kapat
04.04.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

Kangurum

Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansinvest
 
ERDAL BİLALLAR(ebilallar@sabah.com.tr )

Mevlit günü geliyor

Türkiye krizdeki 43. gününü doldurdu; ne küçücük bir iyileşme belirtisi, ne de ileriye dönük olumlu bir beklenti...

Kurtuluş Savaşı'nda 15 günde inanılmazı başaran, 9 Eylül'de İzmir'i Yunan'dan geri alan bu millet, yaklaşık 45 gündür çaresiz ve moralsiz bekliyor... Kimse ne olacağını bilmiyor, önünü göremiyor...

Bu arada, ülkeyi kurtarmak için Amerika'dan getirilen Kemal Derviş de patinaj yapıyor... Tenis kortunda raketi iyi sallıyor, setleri üst üste alıyor ama ekonomiyi düze çıkaracak en küçük bir icraata hala imza atamıyor...

Özelleştirme yerinde sayıyor...

Bankacılıkla ilgili bir tek düzenleme yapılamıyor... Dolar 1.5 milyona doğru koşuyor... Enflasyon tekrar gemi azıya aldı halkı eziyor...

Kısacası; Türkiye her geçen gün ekonomik dengeler ve sosyal barış açısından biraz daha karanlığa doğru gidiyor...

Artık silkinme, uyanma ve icraat zamanı....
Ankara inatlaşmayı bir kenara bırakmalı... Bakanlar icraat denilince, yakınlarına koltuk ayarlamayı değil, halka hizmeti anlamalı.. 65 milyon inlerken parlamenterler halkın vergileriyle inşa edilen malikanelerde keyif çatmamalı... Meclis'in 5 yıldızlı restoranında simit parasına ziyafet masası kurmamalı...

Bürokratlar kime yaranalım diye plan yapmamalı...

Kemal Derviş de hemen bugün halkın önüne çıkıp kısa dönem içinde yapacaklarını, ileriye dönük planlarını, halktan istediği fedakarlıkları bir bir açıklamalı...

Eğer yoluna taş koyanlar, kapalı kapılar ardında zorluk çıkaranlar varsa onları da anlatmalı...

Kaybedecek zamanımız yok... Fren patladı, yokuş aşağı iniyoruz...

SON SÖZ: İzmirliler ölen bir kişinin 40'ında lokma dökerler... Türkiye için lokma dökme günü geçti, mevlit günü geliyor...

Kızılay'dan öldürecek hata!
Kızılay'ın tepesindekiler koltuk ve avanta için birbirlerini yerken, kurumun personeli de işe un seriyor... İlgisizlik, boşvermişlik o boyuta varmış ki; insan yaşamı için çok önemli olan kan grubu bile yanlış belirleniyor...

Örnek mi?

Hüseyin Melih Ürer'in kan grubu "Sıfır grubu Rh Pozitif.." Ürer, Çapa'daki Kızılay Kan Merkezi'ne gidip, kan bağışlıyor.. Bağış sonunda kendisine verilen karta kan grubu olarak "B grubu Rh Pozitif" yazılıyor...

Ürer bu yanlışlığın farkına evine gelince varıyor ve telefonla Çapa'yı arıyor... Aldığı cevap ise, "Yanlışsa gelin düzeltelim" oluyor...

Şimdi düşünün; eğer Hüseyin Bey bir kaza geçirse ve kendisine cebindeki karta bakılıp kan verilse ölecek...

Cebindeki kartta kan grubu yazanların yüzde kaçının böyle bir risk taşıdığını bilmiyorum... Bildiğim; Kızılay'da koltuk kavgası yapanların artık onları izleyenlerden utanmaları... Yaşıtlarının evlerinde torunlarını sevdiğini bilip, efendice yerlerini gençlere bırakmaları gerektiği...

