  
Ankara'da kaygı artıyor
ABD'den geldiği günden itibaren Kemal Derviş'le ilgili olarak Ankara'da bazı kafalara takılan soru işaretleri giderek yoğunluk kazanıyor. Ekonomide, işler düzeleceği yerde kötüleşme eğiliminin sürmesi hükümet içinde de Derviş ile ilgili kaygı ve sıkıntıları artırıyor.
İlk günlerde "kıskanıyor" suçlamasıyla karşı karşıya gelmemek için Kemal Derviş hakkında hiçbir bakan olumsuz konuşmamaya özen gösteriyordu. Hatta hemen bütün bakanlar, "Kemal Bey'e yardımcı olmalıyız" diyorlardı. Ancak günler geçtikçe Ankara'da Kemal Derviş'e karşı olumlu hava değişmeye başlıyor.
Özellikle son ABD gezisi sırasında söylediği "15 günde 15 yasa çıkmaz, 10 - 12 milyar dolar dış yardım gelmez ise krizi aşamayız" türünden açıklamaları Derviş'e karşı içten içe gelişmekte olan muhalefeti su yüzüne çıkarıyor.
Ancak hâlâ koalisyon liderlerinden hiçbiri, hiçbir bakan, hatta milletvekillerinin çoğu, Derviş'e karşı açık tavır alamıyor. Şu günlerde Derviş'in arkasındaki güçlü kamuoyu desteği bu tür olumsuz tavırları engelliyor.
Ancak para ve döviz piyasalarındaki olumsuz gelişmenin durdurulamayışı, kurların yükselmeye devam etmesi ve piyasalardaki sıkıntının artması Derviş'e açılan kredinin vadesini de kısaltıyor kuşkusuz. Merkez Bankası'nın döviz rezervleri günden güne erirken ve dün itibariyle dolar kuru 1 milyon 300 bin liraya doğru tırmanırken, bütün bakanlar, koalisyon liderleri paniğe kapılıyor; "piyasalar nasıl durulacak" telaşı yaşanıyor. Derviş'e soruluyor. Ancak Derviş'in yanıtı liderleri de bakanları da pek tatmin etmiyor; kaygılar ve Derviş'le ilgili soru işaretleri derinlik kazanmaya başlıyor. Çünkü son olarak dün bankalararası piyasada bir doların değeri 1 milyon 300 bin liraya vurduğunda Derviş, "kurun yükselmesi o kadar da önemli değil" diyor. Derviş, "önemli değil" diyor ama, liderler bu gelişmeyi önemsiyorlar. Dün öğleden sonra Başbakan Bülent Ecevit, program dışı bir liderler zirvesi düzenliyor. Zirveye Kemal Derviş de çağırılıyor. Konu, piyasalardaki kilitlenme nasıl aşılacak, döviz kurları nasıl istikrar kazanacak? Derviş'in yanıtı yine aynı oluyor: "Program ilan edilince..."
YASALARI KİM GECİKTİRİYOR?
Bu arada, "15 günde 15 yasa çıkar mı?" tartışması da ilginç bir boyut kazanıyor. Hükümet 15 günde 15 yasayı Meclis'ten geçirmek için karar alıyor. Komisyon başkanları ile Meclis başkanvekilleri ile gerekli görüşmeler yapılıyor. Program hazırlanıyor ama bir türlü Meclis'e sevkedilecek yasa bulunamıyor.
Şu anda hazır olan sadece iki tasarı var. Biri, geçen ağustos ayında Meclis'e sunulan ve genel kurul gündeminde olan Şeker Kanunu, diğeri de 29 Mart günü Meclis'e gönderilen, bütçe yasasında değişiklik öngören tasarı...
Bunun dışındaki 11 yasa için Derviş'in ve Derviş'e bağlı Hazine Müsteşarlığı'nın hazırlıkları tamamlaması bekleniyor. Önceki gün Başbakanlığa iki tasarı geliyor. Biri Doğalgaz Kanunu, diğeri de Kamulaştırma... Bütün bakanların imzalamasından sonra her iki tasarı da Derviş'e götürülüyor, o da imzalasın ki, liderlerin imzasını alıp geçirilip zaman kaybetmeden Meclis'e sunalım diye. Ancak Derviş imzalamıyor. "İncelemem lazım" diyerek çantasına koyuyor her iki tasarıyı da...
Şu 9 yasa ile ilgili olarak Başbakanlığa henüz hiçbir taslak gelmiş değil:
Bankalar Kanunu, Fonların Kapatılması Kanunu, Merkez Bankası Kanunu, Tütün Kanunu, Telekom Kanunu, Sivil Havacılık Kanunu, Görev Zararları Kanunu, İhale Kanunu, Borçlanma Kanunu...
Bu 9 yasadan beşini hazırlamakla görevli adres ise Derviş'e bağlı olan Hazine Müsteşarlığı... Şimdi kafaları kurcalayan soru şu: Kemal Derviş bu kadar acil ve önemli kabul ettiği bu yasalarla ilgili hazırlıkları niye geciktiriyor?
Daha da önemlisi, piyasalardaki yangına niye kayıtsız kalıyor Derviş?
|