  
Bu yetmez daha!
Sebep oldukları kriz nedeniyle işsiz kalan yüzbinleri, dükkanını kapatan işyeri sahiplerini, açlık sınırına indirdikleri emeklileri, sokaklarda feryat eden esnafı sakinleştirmek için makam araçlarının yüzde 30'unu satmayı düşünenler bilsinler ki bu kararları öfkeyi dindirmeyecek, ateşi söndürmeyecek...
Tasarruf adına Dışişleri Bakanlığı asansörlerine yapılan bakım sayısının azaltılması, kağıtların iki yüzünün kullanılması, ampullerin yakılmaması hatta genel müdürlerin, daire başkanlarının servis araçları ile taşınması maksadını aşıyor, asıl tasarruf edilmesi gereken konuları gözden kaçırma amacını taşıyor...
Milletvekillerinin oturdukları malikaneleri satmadan...
Devlet Bakanlıklarını kaldırıp, kabine sayısını azaltmadan...
Yurtdışına müşavir kadrosu ile gönderilen çoğu yabancı dil bile bilmeyen parti yandaşlarını devletin sırtından atmadan...
Evlerinde oturup ay başında bankamatik kartı ile maaş çekenleri kovmadan bu milleti "devletin tasarrufa gittiğine" inandıramazsınız...
Varsayalım ki bunları yaptınız, yeter mi?
Yetmez!
550 olan milletvekili sayısını azaltmadan... Kafa sayısının değil, kafa yapısının önemli olduğunu anlayıp, kavramadan...
Siyasileri halktan korumak için peşine taktığınız binlerce polisi eski görevlerine yollamadan...
Halktan topladığınız vergilerle, milletvekillerinin Meclis lokantasında 1 milyon liraya ziyafet masası kurmasına mani olmadan halkı kandıramazsınız...
Sizin tuzunuz kuru olabilir ama millet aç...
Sizin eliniz taşın altında ama milletin gövdesi...
Gelin karar verin...
Ya milleti, ya da kendinizi düşündüğünüzü gösterin..
Bravo Pişkinsüt!
Parlamenterlerle ilgili olarak söylediği gerçeklerden geri adım attığı haberleri üzerine "Olmadı" başlıklı yazımda eleştirdiğim DSP milletvekili Sema Pişkinsüt dün sabah arayıp, "Sözümden dönmedim... Söylediklerimin arkasındayım" dedi..
Gazetecilere açıklama yaparken de ısrarla "Kesinlikle geri adım atmıyorum" demesine rağmen sözlerinin çarpıtıldığından yakınan Pişkinsüt, bakın neler söyledi:
"Bu lafları inanarak sarfettim.. Hatta görüşlerim gazetelerde yayınlandıktan sonra bazı milletvekilleri 'bunları nasıl söylersiniz' diyerek beni eleştirmeye kalktılar... Yüzlerine eğer halkın vekili olsalardı Türkiye'nin bu noktaya gelmeyeceğini, gelir dağılımındaki bu adaletsizliğin olmayacağını haykırdım..."
Pişkinsüt, tabii ki bu sözleri ile tüm siyasileri kastetmediğinin de altını çizerek devam etti:
"Taşralı kelimesini, Anadolu'dan gelen parlamenterler için değil, çağdışı olanlar için kullandım.. Bu çağdışı kafalarla Türkiye'yi uygarlığa taşıyacak yasaların çıkarılamayacağını anlatmaya çalıştım..."
Şimdi oldu Sayın Pişkinsüt... Bilin ki bu sözlerinizin arkasında yalnız siz yoksunuz, 65 milyon var...
TAM GÜNÜN ŞİİRİ
Ekonomik program
Eşeği obur diye Hoca kafayı takmış,
Yemini azaltarak tasarruf yapacakmış!
Pek de kendinden emin. Ne parlak fikir ama!
Program yapmış hemen, başlamış uygulama.
Her sabah yem verirken birer avuç azaltmış,
Ayırdığı fazlayı daha da çoğaltmış.
Bizim Hoca keyifli, her gün biraz kısıyor,
Aynen enflasyon gibi her şey iyi gidiyor!
Lakin farkında değil sonu nasıl bitecek,
Eşek bir deri kemik, üflesen devrilecek.
Her parlak fikir gibi bunun da sonu gelmiş,
Zavallı karakaçan bir gün açlıktan ölmüş.
Hoca üzgün mü üzgün; ağlıyormuş adeta,
Tam da alıştırmıştım, ölüverdi kerata...
Gazanfer Sanlıtop (İstanbul)
DOĞRU SÖZ
Tecrübe bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerden aldığı derstir...
İĞNE
İltifatlarımızı sadece bize iyiliği dokunacak kişilere saklıyorsak...
BİZ ADAM OLMAYIZ
Şikayetler
* İSTANBUL'dan Abdurrahman Şahin, 0542 2750041 numaralı cep telefonu nedeniyle Telsim'den alacağı olan 290 milyon liranın kendisine ödenmediğini...
*KARTAL'dan Ekrem Bayraktar, Yakacık'taki Emin Ticaret'ten aldığı AEG marka bulaşık makinesinin bozuk çıktığını, ancak mağazanın kapanması nedeniyle değiştiremediğini...
*İZMİR'den Bülent ve Öner Yıldırım kardeşler, vadesi 1 ay olan 13 milyar liralık borç nedeniyle tehdit edildiklerini, dövüldüklerini, evlerini değiştirmek zorunda kaldıklarını, minibüslerine gayri kanuni şekilde el konulduğunu.. (İzmir Emniyet Müdürü isterse, konuyla ilgili olarak ayrıca suçlanan bir Emniyet mensubunun ismini kendisine verebilirim...)
* İSTANBUL'dan Sibel Dinç, Denizbank'ın kredi kartı limitlerini geri çektiğini, bununla kalmayıp, borcun yüzde 40'ını talep ederek müşterilerinin zor durumda kalmasına yol açtığını...
*AVCILAR'dan Aliye Yel, 1991 yılında Ataman Yel ile evlendiğini, 1998 yılında Türk vatandaşlığına geçmek için her türlü evrakı teslim ettiğini, ancak hala bir yanıt alamadığını...
*İZMİR'den Yılmaz Mehmet, Adapazarı'na gitmek için 1 Nisan saat 14.30'da bindiği Asya Tur firmasına ait otobüsün yolcuları İzmit-Adapazarı yol ayrımında indirdiğini ileri sürüyor...
Suçlanan kişi, kurum ve kuruluşları ya mantıklı bir açıklama yapmaya, ya da mağdur ettikleri insanlara el uzatmaya çağırıyorum..
Teşekkür
EPİ Güvenlik Şirketi, işten ayrılan personelinin nema ödemelerini yaptığını bildirdi...
|