ŞANLIURFA'DA TEZGAH

Tut şunun ucunu döşeyelim abi!
Akın Plastik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kızıklı, Çağlar Plastik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Adem Sak, Esen Plastik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen, Fırat Plastik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Demir, Kalyon Plastik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Kalyon, Keban Plastik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Demirtaş ve Marlit Boru A.Ş. Genel Müdürü Muammer Beşer oturup bana bir mektup yazmışlar... Krizin kucağındaki Türkiye'de, devlet kurumları eli ile boru sanayiinin nasıl öldürülmek istendiğini anlatmışlar...

Bu rezaletin, plastik sanayicilerini yok etmek için çevrilen filmin başrolünde Devlet Su İşleri (DSİ) var...

Filmin tezgahlandığı plato Şanlıurfa... Filmin adı ise Yaylak Tarımsal Sulama Projesi... Projenin amacı tarımsal alana borularla su dağıtımı yapmak...

Buraya kadar her şey normal... Anormallik işte bu noktada başlıyor...

DSİ, projeyi güya Kuzey Avrupa ülkelerinin finansman desteği ile gerçekleştirmeye hazırlanıyor... İş, 3 ortaklı bir konsorsiyuma veriliyor.. Ve her ne hikmetse ve hangi akıla hizmetse, projede kullanılacak boruların Türkiye'de kullanılan PVC'den değil, bulunmayan PE-100 hammaddesinden yapılması isteniyor. Bu hammaddenin de projeyi destekleyen ülkelerden ithal edilmesi şartı getiriliyor...

Yapılan incelemelere göre projede kullanılan borular Türkiye'de üretilen PVC'den yapılsa yaklaşık 4 milyon dolarlık harcama yetecek, üstelik bu para yurt içinde dönecek... Ama PE-100 hammaddesi şartı koşulunca 8.5 milyon dolarlık ithalata gidilecek... İşte; bu rezalete seyirci kalamayan, "Biz ayakta kalma mücadelesi verirken, elimizden tutması gerekenler bize çelme takıyor" diye yakınan Türkiye'nin en büyük plastik sanayicileri, gönderdikleri 3 sayfalık mektubun son bölümünde şu çarpıklıklara dikkat çekiyor:

"Biz bu sıkıntıları çekerken devlet kurumlarını yöneten bazı çarpık zihniyetlerin yaptığını kabullenemiyoruz, anlayamıyoruz. Kuruş kuruş dış yardım aranırken keyfi ve kime hizmet ettiği açıkça bilinmese de, her şekli ile çarpıklığı görülen bu zihniyetin uygulamalarına ne zaman dur diyeceğiz? Sözde krediler alıp yatırım yapıyoruz diyerek yatırım maliyetini yükselterek, ülkemizin geleceğine ipotek koyarak, gelecek nesilleri büyük borç yükleri altına sokarak verilecek savaşı biz anlamıyoruz. Bırakın çalışalım, başkalarını finanse ederek ve bir kısım dış güçlerle bir bakıma onların yerli menfaat ortaklarını kollayarak bu ülke insanları kurtulamaz. Bu çarpıklıklar karşısında canımız yanıyor. Ekonomik sıkıntılarla böyle mi savaşılacak diye soruyoruz?.." DSİ Genel Müdürü bu sorulara acaba ne yanıtlar veriyor? Bir plastik boru firmasının reklamındaki gibi birileri bizi enayi görüp, "Tut şunun ucunu döşeyelim abi" mi diyor?

TAVSİYE
Zirveye tırmanırken karşılaştığınız insanlara selam verin... Çünkü inerken yine onlarla karşılaşacaksınız...

 
İstanbul 2008 Olimpiyat Oyunlarına seçilebilicek mi?

Kesinlikle Evet. En güçlü aday İstanbul ve bu sefer seçilecek.
Hayır. Rakip ülkeler daha üstün özelliklere sahip İstanbul yine yenilecek.
İstanbul başarılı olabilir ama Uluslararası Olimpiyat Komitesi İstanbul'u seçmeyecek.

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır