kapat
09.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Garildi
 
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )

Domuz avı..

Evet, evet.. Krizin Türkiye'yi bitiyormuş gibi gösterdiğine inanmayın. Bu felâket kurtuluşun yolunu açabilir..

İflâs eden bakkallar eski defterleri karıştırırmış.. Onun gibi biz de şimdi kara deliklerimizi arıyoruz. Ve ancak "vatana ihanet" denilebilecek ölçüsüzlükte savurganlık örnekleri ile karşılaşıyoruz.

Çalışma Bakanı Okuyan'ın dün yaptığı açıklama, devleti iflâs noktasına getiren sorumsuzluklardaki hayal ötesi yağmanın sadece bir boyutunu gözler önüne seriyor:

Sosyal güvenlik kurumlarının sağlık hizmeti satın aldığı çeşitli sağlık kuruluşları var. Ama aynı hizmet devlete farklı fiyatlarla satılıyor.

Örneğin bir üniversite hastanesi apandisit ameliyatını SSK'ya bağlı bir işçiye 100 dolara yaparken, bir esnaf için Bağ-Kur'a 200, bir memur için Emekli Sandığı'na 400, bir milletvekili için Meclis'e 800 dolarlık fatura kesiyor..

Yeni yürürlüğe girecek olan yönetmelik, sadece bu rezaleti önleyerek devlete yarım katrilyon liralık tasarruf sağlayacak.

Siyasetçiler devleti babalarının çiftliğinden daha kötü yönetmişler. Çünkü kimse babasının çiftliğine bu kadar kötülük yapmaz.

Böyle bir yağma ancak soygun amacıyla yapılabilir. Şimdiye kadar iyi işler yapan Çalışma Bakanı Okuyan bu soygunu iki yıldır acaba niye göremedi?

İnsanlar sokaklara dökülmeseydi bu rezalet devam mı edecekti?

Meclis Başkanı Ömer İzgi "Kucağımda bir danışmanlar ordusu buldum" demiş..

Her başkan adamlarını, imtiyazlı memurluk diye meclise doldurmuş.. Sonuçta 70 tane danışman, 40 tane başdanışman birikmiş..

Hiç biri işe uğramıyor ama hepsi 1 milyar 300 milyon liralık ballı maaşları alıyor. İzgi "Bana üç danışman yeter. Gerisini emekli edeceğim" diyor. Günaydın!.

Krize toslayan kafalar akıllanıyor..

"Kriz dönemlerinde çare daralmaktır" derler ama yanlış.. Böyle dönemlerde israfı, iltiması önleyip tasarrufları üretim ve istihdama yönlendirmek gereği vardır.

Biz düne kadar hep tersini yaptık. Üreten kesimi sıkıp devlet israfına "dur" demedik.

Ekonominin kanını çekip, devlet dediğimiz yaralı balinayı besledik.

"Devletin malı deniz-yemeyen domuz.."

Hayır yiyen domuz..

Sürek avını sonuna kadar götürmeyi başarırsak, krizden çıkmayı da, yeni krizlere düşmemeyi de başarabiliriz!

Önce ekonomi..
IMF, Türkiye'nin savunma harcamalarına milli gelirden ayırdığı payın yüzde 4.6'dan 3.5'e indirmesini istemiş.

Mali destek şartını da buna bağlamış..

Yunan To Vima gazetesi böyle yazıyor.

Aynı gazeteye göre Atina, bu bilgiyi değerlendirerek silâh alımında kısıtlamaya gidilmesine karar vermiş..

Bu bakış açısı ve hızlı karar alma yeteneği Yunanistan'ın "yaşam kalitesi" açısından otuz yılda nasıl ve niçin Türkiye'nin 65 basamak üstüne çıktığını açıklıyor.

Onlar güçlü bir orduyu ancak güçlü ekonomilerin yaratıp koruyabileceğini biliyor ve her fırsatı ekonomiyi güçlendirmek için değerlendiriyor. Biz?. Biz bilmiyoruz.

Belki kriz sayesinde öğreneceğiz!

 
İstanbul 2008 Olimpiyat Oyunlarına seçilebilicek mi?

Kesinlikle Evet. En güçlü aday İstanbul ve bu sefer seçilecek.
Hayır. Rakip ülkeler daha üstün özelliklere sahip İstanbul yine yenilecek.
İstanbul başarılı olabilir ama Uluslararası Olimpiyat Komitesi İstanbul'u seçmeyecek.

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır