeki ilacın acılık dozu iyice artırılıyor.
Örneğin ilk niyet mektubu taslağında IMF, kamu maliyesinde milli gelirin yüzde 3,6'sı kadar bir faiz dışı fazlayı ekonomik onarım dönemi için yeterli bulmuştu. Ancak şimdi aradan geçen yaklaşık 45 günlük sürede IMF, ekonominin daha da kötüleştiğini, sorunların iyice ağırlaştığını gerekçe göstererek bu oranın artırılmasını istiyor.
Anlaşmanın önemli koşulları arasında sayılan faiz dışı fazla için IMF'nin belirlediği yeni oran en az yüzde 5 olacak.
Kriz vergisi tartışması
Hükümetin ve ekonomi bürokrasisinin buna itirazı yok. Sorun, yüzde 1,5 oranındaki bu ek mali iyileşmenin kaynağı nasıl ve nereden bulunacağı noktasında düğümleniyor. Akla gelen en kolay yol vergi artışı...
Devlet Bakanı Kemal Derviş'in de ilk planı bu yola gitmekti. Ancak buna da, kriz ortamında vergilerin ödenebilir sınırların üzerinde artırılmasının ekonominin genel dengelerini iyice bozabileceğinden, vergiden kaçınmayı teşvik edeceği gerekçesiyle Maliye itiraz ediyor.
O yüzden de şimdi hükümet vergi artışından çok, lojmanların, Hazine arsa ve arazilerinin satışı ve imar affı gibi yöntemlerle ek kaynak arayışı içine giriyor.
IMF, hükümetin bu yöndeki projelerine itiraz etmiyor, ama, yine de bazı vergilerde artış yapılması konusunda ısrar ediyor.
Örneğin temel gıda maddeleri de dahil KDV oranlarında 1 - 2 puanlık artış yapılması, üst gelir gruplarının gelir vergisi oranlarının 5 puan arttırılması gibi öneriler tartışılıyor şu anda.
Dış yardım belirsiz
IMF ile tartışılan bir diğer nokta ise Türkiye'nin bu yeni programı uygulayabilmesi için ihtiyaç duyduğu dış kaynağın nasıl karşılanacağı. Türkiye'nin kendi iç kaynakları ile bu kriz yükünün altından kalkamayacağını, yeni programı uygulayamayacağını IMF de çok iyi görüyor. Fakat şu ana kadar yapılan görüşmelerde IMF'den ek yardım konusunda somut bir yanıt alınabilmiş değil. IMF sadece, Kasım krizi sırasında verilen ek rezerv kolaylığının 2,5 milyar dolarlık bölümünün Hazine'nin serbest kullanımına açılabileceğini söylüyor. Bu rakam Hazine'nin ihtiyaç duyduğu toplam ek kaynağın yüzde 10'u bile değil. Çünkü yine IMF'nin yaptığı hesaplara göre büyük bölümü kamu bankaları için olmak üzere Hazine'nin sadece bankacılık reformu nedeniyle üstlendiği ek yük 45 katrilyon lira.
Bu yükün hafifletilmesi için hem IMF'den hem de Dünya Bankası'ndan ek kredi istiyor Kemal Derviş. Ancak şimdiye kadar her iki kurumdan da olumlu bir yanıt gelmiş değil.
Yanıt, IMF ile yürütülen teknik görüşmeler ve bu arada Washington ile yapılacak telefon diplomasisi sonucunda netleşecek. Derviş'in ekonomik programı açıklamayı geciktirmesinin nedeni de muhtemelen bu. O da mali yardım konusundaki taahhütlerin netleşmesini bekliyor...
|