kapat
09.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Garildi
 
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )

"Deli"

Peşref Nargile yazı yazmaya karar vermişti. İçinde birikmiş sayısız kıvılcımlar vardı. Gitti bakkaldan bir top kağıt, iki tane de tükenmez kalem aldı. Yemek masasının başına oturdu. Kağıdın paketini yırttı. Bembeyaz kağıtlar, bir gelin bekaretinin ışıklı parlaklığında, masının üstüne uzanıverdiler. Bir tutam kağıt çekti önüne. Tükenmez kalemlerden birini, yırttığı paket kağıdının üstüne çizikler çekerek azıcık denedi. Yağ gibi kayıyordu kalem. Ve bir sigara yaktı.

Ne yazacaktı? Gerçi içi dolu doluydu ama, nereden başlıyacağını bilemiyordu. Önce siyasi bir yazı yazmayı düşündü. Şöyle çarpıcı, yıldırımlı, zımba gibi bir yazı...

"Memleketin durumu" diye başladı. Bir nefes çekti sigarasından. Yazdığı iki kelimeyi okudu. "Memleketin durumu..." Kalem askıya alınmış gibi havada öyle bekliyordu. Peşref Nargile'nin aklından bir an "boktur" diye ilk cümleyi tamamlamak geçti. Çok batıcı buldu böyle bir başlangıcı. Biraz daha hafifletmek için "boktur" yerine "fevkalade endişe vericidir" diye yazdı.

Beyaz sayfanın tepesinde Peşref Nargile'nin ilk cümlesi inişli çıkışlı bir kıvranmayla noktalanmıştı:

"Meleketin durumu fevkalade endişe vericidir."

Bundan sonraki cümle, bu kesin yargının gerekçesini ortaya koymalıydı. Peşref Nargile "Çünkü" diye devam etti. Ve kalem havada yine durdu. Bir nefes daha içti sigaradan. "Çünkü...". "Çünkü Anayasa uygulanmamaktadır."

Evet ama herkes biliyordu Anayasa'nın uygulanmadığını. Daha ilginç, daha orjinal bir gerekçe bulmak, daha yerinde olacaktı.

Peşref Nargile, "...Anayasa uygulanmamaktadır" cümlesini çizdi. "Çünkü... politikacı güruhu ipin ucunu iyice kaçırmıştır" diye yazdı. Ve kendi kendine:

- Kaçırdı ipin ucunu, ama niye kaçırdı? Bunun da nedenini yazmak gerek, dedi. Politikacılar güruhu neden kaçırmıştı ipin ucunu?

Peşref Nargile'nin kafasında binbir cevap yumaklaşıp duruyordu bu soruya karşı. Sömürü, sermaye, ithalat, yatırım azlığı, plansızlık, tüketim ekonomisi, artan nüfus, ihracat düşüklüğü vs...

- Evet ama, bunların hepsi yazıldı, dedi. Peşref Nargile... Yazdığı cümleleri bir daha okudu:

"Memleketin durumu fevkalade endişe vericidir. Çünkü politikacı güruhu ipin ucunu iyice kaçırmıştır."

Ama neden kaçmıştı ipin ucu? En kestirmesi para yoktu; ondan kaçmıştı ipin ucu. Peki ama para neden yoktu?

Çünkü ithalatla tüketim; yatırımlarla ihracata ağır basmıştı. Dengedeki temel bozukluk buradan geliyordu. Peki ama ithalatla tüketim neden ağır basmıştı?

Perşref Nargile:

- Yok, dedi, sandığım kadar kolay değilmiş yazı yazmak. Siyasi yazıyı kıvıramayacağız. Edebi bir yazı yazalım.

Buruşturdu yere attı önündeki kağıdı.

İkinci kağıdın üstüne edebi bir cümle yazdı:

"Uzun süren bir sonbaharın son günleri..."

E ne olacaktı yani, uzun süren bir sonbaharın son günleriyse?.. Ne olacağı var mı, arkasından kış gelecekti. Peşref Nargile, ikinci cümle olarak, "Yavaş yavaş kış geliyor" diye yazdı. Ve tekrar okudu yazdıklarını:

"Uzun süren bir sonbaharın son günleri... Yavaş yavaş kış geliyor."

Tasviri biraz daha uzatmak gerekiyordu:

"Ağaçlar soyunuyorlar yapraklarından. Proleter serçeler karınlarını doyurma çabasında boşuna zıplıyorlar boş yollarda."

Özellikle "proleter" sözcüğünü beğendi. İyi oturttum bu sözü serçelerin başına, dedi. Ve bir cümle daha yazdı:

"Rüzgar uğulduyor..."

Ve yine havada kaldı kalem. Bir nefes sigara... Son cümleyi arka arkaya mırıldandı:

- Rüzgar uğulduyor. Rüzgar uğulduyor...

Ve bir cümle daha:

"Ufukta karanlık bulut kümeleri..."

Peşref Nargile yazıya devam etmek için zorlanıyor; ama sanki bütün söyleyeceklerini söylemiş gibi bir boşluk var kafasında. Yazacak hiçbir şey gelmiyordu aklına.

"Bahçeler mahzun" diye bir cümle daha yazdı. Sonra kendi de beğenmedi bu uyuz cümleyi. Çizdi, biraz daha düşündü. Biten sigarasını tazeledi. Yazdıklarını bir kez daha okudu. Ve:

- Boşver, diye otomatik olarak buruşturuverdi kağıdı.

Kalktı, evden dışarı çıktı.

Yatak odasını düzeltmekte olan Devamis hanım, içeri girdiği zaman masanın üstündeki kağıtlarla kalemleri ve yere atılmış buruşuk müsveddeleri gördü. Merakla eğilip aldı müsveddeleri. Birini açtı, kekeliye kekeliye okudu:

"Memleketin durumu fevkalede endişe vericidir. Çünkü politikacı güruhu ipin ucunu iyice kaçırmıştır."

Sonra öteki buruşuk kağıdı açtı. Onu da okudu:

"Uzun süren bir sonbaharın son günleri. Yavaş yavaş kış geliyor. Ağaçlar soyunuyorlar yapraklarından. Proleter serçeler karınlarını doyurma çabasında boşuna zıplıyorlar boş yollarda. Rüzgar uğulduyor. Ufukta karanlık bulut kümeleri..."

Hiçbir şey anlamadı bunlardan Devamis hanım. Başını iki yanına salladı: Ne olacak işte deli, dedi.

Binlerce yazıdan sonra ancak kazanılabilen bir payeyi; Peşref Nargile, iki-üç satırla kazanmış oluyordu.

Not: 31 yıl önce yazılmış bir yazı... "Akşam"dan...

 
İstanbul 2008 Olimpiyat Oyunlarına seçilebilicek mi?

Kesinlikle Evet. En güçlü aday İstanbul ve bu sefer seçilecek.
Hayır. Rakip ülkeler daha üstün özelliklere sahip İstanbul yine yenilecek.
İstanbul başarılı olabilir ama Uluslararası Olimpiyat Komitesi İstanbul'u seçmeyecek.

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır