  
Kapı kulları!..
Krizin üzerinden 1.5 ay geçti... Hükümeti oluşturan siyasi partilerden bir tek milletvekilinin Meclis kürsüsüne çıkıp da "Biz yanlış yaptık... 1.5 yıl bu millete boşuna eziyet ettik... İlacımız da, sistemimiz de, yolumuz da yanlıştı" dediğini duydunuz mu, bir yerde okudunuz mu?
Hayır!
Çünkü söyleyemezler... Eleştiremezler... Bu yürekliliği gösteremezler... Çünkü onlar milletin vekili değil, liderlerinin memuru... Bu cesareti gösterirlerse bilirler ki partilerinden ihraç edilirler, bir dahaki seçimde de listeye bile giremezler...
Peki ne olacak?
Bu eyyamcılar, dalkavuklar, millet inlerken liderlerinin önünde el pençe divan durmayı sürdürecekler mi?
İşçi, memur, emekli sürünürken, esnaf meydanlarda feryat ederken, sanayici vergisini ödeyebilmek için neyi var neyi yok satmayı düşünürken onlar milletine, ettiği yemine ihaneti sürdürecekler mi?
Kısacası; ülkenin yangınını Neron gibi keyifle izleyecekler mi?
Bence hayır!
Çünkü toplum uyandı... Bugünkü krizin temelinde eyyamcı milletvekillerinin çizgisizliğinin, sığlığının hatta çukurluğunun yattığını anladı...
Siyasi parti liderleri de kendi istikballerinin, siyasi geleceklerinin tehlikeye girdiğini kavradı...
Göreceksiniz çok yakında Seçim Yasası değişecek... Ve eminim ki; liderin değil, halkın tercihini ortaya koyacağı, dilediğini Meclis'e yollayacağı dar bölge sistemi getirilecek...
Ama bunun için hepimize görev düşüyor... Bireylere, sivil toplum örgütlerine, yerel yönetimlere... Susmayalım, haykıralım... Bizi yönetecekleri bizim seçebildiğimiz gün çok daha aydınlık ve mutlu bir Türkiye'ye kavuşacağımızı anlayalım...
DOĞRU SÖZ
Ayakkabım eski olduğu
için üzülürdüm... Ta ki caddede ayaksız adamı görünceye kadar...
Sezer marşa basmalı
Zemin Türkiye'nin altından kayarken Çankaya sanki olanları sadece seyrediyor... Bu tespit gerçeği yansıtmasa bile, halk inandığı, güvendiği Cumhurbaşkanı Sayın Sezer'in tavrını böyle değerlendiriyor...
Beklenti; Çankaya'nın acilen olaylara el koyması... Liderleri toplaması, bir çıkış yolu arayıp bulması... Bakanlar Kurulu'nu kendi başkanlığında olağanüstü toplantıya çağırması... Hatta tüm liderleri yanına oturtup TV ekranlarından halka moral pompalaması...
İnanıyorum ki; sergilenecek bu görüntüler halkın moralini biraz olsun düzeltecek... Bozulan dengeler yeniden tesis edilecek... Ekonominin ateşi düşürülecek....
Biliyoruz ki; Türkiye bir gecede bitmedi, tükenmedi...
Fabrikalar, işletmeler, mağazalar, çarşılar, tarlalar, barajlar aynı yerde duruyor...
Eksik olan duran motoru çalıştırmak.. Marşa basmak...
Bence anahtar Sayın Cumhurbaşkanı'nın elinde...
İĞNE
Pazarlık ederken, "Fiş, fatura istemiyorum... Sen en son kaça olacağını söyle" diyorsak...
BİZ ADAM OLMAYIZ
HATIRLATMA
Eğer bir problem çok fazla toplantı yapılmasına yol açarsa, toplantılar problemden daha önemli hale gelir...
ENDİŞE
Riskli miting!Fazilet Partisi'nin 7 Nisan Cumartesi günü İstanbul Çağlayan'da düzenleyeceği mitingle ilgili olarak kamuoyunda endişeler var...
Sebep; işçinin, memurun, öğrencinin ve esnafın sokağa döküldüğü bu günlerde düzenlenecek böyle bir mitingin her türlü provakasyona açık olması... Patlamaya hazır toplum kesimlerinin bu miting sırasında birer bomba halini alması... Konuştuğum İstanbul Valisi Erol Çakır, her türlü önlemin alınacağını söylüyor... Dilerim öyle olur... Ancak bence yine de bu karar bir daha gözden geçirilmeli...
Serbest Kürsü
Patlamak üzereyiz
Çiller'in iktidarda olduğu dönemdeki 5 Nisan 1994 krizi ve devalüasyonunun üzerinden 7 sene geçti.. 1994'te dolar 17 bin liradan 37 bin liraya fırlamış ve sene sonunu 38 bin liradan kapatmıştı.. Günümüzde ise 2001'e 675 bin liradan giren dolar 1 milyon 400 bin lirayı gördü... Bugün geldiğimiz nokta şu; Yüzde 77 devalüasyon + kriz + işsizlik + sosyal patlama...
Elalem ilerledi... Biz bırakın yerimizde saymayı 7 sene evvelden daha kötü duruma düştük... Kişi başına yıllık gelirimiz 1000 dolara indi... Hepimiz soyulup soğana çevrildik... Halk patlamak üzere... Endonezya'dan daha kötü duruma düşmek üzereyiz ... Tahsin Eroğlu (İstanbul)
AÇIK MEKTUP
Sevgili kan emici IMF
Sana bu mektubu yazıp yazmamayı çok düşündüm. Ne de olsa aramızda bizlere çektirdiğin sefalet dolu yılların hatırı var... Sensiz bir yaşam neye benzer onu bile unuttum... Ama artık niyeti bozdum...
Çok uzun yıllar önce büyüklerimiz kendilerinin sebep olduğu felaketlerin çözümü olarak allayıp pullayarak seni bize sundular. Söylenenlere göre sen her derde devaydın... Krizlere, işsizliğe, yoksulluğa, baş ağrısına, diş ağrısına hatta gaz sancısına...
İyi niyetliydim inandım. "Kemerler sıkılacak" dedin sıktım. Fakat benim belimdeki kemer sıkıldıkça, bazılarının ki gevşedi, yağlı kocaman göbekleri gözlerimin önüne serildi... Kısacası ben yoksullaştıkça onlar iyice semirdi...
İyi niyetliydim... "Sabrın sonu selamet" diyerek boyun eğdim... Sana karşı çıktığım zamanlarda polis tarafından coplanıp, dövüldüm...
Ve sonunda bugünlere kadar geldim...
Artık dayanacak gücüm, sıkacak dişim kalmadı...
Gel izin ver ayrılalım... Ama bunu yaparken dost da kalmayalım...
|