kapat
10.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Garildi
 
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )

Mazlum'un ahını alma Erman..

Maç satmak karakterime aykırıdır.. Daha doğrusu peşin para almadan maç satmak aykırıdır.. Bu kriz ortamında kimde para var ki "satayım" diye bana versin? Demek ki Erman Toroğlu yanılıyor, nahak yere günahımı alıyor..

Polis Bayramı etkinlikleri çerçevesinde emniyet müdürleri ile oynadığımız maçı 6-6 bitirdik ama nasıl bitirdik gelin bize sorun..

Hayatında ilk kez bir futbol maçı oynayan bu vesile ile de ilk kez top gören Erdal Bilallar'ı kaleye almıştık ya! Bereket bir sorun çıkmadı.. Erdal'ın pire gibi cevval olmasından değil, karşı takımın maça hiç hazır olmamasından..

Şimdi oynadığımız takıma bakın.. İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Küllü, Kaçakçılıktan Sorumlu Müdür Önder Karaman, Terörden Sorumlu Müdür Şefik Kul, İstihbarat Şube Müdürü Halil Çatıkkaş, Asayişten Sorumlu Müdür Ali Tom, Trafikten Sorumlu Müdür Murat Kurt, Ulaştırmadan sorumlu Müdür Necdet Kutlutürk..

O kadar müdür yetmemiş.. İstanbul Emniyet Müdürü Kazım Abanoz da kenardan maçı seyrediyor.. Seyirci oranı dengesiz.. Basından onbeş yirmi kişi.. Buna karşılık binden fazla üniformalı çevik kuvvet mensubu..

İlk gol benden geldi..
Normal şartlarda sahaya çıkar çıkmaz, ellerimizi havaya kaldırıp "Teslim oluyoruz.." dememiz lazımdı.. Şahsen ben Ankara Altındağ'daki "Kesikbaş cinayetini" dahi üstlenmeye hazırdım..

Her neyse.. Maç dostluk havası içinde başladı.. Müdürlerden biri bizim takımdan Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'e dostça bir çelme taktı.. Hakem serbest vuruş verdi..

İşte maçın orasında ben sahneye çıktım.. Topu barajın yanından geçirip direğin dibine dostça bıraktım.. Böylece öne geçtik.. Sonra Sarıyerli Hayri iki gol attı.. Bir tane de Sanlı kaptan yazdı.. Daha baştan dört fark ileri geçtik..

Şimdi buraya misafir gelmişiz.. Rakiplerimizin hepsi müdüran takımından.. Astlarının önünde onları yenmek olmayacak..

- "Arkadaşlar maçı biraz gevşetelim.. Ayıp olmasın.." dedim.. Herkes kabul etti bir tek Erman Toroğlu kabul etmiyor..

- "Yok arkadaş ben maç satmam.." diyor..

Kardeşim zaten kimde para var ki satalım.. Hem sor bakalım ben maç satar mıyım? En azından peşin para almadan.. Kime fiyaka yapıyorsun? Derdi maç değil..

Trafikçiler buna hatalı sollamadan ceza yazmışlar, onun davasını güdüyor..

Tamam öyleyse, dedim kendi kendime.. Ben de bildiğimi yaparım.. Bana atılan her üç toptan ikisini emniyet müdürlerine ikram olarak geri verdim..

Hatta bir akın sırasında gol atsınlar diye ara pası bile attım.. Bu sefer de benim arkadaşlarım, beni takımdan dışladılar..

İçlerine "takımı satıyorum.." diye kuşku düştü bir kere.. Galiba şeyden şüphelendiler.. Karşı takımdan Şefik müdür bize gol atmıştı.. Koşup, kucaklayarak ilk kutlayan ben olmuştum..

Bir de top onlardan kornere çıkmıştı.. Hakeme "Bizden çıktı" diye itiraz etmiştim..

Bu iki olay üst üste gelince takım arkadaşlarım bana pas atmamaya başladılar.. Ben de arada bir önüme seken topu kafama göre kullanıp onlara atmadım, iyice zıtlaştık..

Televizyoncular da kenara birikmiş "Size niye top atılmıyor?" diye bana gaz veriyorlar.. Orada biraz Hagi'lik yaptım.. Takım arkadaşlarım için ileri geri konuştum..

- "Bu Hayri var ya Hayri?" diye başladım.. "Aslında üç sene evvel öldü kendisine haber vermediler.. O yüzden koşamıyor, zombi gibi yürüyor.."

Ardından Sanlı kaptan için atıp tuttum.. Erman Toroğlu için de:

- "Bu gençliğinde de böyle oynardı.. Bir ayağı protezdir.." iddiasında bulundum..

Son gol de benden..
O sırada müdürler vızır vızır bizim kaleye doğru gidiyor lakin son hareketi bir türlü yapamıyorlar.. Hele adını vermeyeceğim bir oyuncuları var ki topu aldı mı doğruca çizgiye koşuyor, tellere çarptıktan sonra geri dönüyor..

Ona da "Müdür bey topu alınca yanıma gel, elimi tut.. Seni bizim kaleye götüreyim.." teklifinde bulundum.. Biraz alınır gibi oldu..

Anlayacağınız sahaya yedişer kişi çıktık ama benim şahsi tercihlerim yüzünden müdürlerin takımı sekize beş gibi oynadı.. O da yetmedi.. İki metrelik kameraman Halil İbrahim de girdi sahaya.. Bizim kaleciyi marke etmeye başladı..

Biz bu hay huy içinde 6-5 mağlup duruma düşmüşüz.. Maçı seyreden hanım polisler de benim kalecilerine gol atamayacağımı iddia edip, kışkırtıyorlar.. Tahriklendim..

Can havliyle bir top kapıp sürdüm, kaleci ile karşı karşıyayken de bacaklarının arasından içeri attım.. Böylece maç 6-6 bitti..

Maç bitti ama içimizdeki gerginlik bitmedi.. Kameramanların yarısı benim başıma toplanmış, diğer yarısını da Erman Toroğlu başına toplamış.. O oradan bana atıp tutuyor, ben buradan ona..

Benim mutlaka yasa dışı işlerim olduğunu, maça başlar başlamaz polise o yüzden teslim olduğumu iddia etmiş..

Ben de takım arkadaşlarımdan nefret ettiğimi söyledim.. Sporun bir dostluk aracı olmadığını, aksine hesaplaşmak için en uygun zemin olduğu tezini savundum.. Son olarak para biriktirip bir döner bıçağı alacağımı ilan ettim..

O sırada topluca fotoğraf çekiliyordu.. Ben takımdan ayrı yerde tek başıma durdum.. Sıra ödül törenine geldi..

Armağan olarak çok şık birer şilt hazırlamışlar, birer de hatıra madalyonu yaptırmışlar.. Onları aldık.. O sırada koca bir kupa yapılmış.. Onu da Ali Kırca'ya veriyorlar..

Kupanın bir kulpuna ben yapıştım.. Bir kulpu Ali Kırca'nın elinde.. Emniyet Müdürü Kazım Abanoz da iki eliyle gövdesini tutuyor.. Kupayı bir ben çekiştiriyorum bir Ali..

Müdür beyin elleri de çayda çıra oynar gibi bir sağa bir sola gidiyor.. İki arkadaş arkadan beni çekti.. Ali başıboş kaldığından kupaya iki eliyle yapıştı.. Mecburen kulpu bırakmak zorunda kaldım..

Kupayı Ali Kırca aldı, böylece dostluk kazandı.. Hayrını görmesin inşallah!

 
İstanbul 2008 Olimpiyat Oyunlarına seçilebilicek mi?

Kesinlikle Evet. En güçlü aday İstanbul ve bu sefer seçilecek.
Hayır. Rakip ülkeler daha üstün özelliklere sahip İstanbul yine yenilecek.
İstanbul başarılı olabilir ama Uluslararası Olimpiyat Komitesi İstanbul'u seçmeyecek.

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır