  
İç ve dış dinamikler bizi yeniden yapılandırıyor!
Türkiye'de inanılmaz şeyler oluyor, başdöndürücü değişiklikler yaşanıyor.
Bunları nasıl yorumlamalı?
Gündelik dedikodulardan sıyrılarak bakıldığında, ne görünüyor?
Kişileri değil, sistemi ele aldığınızda nasıl bir sonuca ulaşıyorsunuz?
Gelin bugün, bu konuda kafa yoralım.
***
Önce küçük bir anı: 1999 yılında Harvard Üniversitesi'ndeki konferansımdan sonra, Profesör Peter Eigen beni sınıfına davet etmişti.
Aynı zamanda Uluslararası Saydamlık Örgütü'nün başkanı olan Eigen, yolsuzluk dersi veriyordu.
Bu ilginç ders boyunca gözledim ki Harvard'daki yolsuzluk dersinin amacı; yolsuzluğun tek tek ülkelere ve kişilere bağlı gelişmeler biçiminde değil, dünya çapında bir sistem olarak ele alınması ve paradigmalarının ortaya çıkarılmasıydı. Dünyanın birçok ülkesinde olup bitenler, Türkiye'ye şaşılacak kadar benziyor ve işler neredeyse aynı biçimde yürütülüyordu. Amerikan üniversiteleri ise bu sistemin rontgenini çekiyordu.
***
Türkiye'nin de içinde bulunduğu birçok ülke yıllardan beri yolsuzluk batağında çırpınıyor ve sık sık içine sürüklendiği krizleri, dışarıdan sağladığı 5-10 milyar dolar borçla atlatmaya çalışıyor.
Ama Batı yönetimleri biliyor ki, bu yardımlar da yolsuzluk bataklığında yitip gitmekte.
Dolayısıyla Amerikalı ve Avrupalı vergi mükellefinin parası, Endonezya, Filipinler, Türkiye, Meksika gibi ülkelerdeki hırsız siyasetçilerin cebine girmekte.
Ve yine biliyorlar ki; siyasilerin yolsuzluklarını teşhir etmekle görevli medya, çeşitli çıkar ilişkileri yüzünden bu asli görevini yerine getirmiyor; dolayısıyla kapalı devre bir yolsuzluk düzeni ortaya çıkıyor.
Sistem kilitleniyor.
***
İşin geldiği bu noktada, başta Washington olmak üzere Batı yönetimleri kilidi açmak için harekete geçiyorlar.
Artık hiçbir yönetim, Türkiye gibi ülkelerdeki "kara delik" lere milyarlarca dolar akıtmak istemiyor.
Bu yüzden sistemin arınmasını, saydamlaşmasını ve medya ile siyasetin yeniden yapılanmasını şart koşuyorlar. Belirttiğim gibi bu durum sadece Türkiye'ye özgü değil. Birçok ülkede birden düğmeye basılıyor.
***
Türkiye'de, demokrat ve hukukçu kimliğiyle tanınan ve konuşmaları dünya basınında övgüyle karşılanmış olan Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın Cumhurbaşkanı oluşuyla birlikte, "büyük dönüşüm" başlıyor.
İç ve dış dinamikler aynı noktada buluşuyor: "Arınma, saydamlaşma, hukukun üstünlüğü, yolsuzlukla mücadele, medyanın yeniden yapılandırılması"
Bu anlayışa uygun asker-sivil dengeler ortaya çıkıyor.
Rüzgârlar böyle eserken, bazı kişiler "zamanın ruhu" nu algılamadan, hâlâ hükümeti güçlü sanıyor ve bileti çoktan kesilmiş olan bir kadroya bel bağlamak istiyorlar.
Ama yeni düzenin çarkları ağır da olsa işliyor ve önüne çıkan herkesi silip süpürerek yoluna devam ediyor.
Yıllardır bu görüşleri savunan "Dünya Değişirken" köşesine de yeni durumun analizini yapmak düşüyor.
Bu "yeniden yapılandırma" stratejisinin, önümüzdeki haftalarda ve aylarda çok daha şaşırtıcı gelişmelere yol açacağına kesin gözüyle bakabilirsiniz.
Türkiye artık "eski Türkiye" olmayacak!
|