30 yaşından küçük 40 milyon genç var Türkiye'de Önümüzdeki yıllarda bunlardan önemli bir bölümü ne yapacağını da şaşıracak, değişen dünyaya nasıl ayak uyduracağını da...
Nitekim 30-40 yaş diliminin, kentsel kesimindeki belirli bir çember içinde, ziyan olma işaretleri yanıp sönmeye başladı.
Önce nüfusun 30-40 yaş dilimini kabataslak üç kesime ayrıralım.
1- Kırsal kesim: En büyük umut, bir kaç büyük kentten birine göç ederek, hazine arazileri üstünde bir gecekondu yapmak ve ilk fırsatta gecekonduyu, üç-beş daire karşılığında bir yapsatçıyla değiş tokuş etmek...
Bu umut yavaş yavaş sönse de, kırsal kesimdeki geleneksel yaşam rayları üstünde kimse kendini ziyan olmuş görmeyecek ve biribirine benzeyen geçim modelleri içinde yaşayıp gidecektir. Kahvelerde ortak seyredilen TV programları, her işe koşan kahırlı eşler ve bir sürü çocukla...
2- Kentlerdeki yan mahalle kesimi: İlk ve orta eğitimden geçer gibi olmuş erkek çocukları; ya garsonluk, ya şoförlük, ya büyük-küçük mağazalarda tezgahtarlık türü servis hizmetlerine soyunacaklar; yahut, birilerinin yardımıyla küçük bir memuriyete kapılanacaklardır...
Her zaman için yakınmaları bol olacaktır.
Bir takım umutları da olacaktır yüreklerinde. Küçük bir miras beklemek gibi, turizm sektöründe daha iyi bir iş bulmayı düşlemek gibi; eşlerinin de çalışmaya başlamasıyla, koşulları uygun bir inşaat kooperatifinden küçük bir kat edinmek gibi...
Bol bol yakınıp dursalar da; onlar da kendilerini ziyan olmuş görmeyeceklerdir.
3- Kentsel kesimde, suyuna tirit bir fakülteden yalapşap geçmiş cingöz takımı... Bu takım, pratik zekâ kullanarak, bir an önce kestirmeden, hem lüks bir hayata atlamayı; hem de, anlı şanlı ve de havalı biri olmayı düşleyen takımdır.
Küreselleşme sürecindeki saydamlaşmanın ister istemez Türkiye'yi de sarmalamaya başlaması ve ağırdan da olsa, evrensel kalitedeki kadroların ön plana çıkarak; pratik zekâ ile olduğundan fazla görünme cingözlüklerini elemeye yönelmesi sonucu; ziyan olmaya en aday takımdır.
Cingözler takımı, en iyi rantın politikada olduğunu sezdiği için; orada da "vatan millet" sloganlarıyla şansını denemeye kalkacaktır.
Ama değişen koşullar nedeniyle, orada da aradığını ancak binde bir oranında bulabilecektir.
Ve pratik zekasına güvenen cingözler takımı; ziyan olduğunun bilinci içinde aşacaktır ellisiyle altmışını..
Özel yaşam dramları, bir türlü ödenemeyen borçlar, hiçbir işte dikiş tutturamamalar; hava atma alışkanlıklarıyla boğaz boğaza gelecek ve tek avuntu, içki kadehlerinde kalacaktır.
O kadar sevimli, cingöz ve hatta donanımlı göründükleri halde, bir türlü sağlam bir başarıya ulaşamamış olmalarının tek nedeni; düşledikleri doruklara, kestirmeden ve gerekli bedeli ödemeden varmaya kalkmaları...
Bedeli ödenmeden hiç bir yere varılamaz...
Ya bedeli, yıllar boyu peşin peşin ödersin; ya da sonunda hayat, senden çıkartır o bedeli...
Kaynağı belirsiz kazançlarla, tüketim gösterilerinde yaşam süksesi sergileme modeli, genç sayılacak nüfus diliminde çok zarar ve hasar yarattı.
"Varlıklı görünme" modası, yeryüzünden geçerken "var olma"ya çalışma şevkini perdeledi.
Kimlere karşı perdeledi?
Hayata layık olabilmenin bedelini ödeme gücünden yoksun; yaşam geometrisinden habersiz; kendisini -her pozör gibi- aşırı zeki zanneden ve pratik zekâ ile de, sükse borazanlarının çalınabileceğine inanan, cingözlere karşı perdeledi.
Türkiye de ister istemez değişecek. Ama büyük fireler vererek değişecek.
En başta ziyan olacaklar da; ne yazık ki, 30-40 yaş diliminin kentsel kesimindeki cingözleri olacak...