kapat
10.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Garildi
 
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )

Yatsı

"Yalancının mumu yatsıya kadar yanar!" sözünü herkes bilir.

Yatsı, akşam namazından sonraki namaz vaktidir.

Peki niçin yalancının mumu yatsıya kadar yanar?

Çünkü akşam namazı ile yatsı namazı arasındaki süre çok kısadır; yaklaşık bir buçuk saati kapsar.

Yalancının mumu da bütün akşamı aydınlatmaya yetmez; olsa olsa bu kısa süreyi idare edebilir ve sönmek zorunda kalır.

***
21. Yüzyılla birlikte Türkiye yatsı vaktine girdi.

Yalancıların mumunu söndüren yatsı vaktine...

Toplum ilk kez gerçekle yüzleşiyor ve Ankara kaynaklı, medya destekli "yalancı mumlar", dibine bile ışık vermeden teker teker sönüp gidiyorlar.

Artık halkı, bugüne kadar olduğu gibi hamasi nutuklarla aldatmak mümkün değil.

İletişim devrimi, önce Sovyet Bloku ülkelerini çarpmıştı.

Şimdi sıra bize geldi.

Birkaç kez anlatmıştım: 1986'da Kremlin'de dönemin devlet başkanı Mihail Gorbaçov'la görüştüğümüz sırada Alvin Toffler bir soru sormuştu.

Demişti ki: "Sayın başkan, Pravda'da yayınlanan bir makaleyi sansür etmeniz mümkün. Ama yakında her Sovyet yurttaşı uydu yayınlarla dünyayı izlediği zaman, sansür nasıl mümkün olabilecek?"

Gorbaçov, "İşte!" demişti. "Perestroika ve glasnostun temel nedeni de bu! Artık hiçbir şey eskisi gibi değil."

***
Şimdi bu devrimi ve altüst oluşu biz de yaşıyoruz.

Artık bizden bambaşka bir kulvarda olan Avrupa ülkesi Yunanistan, dış politikamızı yönlendiren bir "abi" durumuna geldi.

Bize nasihat ediyor, hoşgörüyle davrandığı izlenimini vererek ulusal çıkarları yönünde yürüyor.

Biz ise Yunanistan'ın peşine takılmış durumdayız.

Bunu saklamaya olanak var mı?

IMF askeri harcamalarda indirim yapmamızı şart koşunca, bunu biz Atina'dan duyuyoruz.

Bu da saklanamıyor.

Dünyanın depremzedeler için verdiği 1. 6 milyar doları Ankara'nın iç ettiği de gizlenemiyor.

550 milyon dolar harcanarak yapılan Sabiha Gökçen Havaalanı'nın, daha önce uyaran ve itiraz edenlerin söylediği doğrultuda, kapanıp gittiği, paranın sokağa atıldığı da apaçık ortada.

Banka hortumlamaları ile iktidar ilişkisi de gözler önünde.

Hakkında fezleke hazırlanan bakanların pişkinliği de bilinmekte.

***
Eskiden böyle sorunlar hamasi nutuklarla atlatılıyordu: "Bir Türk dünyaya bedeldir... İç ve dış düşmanların oyunları... Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar... Avrupa Avrupa duy sesimizi.... Fransa şaşırma, sabrımızı taşırma..." gibi sloganlar tekrarlanarak halkın aklı başından alınır, sağlıklı düşünmesi engellenirdi. Hele bir futbol takımı dışarıda iki gol atınca sorunları iyice ağırlaşan halkın sevinci gökyüzüne çıkardı.

Ama artık yatsı vakti!

Mumlar teker teker sönüyor.

Belki en büyük kazancımız da bu.

Kurtuluş yolu, bizim halk olarak gerçeği görmemizden ve yalanlara inanmayı bırakmamızdan geçiyor.

Unutmayalım ki yatsıyı, karanlık gece takip eder.

Ama gece de şafakla sonuçlanır.

 
İstanbul 2008 Olimpiyat Oyunlarına seçilebilicek mi?

Kesinlikle Evet. En güçlü aday İstanbul ve bu sefer seçilecek.
Hayır. Rakip ülkeler daha üstün özelliklere sahip İstanbul yine yenilecek.
İstanbul başarılı olabilir ama Uluslararası Olimpiyat Komitesi İstanbul'u seçmeyecek.

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır