kapat
10.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Garildi
 
ABDURRAHMAN YILDIRIM(yildirim@sabah.com.tr )

Küçüklerin adı yine yok

Merkez Bankası Kanun Taslağı Bakanlar Kurulu'na gönderildi. Bankalar Kanunu da son 1.5 yılda üçüncü değişikliğe doğru gidiyor. Tabii herkesin aklında ortada 10 binlerce küçük hissedarı mağdur eden Fon'a alınan bankaların durumu ile ilgili yeni yasada bir değişiklik yapılıp yapılmayacağı var. El koyma maddesinde küçük hissedarları ayıran ve hisselerine el konulmamasını, ya da bunun karşılığında ödeme yapılmasını içeren bir değişiklik yokmuş. Zaten şimdiye kadar bütün hata da uygulamadaymış. Yani hata bankalara el konulurken yapılıyormuş. Küçük hissedarların paylarına el konulmadan da pekala bankanın çoğunluk hissesi Fona devredilebilir ve yönetilebilirmiş. Geçmişte yapılmayan da buymuş. Yani Bankalar Kanunu'na sermaye piyasası yatırımcılarının haklarını koruyan ve yönetici hissedarla kaderini ayrıştıran bir madde konulmayacak. SPK'ya duyrulur.

Yeni taslakta yer alacak ana değişiklikler şöyle sıralanabilir:

* Konsolide bazda özkaynak tanımı getiriliyor. Bu aynı zamanda konsolide bilanço çıkarma ve bunun üzerinden denetimin artırılacağı anlamına geliyor. Yani bankanın durumu daha net görülecek.

* Durumu zayıflayan bankalar, Fon'a alınmadan önce iyileştirilebilecek, gerekirse merkez bankası veya hazine kaynaklarından likidite aktarılması olanaklı kılınacak.

* Fona alınan bankaların kredileri, tahsilini hızlandırmak amacıyla kamu alacağı sayılacak. Bu kredilerin yeniden yapılandırılması yoluna gidilecek.

* Cezaların indirilmesi ve ertelenmesinde Üst Kurul'a yetki veriliyor.

* Özkaynaklarla iştirakler arasındaki ilişki yeniden kuruluyor. Banka bir şirkete özkaynağının en fazla yüzde 15'i kadar iştirak edebiliyor. Mali sektör dışındaki iştirakler de özkaynakların yüzde 60'ı sınırlı tutuluyor. Mali şirketlere iştirakte sınır yok. Zaten konsolide edilmiş bilanço yükümlülüğü var. Kısaca iştirakler konusunda bankalar daha sıkı bir düzene geçirilmiş olacak.

1999 Aralık, 2000 Haziran değişikliklerinden sonra ihşallah bu son değişiklik olur.

Pandoranın kutusu bir kez açılınca bir daha kolay kapanmıyor.

* Sonuç- "Ata bindim diye sevinme. Atın ayağı yerdedir" Türk Atasözü n

Kriz, küreselleşemediğimizden
Osman Ulagay yeni kitabı "Küreselleşme Korkusu"nda, 1990'lı yılları iç hesaplaşmayla geçiren Türkiye'nin globalleşmeye ayak uyduramadığı için bugün çok yönlü bir krizin içine girdiğini belirtiyor.

Türkiye'nin dünyaya ayak uydurabilmesinin önkoşulunun insana yatırımdan geçtiğini vurgulayan Ulagay, "Şunu çok iyi bilelim ki, birinci önceliği insana vermeyen hiç bir ülke 21. yüzyılda söz sahibi olamayacak" dedi.

Ulagay'a göre, "Türkiye 21. yüzyılın dünyasında söz sahibi bir ülke olabilmek için küreselleşme olgusunu doğru kavrayıp bu olgunun yarattığı tehditlerden korunmanın ve fırsatlardan yararlanmanın yollarını bulmak zorunda."

Ulagay bunun için bazı öncelikleri de şöyle sıralıyor:
* İnsana yatırım ve eğitim atılımı.

* Teknolojide yatırım ve AR-GE'de sıçrama.

* İnternetin yaygın kullanımını özendiren şartların yaratılması.

* Beyin göçünün tersine çevrilmesi.

* Devletin ve siyasetin yeniden yapılandırılması.

* Ekonomide makro istikrarın ve rekabetin sağlanması.

* Özel sektörün içerde ve dışarda yeni işbirliklerine hazırlanması.

 
İstanbul 2008 Olimpiyat Oyunlarına seçilebilicek mi?

Kesinlikle Evet. En güçlü aday İstanbul ve bu sefer seçilecek.
Hayır. Rakip ülkeler daha üstün özelliklere sahip İstanbul yine yenilecek.
İstanbul başarılı olabilir ama Uluslararası Olimpiyat Komitesi İstanbul'u seçmeyecek.

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır