kapat
09.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Garildi
 
ŞÜKRÜ KIZILOT(skizilot@sabah.com.tr )

Evin karşısındaki işyerine makam arabasıyla gidiyorlar!..

Adamın evi, Devlete ait bir lojman. İşyeri de lojmanın hemen karşısında. Her sabah Devletin resmi aracı geliyor ve beyefendiyi alıp, 200 metre ilerideki makamına götürüyor. "Demek ki çok önemli birisi, herhalde Bakan ya da Müsteşardır" diye düşünmeyin, yönetici konumunda çalışan birisi. Hemen belirtelim, bu durumda olanlar üstelik bir tek kişi de değil, o kadar çok ki...

Olay, İstanbul Milletvekili Erol Al'ın soğuk kış günlerinde dikkatini çekmiş. Her sabah Meclis'e girerken, Meclis'in Ayrancı kapısının hemen sağındaki lojmanların önündeki makam araçlarından çıkan eksoz dumanları dikkatini çekiyormuş. Bu araçlar, hergün şoförü tarafından ısıtma aracıyla 20-25 dakika çalıştırılıyor ve alacağı önemli kişi sıcacık otomobile biniyormuş. Birgün dayanamayıp sorduğunda; bu araçların Meclis ana binasına 200 metre mesafede oturan, Meclis'in memur yöneticilerini, makamlarına götürmek için beklediğini öğrenmiş.

Saltanat devam ediyor
Bu saltanat, halen de devam ediyormuş. Üstelik, bazı makam şoförleri, 200 metrelik mesafede görev yapabilmeleri için, 30 km. uzaklıktaki evlerinden, başka şoförler tarafından, ayrı bir araçla getiriliyormuş... Yani makam şoförlerinin de şoförleri varmış.

Türkiye'de şu anda, 50 bini "makam aracı" olmak üzere, kamuda 125 bin araçtan oluşan bir "taşıt parkı" var. Oysa Japonya'da 10, İngiltere'de 12, Fransa'da 9, Almanya'da ise 15 bin kamu aracı var. ABD parlemontosunda sadece bir makam aracı, TBMM'de ise 120 makam aracı var. Bütçesinin az olduğundan şikayet eden Dışişleri Bakanlığımız bile 70 tane Mercedes 500 SEL almış. Üstelik her biri de 428 bin Alman markına...

Siz bunların şoförünü, yakıt ve yedek parça giderlerini de düşünün. Alın size trilyonlarca liralık saltanat gideri...

Türkiye şu anda, tarihinin en büyük krizini yaşıyor. İflaslar, protestolar, karşılıksız çekler, kapanan onbinlerce işyeri, işsiz kalan yüzbinlerce işçi, öte yandan evinin karşısındaki işyerine, makam aracıyla giden bürokratlar. Bu kadarı da biraz fazla oluyor...

Günün sözü
Yüksek vergi oranları, bazen vergiye tabi malların tüketimini azaltmak ve bazen vergi kaçakçılığını teşvik etmek suretiyle, düşük vergi oranlarıyla sağlanacak hasıladan daha düşük bir hasılat sağlar...

ADAM SMITH

YEMİNLİ BACA TEMİZLEYİCİSİ
Yeminli mali müşaviri biliyorsunuz ama çoğunuz yeminli baca temizleyicisini duymamışsınızdır. Bizde yok ama bazı yabancı ülkelerde "yeminli
baca temizleyiciliği" mesleği var...
Belçika'da ve Almanya'da, bacaların yılda bir kez yeminli baca temizleyicisine temizlettirilmesi zorunlu kılınıyor. Yangın halinde, sigorta, yangın tazminatını ödemeden önce soruyor; Son 1 yıl içinde bacanızı yeminli baca temizleyicisine temizlettiniz mi? Yanıt hayır ise, sigort` yangın tazminatını ödemiyor. Yanıt evet ise, yeminli baca temizleyicisinin verdiği belge soruluyor. Belge de yanmışsa, yeminli baca temizleyicisinin adı sorulup, listeden kontrol ediliyor. O kişinin adına rastlanır ve bacanın yeminli baca temizleyicisine temizlettirildiği saptanırsa, sigorta yangın tazminatını ödüyor...

Tebesüm
Eskİ bir sadrazam, yeni sadrazama görevini devrederken kapalı üç zarf bırakmış. Başın sıkışırsa birinci zarfı, biraz daha sıkışırsa ikinciyi, çok sıkışırsa da üçüncü zarfı açarsın" demiş. Yeni gelen bir süre uğraşmış, didinmiş işleri düzene koyamamış. Herşey daha kötüye gidince, aklına eski sadrazamın bıraktığı zarflar gelmiş. Birincisini açmış.

Mektupta;
"Senden öncekileri kötüle!" diye yazılı. Başlamış kötülemeye... Gidene demediğini bırakmamış, ama fayda etmemiş, işler yine düzelmemiş... Bu kez ikinci zarfı açmış.

"Etrafını kötüle!"
O da bunu yapmış, çevresi için demediğini bırakmamış, ama işler yine berbat! Bu sefer "son çare"diyerek üçüncü zarfı açmış. Zarftan çıkan küçük pusulada şunlar yazılı

"Sen de üç zarf hazırla!"

BİR LiRA TAM 150 DOLAR
Şaka yapmıyoruz, dolar kurunun 1.2 milyon civarında olduğu şu günlerde, 1 lira tam 150 dolara satılıyor. 1927'de İngiltere'de basılan ve 1939'da tedavülden çekilen kağıt 1 lira, 150 dolara alıcı buluyor. Merak edenler için belirtelim, Kütahya'da 17 yıldır Paşam Sultan Caddesi üzerinde antikacılık yapan Ahmet Sert, dükkanındaki kağıttan 1 lirayı, 150 dolara satıyor. İşin ilginç yüzü, Cumhuriyet'in ilk yıllarında basılan bu paralar, adeta kapışılıyormuş. Alıcıların çoğu, yurtdışındaki müşterilermiş. Ne diyelim, TL.'nin dolar karşısında eridiği şu günlerde, 70 yıl öncesinin kağıttan TL.'si ile teselli bulalım bari...

Teknik bir hata nedeniyle, yazarımızın pazar günkü yazısı mükerrer olmuştur. Düzeltir özür dileriz.

 
İstanbul 2008 Olimpiyat Oyunlarına seçilebilicek mi?

Kesinlikle Evet. En güçlü aday İstanbul ve bu sefer seçilecek.
Hayır. Rakip ülkeler daha üstün özelliklere sahip İstanbul yine yenilecek.
İstanbul başarılı olabilir ama Uluslararası Olimpiyat Komitesi İstanbul'u seçmeyecek.

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır