kapat
09.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Turk.Net

 

Ailenin Derviş'i


Esin Koçar emekli bir öğretmen. Ailenin kriz tedbirlerini o alıyor. Bütçede açık istemiyor...Ne ucuzsa onu alıyor, pazardan giyiniyor, telefon masrafını azaltıyoruz
ESİN Koçar 42 yaşında. Emekli bir öğretmen. Esin Hanım diğer meslektaşlarından biraz daha şanslı çünkü emekli maaşı tek gelirleri değil. Eşinin inşaat şirketi var, durumları iyi. Ama her aile gibi onlar da krizden etkilenmiş. Esin Hanım "ailenin Kemal Derviş'i" olarak duruma el koymuş. Aldığı ekonomik tedbirleri şöyle sıralıyor:

"Eskiden alışverişe çıktığım zaman aynı tarz ürünlerdeki fiyat farklarına dikkat etmezdim oysa şimdilerde hangi ürün ucuzsa ona yöneliyorum. Şarküteri ya da bakkaldan alışverişi kestim. Artık ya marketlerden ya da Yeşilköy pazarından alışveriş yapıyorum. Marka ürünleri tercih etmiyorum daha çok büyük marketlerin kendi markalarını satın alıyorum, böylece daha ucuza geliyor.

DOLAR MARK GÜNÜ BİTTİ
"Eskiden her hafta ailece iyi bir balık restoranına giderdik, ama şimdi balığımızı evimizde yapıyoruz. Bir çok giysiyi de Yeşilköy pazarından alıyorum. Kriz öncesi yılda bir ya da iki kez yurtdışına tatile giderdik. Bu sene Türkiye içinde bir yere bile gitmemiz zor. İki tane arabamız var ama yakın yerlere yürüyerek gidiyorum. Son zamlardan sonra araba lüks oldu.

En büyük tasarrufu telefon konuşmalarımıza getirdim. Kızımı her gün bu konuda uyarıyorum. Eskiden 100 milyon cep telefonu faturası gelirdi. Şimdi telefon parasını haftalığından keseceğimi söyleyince azalttı. Ben de arkadaşlarımla dolar ya da mark günü yapardım ama döviz fırlayınca bıraktım."

Kriz, altın günümü vurdu ona yanarım
Yoğurdu, reçeli evde yapıyorum. Altın gününü de kaldırdık.

"BU ekonomik kriz depremi bile unutturdu bize. 7.6'lık şiddetiyle depremden bile daha korkutucu" diyor 63 yaşındaki Yüksel Yenal. Kocasından kalan 103 milyonluk emekli aylığı ve kızının verdiği cep harçlıklarıyla geçiniyor. 3 çocuk ve 4 torun sahibi. Başını sokacak bir evi olduğu için kendisini çok şanslı görüyor. Krizin atlatılacağına olan inancı tam. "İsterseniz bana Pollyanna deyin ama ben olumlu düşünmek istiyorum" diyor gülerek. Ençok komşularıyla altın günü yapamamalarına üzülüyor. Kriz sonrası değişen hayatını söyle anlatıyor:

"İlk önce krizi pek farketmedim. Geçen gün Bakırköy'e gittiğimde bir baktım bir simitçinin önünde en az 8 kişilik bir kuyruk var. Adamın kısmeti herhalde diye düşündüm. Sonra etrafa bakarken diğer simitçilerinde hiç farklı olmadığını gördüm. O zaman kendi kendime "işte kriz bu olsa gerek" dedim.

Reçel, turşu, yoğurt gibi yiyecekleri artık evde yapıyorum. Bakkaldan normal ekmek almak yerine daha ucuz olan halk ekmeği alıyorum. Eskiden marketten kapalı kutuda deterjan alırken şimdi temizlik malzemesi satan dükkanlardan açık deterjan alıyorum. Yemekleri artık kırmızı etle değil tavuk etiyle yapıyorum. Ayda bir kez büyük temizlik için yardımcı alırdım eve. Şimdi gücümün yettiği kadar temizliği de kendim yapıyorum.

ELDE YIKIYORUM
Ben süsü, bibloyu çok severim. Ama artık onlardan da hiç almıyorum. 2 tane su sızdıran musluğum vardı. İlk iş hemen onları değiştirdim. Florasan lamba kullanıyorum. Çünkü normal ampüllerin hem voltajları daha yüksek hemde daha az aydınlatıyor. Bir de sökülen giysilerimi kendim tamir ediyor ve terziye gitmiyorum. Bütün alışkanlıklarımı değiştirdim. Eski bir bulaşık makinam var. Artık onu çalıştırmıyorum bile. Allah elime sağlık versin. Bütün bulaşığı elimde yıkıyorum. Gündüzleri kat kaloriferini yakmamak için genelde komşularda oluyorum. Doğalgaz paraları öyle çok geliyor ki, ödeyebilene aşkolsun yani. Bir de eskisi gibi telefonda sohbet etmiyorum. Şimdi kızımın cep telefonunu çaldırıp bırakıyorum o beni iş yerinden arasın diye.

ARTIK GEZMİYORUM
Allah bu televizyonu icat edenden razı olsun tek eğlencem bu benim. Dışarıya gezmeye çıksam her tarafa vesaitle gidiliyor. Bu da en az 2-3 milyon lira demek. Az paramı bu devirde. İETT'den 60 yaş indirimli pasosu çıkardım. Bir yere gitmem gerekirse onu kullanıyorum. Hava güzelse yakın yerlere yürüyerek gidiyorum. Bir tek üzüldüğüm şey var; komşular arasında çeyrek altınla gün yapardık. Kriz bizim günleri vurdu. Olan eğlencemize oldu."

Mutfakta ince ince hesaplar yapıyorum
Kırmızı eti kestim. Toptancıdan alışveriş yapıyorum. Marka ürünleri terkettim.

ASİYE Mert 33 yaşında. Özel bir şirketin muhasebe müdürü. 15 yaşında bir kızı var. O da ailesinin ekonomiden sorumlu devlet bakanı gibi çalışıyor. "Ekonomik kriz yüzünden her şeyimizi kısmak zorunda kaldık, ay sonunu getirebilmek için ince ince hesaplar yapıyorum" diyor. Esin Hanım kriz sonrası uyguladığı reçeteyi bizlerle paylaştı:

AZ YEMEK
"Krizden sonra daha az çeşit yemek yapmaya başladım: Eskiden birkaç çeşit yemek yaparken şimdi bir ya da iki çeşit yemek yapar oldum.

Kırmızı et almıyorum, kıyma yerine tavuk kıyması, biftek yerine tavuk bifteği almaya başladım. Marka ürünler iyice lüks olmaya başladı. Sebze ve meyveyi pazardan alıyorum. Benim çalıştığım işyerinin yakınında kuru gıda toptancıları var ayda bir oradan toptan alışveriş yapmaya başladım çok hesaplı oluyor. Artık ince hesaplar yapıyoruz ay sonunu getirebilmek için.

Artık çamaşır ve bulaşık makinesini daha az çalıştırıyorum. Kızım artık hergün internete girmiyor sadece hafta sonları o da birkaç saat izin veriyorum. İşe arabayla gidiyordum ama artık toplu taşımayı kullanmaya başladım.

AZ GİYECEK
Eşim de ben de son birkaç aydır üzerimize birşey almıyoruz. Çocuğum için indirimden bir şeyler aldım ama onda da taksit yapan mağazaları tercih ettim. Böyle giderse eskilerimizle idare edeceğiz.

AZ İLETİŞİM
Kriz öncesi hiç düşünmediğimiz tasarruf tedbirleri alıyoruz. Kuaföre bile gitmiyorum. Saçlarımı evde kendim boyuyorum. Her ay 3-4 tane kitap alırdım ama artık alamıyorum. Bir tek tiyatroyu azaltmadık. Arkadaşlarımızla hep bir yerlere giderdik eskiden ama şimdi evde toplanıyoruz. Cep telefonlarımızı ekonomik tarifelerle değiştirdik. Öyle eskisi gibi konuşarak değil de mesajlaşarak iletişimi tercih etmeye başladık."

İlker AKGÜNGÖR- Burak KARA

 
İstanbul 2008 Olimpiyat Oyunlarına seçilebilicek mi?

Kesinlikle Evet. En güçlü aday İstanbul ve bu sefer seçilecek.
Hayır. Rakip ülkeler daha üstün özelliklere sahip İstanbul yine yenilecek.
İstanbul başarılı olabilir ama Uluslararası Olimpiyat Komitesi İstanbul'u seçmeyecek.

 

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır