kapat
10.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Garildi
 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

Fırsatçı ahlakımız!

Taksim'in göbeğinde müşteri bekleyen taksici uzaktan gelen turistleri gözüne kestirmiş, bana "Kusura bakma abi, gideceğin yer yakın, seni başka arabaya alalım!" diyor iç rahatlığıyla... Sonra içine tanrısal bir ışık mı düşüyor birdenbire, yoksa "yanlış hesap" yaptığını mı düşünüyor, bilmem... Birden kararını değiştiriyor: "Bin abi, bin!"

Ben göz ucuyla, turistlerin önce davranan bir başka taksiye bindiğini farkediyorum.

Sonra pek de yakın olmayan yol boyunca şoförün "Başımızdakilerin" ahlaksızlığı, çıkarcılığı üzerine yakınmalarını dinliyorum.

Gülüyorum... Hele "siyasetçilerin ucuz hesapçılıkları yüzünden memleketi nasıl batırdıklarını" anlattığı bölümde açıkça gülüyorum. Biraz sonra "abi, ben bu trafiğe girmesem de, sen şuradan iki metre yürüsen!" diyor.

Dışarda pırıl pırıl güneş var, krizi mrizi unutmuşum, hiç ikiletmeden atıyorum kendimi dışarı... O da çok hoşnut; verdiğim parayı güzelce katlayıp yerine koyuyor ve vitesi takıp gazlayarak kendi dünyasına geri dönüyor.

Başka herkesin çıkarcı ve kirli, sadece kendisinin "mazlum ve temiz olduğu" dünyaya!!!

Sıradan, çok sıradan bir olay beni derin düşüncelerin kucağına yuvarlayı veriyor.

***
Kaldırımın ortasında durup bakıyorum kalabalığa... Sanki yürüyenlerin tamamı, nakarat bölümleri "Biz temiziz, herkes kirli" dizelerinden oluşan bir marşa ayak uydurmuş, yürüyorlar. Bu mümkün mü? Sosyolojik olarak mümkün mü? Olgusal olarak mümkün mü?

Bu kadar kirlenmiş bir toplumda çoğunluk ellerini çarçabuk yıkayabilir mi?

Sonra bir kahvehaneye girip oturuyorum. Kendime bir çay söylüyorum. Bakıyorum herkes ahlakçı; herkes ahlaklı. Öyledirler inşallah!

Fakat yine onlara göre o kadar çok "ahlaksız" var ki; insan şaşırıyor. Olur mu böyle bir şey? Sayısal olarak olanaksız sanki!.. Yoksa bizim ahlakçılığımız ve ahlakımız başka türlü bir şey mi?

Sakın "Fırsat bu fırsat ahlakı" olmasın bizimki! Sakın "Fırsat bu fırsat ahlakçılığı"yla gösteriş yapıyor olmayalım. Bir yerde önemli bir yanlış var. Biraz da buna kafa yorsak... Ankara'ya kızıyoruz. Ama Ankara'nın bizden farklılığı, apaçık "kabalığı!"

Bizim zarifçe sakladığımız haset ve kinlerimizi Ankara çok kaba yaşayıp dışa vuruyor.

Bizim gemilerimiz küçük, "gemisini kurtaran kaptan" gibi davranıp başka gemileri önemsemediğimizde kimsenin sesi çıkmıyor bu yüzden.

Oysa Ankara'nın gemisi bütün ülke. Ankara da bizim gibi davrandığında işin rengi birden değişiveriyor.

Biz de her sıkıştığımzda önümüze çıkana "sen karışma" demiyor muyuz? Ankara da bugünlere ikide birde bize "Sen karışma!" diye diye gelmedi mi? Biz değil miyiz, biraz palazlanınca zorba, biraz sürçüp düşünce "kurban" olan! Ankara aynı modeli kullanıyor diye şaşırmanın alemi var mı?

***
Kurtulacağız.Ya da en azından hep bildiğimiz şey(!) olacak: Batmayacağız...

Bunun için mutlaka çocuksu bir iyimserliğe kapılmamız gerekmiyor.

Mutlaka ölü evinde kahkaha atacak kadar kendimizi kaybetmemiz gerekmiyor...

Kötümser, karamsar olabiliriz. Karamsarlığımız bile işe yarayacaktır.

Yeter ki, karamsarlığımız zalim yanımızı temsil etmesin.

Yeter ki, bu ülkeyi sırf karamsarlığımızı haklı çıkarıyor diye sevmeyelim.

 
İstanbul 2008 Olimpiyat Oyunlarına seçilebilicek mi?

Kesinlikle Evet. En güçlü aday İstanbul ve bu sefer seçilecek.
Hayır. Rakip ülkeler daha üstün özelliklere sahip İstanbul yine yenilecek.
İstanbul başarılı olabilir ama Uluslararası Olimpiyat Komitesi İstanbul'u seçmeyecek.

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır